Hayatta iki tür sıkıntı vardır, biri geçim sıkıntısı diğeri can sıkıntısı sözü. Hayatta başka sıkıntılar da var elbet ama geçim sıkıntısının can sıkıntısını önlediği ya da can sıkıntısının geçim sıkıntısı olmayan insanların harcı olduğu iddiasındadır bu söz. Peki gerçekten de öyle mi? Canı sıkılan insanlara baktığımda yapacak işleri olmayan kişiler olduğunu görüyorum. Mesela emekliler çok sıkılıyorlar. Ya da hayatını anlamsız gören tuzu-kurular, onların daha da çok sıkılıyor canları. Felsefe de can sıkıntısından kurtulmak için bulunmuş bir çözüm olabilir. Benim durumum için bulunabilecek en pratik çözüm bir film/dizi izlemek. TV’de ya da başka mecralarda yayınlanan dizi/filmlerin bu kadar çok rağbet görmesinin temel nedeni insanların can sıkıntısı. Peki ya dizi izlerken de sıkılanlar ne yapsın? “Âlem boşluk kaldırmaz” derler, zihin hiç kaldırmıyor. Meşgul olacağımız zihinsel bir gündemimiz yoksa “boş” kalan zihin hemen doluyor. Neyle mi? Abuk sabuk düşüncelerle! Gerçi onlara düşünce de denemez ya, geçmiş olaylar ve gelecek planlarıyla meşgul oluyor zihin ve anksiyete gelişmeye başlıyor. Eğer eğitimli bir zihniniz yoksa olumsuz olaylar ve durumlar üzerine odaklanıyor ve mutsuz oluyorsunuz. Böylece pek çok patolojik durum ve olay doğuruyor can sıkıntısı, son günlerde maruz kaldığım reality show tarzındaki gündüz kuşağı programlarında görülen patolojiler ortaya çıkıyor. Bu, hiç şüphesiz toplumsal bir problem. O nedenle insanların boş kalmaması gerekiyor.