Cumhuriyet kurulmadı, ilân edildi-1

Abone Ol

Türkiye Devleti namıyla teşkil edilen devlet varlığını ve hükümranlığını ilk defa 29 Ekim 1923'te ilan etmedi. Türkiye Devleti müstakilliğini, misak-ı milli hudutlarındaki hükümranlık beyanını ilk defa 30 Ekim 1922'de 307 nolu kararla ortaya koydu.

“Osmanlı İmparatorluğunun İnkıraz Bulup Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Teşekkül Ettiğine Dair” 307 Nolu Karar:

Osmanlı İmparatorluğunun münkariz olduğuna ve Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül ettiğine ve yeni Türkiye Hükümetinin Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun hududu millî dahilinde yeni vârisi olduğuna ve Teşkilâtı esasiye kanuniyle hukuku hükümrani milletin nefsine verildiğinden İstanbul'daki Padişahlığın madum ve tarihe müntakil bulunduğuna ve İstanbul'da meşru bir Hükümet mevcut olmayıp İstanbul ve civarının Büyük Millet Meclisine ait ve binaenaleyh oraların umum idaresinin de Büyük Millet Meclisi memurlarına tevdi edilmesine ve Türk Hükümetinin hakkı meşruu olan Makamı hilâfeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurtaracağına karar verildi. (30 teşrinievvel 1338)

Bu karardan bir gün sonra 1 Kasım 1922 tarihinde alınan “Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Hukuku Hâkimiyet Ve Hükümraninin Mümessili Hakikisi Olduğuna Dair” 308 Nolu Meclis Kararı:

“1. — Teşkilâtı Esasiye kanuniyle Türkiye halkı, hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin mümessili hakikisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti mâneviyesinde gayrikabili terk ve tecezzi ve ferağ olmak üzere temsile ve bilfiil istimale ve iradei milliyeye istinat etmiyen hiç bir kuvvet ve heyeti tanımamağa karar verdiği cihetle misakı millî hudutları dahilinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinden başka şekli Hükümeti tanımaz. Binaenaleyh Türkiye halkı hâkimiyeti şahsiyeye müstenit olan İstanbul'daki şekli Hükümeti 16 Mart 1336'dan itibaren ve ebediyen tarihe müntakil addeylemiştir.

2. — Hilâfet, Hanedanı Âli Osmana i ait olup Halifeliğe Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bu Hanedanın ilmen ve ahlâkan erşet ve eslâh olanı intihap olunur.

Türkiye Devleti Makamı Hilâfetin istinatgâhıdır.”(1/2 teşrinisani 1338)

Câlib-i dikkat bir husus da şudur ki; bu kararlar mecliste müzakere edilirken bir değişiklik teklifi gelmiş. Bu teklifte ise “Hilafet Türklere, Hanedânı Âli Osman'a aittir” denilmektedir.

İnkılâp Tarihi kitaplarında 'saltanatın kaldırıldığı gün' olarak öğretilen 1 Kasım 1922'de; Osmanlı Devleti'nin zevale erdiği yerine bir yeni Türkiye Devleti'nin kurulduğu bu iki kararla ilan olunuyordu.

Peki niçin bu tarihin Türkiye Devletinin kuruluşu olarak kutlanması cihetine gidilmedi de 29 Ekim 1923'ün sanki devletin kuruluş tarihiymiş gibi telakki edilmesi teklin edildi? Şayet 29 Ekim değil de 30 Ekim veya 1 Kasım Türkiye Devletinin kuruluş yıldönümü olarak kutlansa idi, yukarıda zikrettiğimiz 307 ve 308 nolu TBMM kararlarına dikkatler çevrilecekti.

Bu kararlara bakılınca her ne kadar da İstanbul Hükümetinin ve Padişahın şahsının siyasi hâkimiyetinin sona erdiği beyan ediliyorsa da 'Halifelik Makamı'nın devam edeceği ve hatta yeni devletin kendisini halifeliğin istinatgâhı olarak açıklıyor olması gözlerden kaçırılamayacak ve bu hakikatin üstü kapatılamayacaktı. Bu iki kararda çok açıkça ortaya koymaktadır ki, Hilafetin akıbeti meselesi en mühim mesele olarak Meclisin önündedir.

307 nolu kararda; “Türk Hükümetinin hakkı meşruu olan Makamı hilâfet” denilmektedir.

Tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde ve çok bariz bir beyanla şu söyleniyor; Türk Devleti hilafet makamını esaretten kurtarmak üzere kurulmuştur.

Peki, 29 Ekim 1923'te ne olmuştu? 30 Ekim 1922'de 'Osmanlı Devleti sona erdi, bundan sonra Türkiye Devleti vardır' denildikten 1 sene sonra bu devleti bir Reis-i Cumhurun temsil edeceği ve Bakanlar Kurulunu, Reis-i Cumhurun tayin edeceğine dair bir Anayasa değişikliği olmuştu.

23 Nisan 1920'de başlayan Meclis Hükümeti Sistemi olarak da adlandırılan idari mekanizma 29 Ekim 1923'te değişikliğe uğramıştı. 29 Ekim 1923 tarihinde 354 Sayılı “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun Bazı Mevaddının Tevzihan Tadiline Dair Kanun" kabul edildi. Bu kanuna göre Teşkilatı Esasi'nin eski 1. maddesine son bir fıkra eklenerek "Türkiye Devleti'nin şekl-i Hükumeti Cumhuriyettir" denilmişti.

O gün yapılan Teşkilatı Esasi'deki değişiklikleri kısaca zikredecek olursak:

Madde 1. Hakimiyet bila kayd-ü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devleti'nin şekl-i hükümeti, Cumhuriyettir.

Madde 2. Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir.

Madde 4. Hâkimiyet, bilâ kayd-ü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.

Madde 10. Türkiye Reisicumhuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından bir intihap devresi için intihap olunur. Vazife-i Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.

Madde 11. Türkiye Reisicumhuru devletin reisidir. Bu sıfatla lüzum gördükçe meclise ve heyet-i vekileye riyaset eder.

Madde 12. Başvekil Reisicumhur tarafından ve Meclis âzası meyanından intihap olunur. Diğer vekiller Başvekil tarafından gene Meclis âzası arasından intihap olunduktan sonra heyeti umumiyesi Reisicumhur tarafından Meclisin tasvibine arzolunur.

Değişikliğin hepsi bu kadar. Görülüyor ki “Yeni bir devlet kurulmuştur. Bu devletin amacı şudur! “ vesaire gibi yorumlanacak hiçbir hüküm yok!

Bu maddelerle ne değişmişti? Cumhurbaşkanlığı makamı ihdas olunmuş, bu kanundan önce Meclis Başkanı olan Mustafa Kemal bu kanundan sonra Reis-i Cumhur olmuştur. Cumhurbaşkanlığı makamının ihdasına kadar TBMM, bugünkü tabirle başbakan ve bakanlar kurulunu seçme yetkisine sahip iken bu tarihten sonra bu yetkileri Cumhurbaşkanlığı makamına verilmiş oldu. Cumhurbaşkanına aynı zamanda devlet başkanı ünvanı veriliyordu. Hepsi bu kadar!

(Devam edecek)