ÇALIŞMAK, BAHÇELİ, EŞEĞİN BEKLENTİSİ
Günaydın dedi telefondaki ses hayırlı olsun diye devam etti. Çok sevdiğim bir yakınımdı. Sordum, nedir hayırlı olan?
Mahallemize uzaklardan bir gelin daha geliyormuş diye devam etti. Mahallemize değil, ailemize diye cevap verdim. Dünya böyledir işte kimi gelir kimi gider, önemli olan hayırlı olması, evlenen gençlerin mutlu olması, sağlam bir evlilik yapabilmesi dedikten sonra inşallah öyle olur diye cevap verdi sonra, bu sefer sen nasılsın diye ben sordum?
Öyle çalışırım köle gibi dedi. Üzüldüm. Öyle köle gibi filan deme. Çalışmak güzel şeydir. Asıl tembellik köleliktir. İnsanın kendi kazandığından, kendi el emeği, alın terinden daha güzel ne olabilir ki, çalışmayanlar daima çalışanların kölesi olmuşlardır, veren al alan elden daima üstündür diyerek teselli ettim.
Evet, zor bir işi vardı ama çalışmaya da mecburdu. El işiydi lakin çalıştığı yerden de memnundu. Herkesi, çalışmayan, kapı kapı gezen hemcinslerini görünce üzülüyor gibiydi.
Şaka yaptım, ben halimden memnunum, kimseye muhtaç olmak istemem dedi.
Sen ne yapıyorsun? diye O bana sordu.
Gazeteye yazı yazacağım dedim.
Ne yazacaksın, Bahçeli'yi mi? diye tekrar sordu.
Bir kaç konu var, düşünüyorum, O da olabilir dedim.
Eline sağlık, yüreğine de sağlık, kolay gelsin, senin iş de kolay değil dedi ve vedalaştık.
İşsizlik sorununun olduğu ülkemizde, işini severek yapan da vardı, zorlanarak, sevmeden yapan da. Ama çalışmak zorundaydık. Bizi ancak çalışmak kurtarabilirdi.
Ne var ki çoğu insan, alın teri dökmeden, terlemeden, eğitimini almadan, emek harcamadan kolay işlerde çalışıp çok para kazanmak, kısa zamanda tabir caizse köşe dönmek istiyordu.
Kimi de çok çalıştığı halde, saatlerce çalıştığı halde hak ettiği ücreti alamıyor, adeta eziliyordu.
Hele çalışan kadınların çoğu ya horlanıyor, ya aşağılanıyor, ya da ucuz işçi muamelesi görüyordu. Sözle ve hain bakışlarla taciz edilmeleri de işin cabasıydı.
Erkeklerin kahve köşelerinde oturup, kadınların park ve bahçelerde, fabrikalarda, tarlalarda, meydanlarda, kaldırımlarda çalışması ya da çalışmak zorunda bırakılması anlaşılır gibi değildi.
BAHÇELİ Mİ BOHÇALI MI?
Telefondaki yakınım Bahçeli'yi mi yazacaksın diye sorunca ister istemez aklıma MHP Lideri Devlet Bahçeli geldi.
7 Haziran Genel Seçimlerinden sonra ortaya çıkan siyasî durum Devlet Bahçeli'nin baştan beri takındığı anlaşılmaz tavırla ilgili ne yazılabilir ki?
Bahçeli, hükümet kurmaya yaklaşmıyor. Ama akıl veriyor, ödev veriyor, sorumluluk altına girmek istemiyor, CHP'nin Başbakanlık teklifini, Blok olma teklifini reddediyor. AKP'nin koalisyon teklifini reddediyor. HDP'ye oy veren 6 milyon kişiyi HDP'yi parti saymıyor, yok sayıyor.
Hükümet olmak, iktidarda bulunmak istemiyor. Ülkeye hizmet etmekten kaçınıyor. Muhalafet, Ana Muhalefet Lideri olmak istiyor, taşın altına eline koymak istemiyor. Genel Merkez'e gidip çay içmek, gazetesini okumak istiyor. Etliye sütlüye karışmak istemiyor. Akıl veriyor, akıl almak, burnundan kıl aldırmak istemiyor.
Oynamasını bilmeyen gelinin yerim dar, oynayamam dediği gibi hep kıvırtıyor. Çözüm sürecinin sona ermesine, şehitlerin sayısının artmasına, anaların gözyaşı dökmesine bakmıyor, Erdoğan düşmanlığından başka iş yapmıyor.
Bahçeli elinde bohça kaçmayı bekleyen bir genç kız gibi bekliyor. Ne kaçmaya razı, ne de kaçmamaya? Ne yapacağını bilmiyor.
Sanki bir beklentisi var gibi bekliyor. Ama ne beklediğini de bilmiyor.
Oturduğu yerden %16 oy almış, sanki barajın altında kalmayı bekliyor.
Bahçeli bir şeyler bekliyor. Bahçeli'nin bir beklentisi var. Ama ne bekliyor?
EŞEĞİN BEKLENTİSİ
Beklenti deyince aklıma geldi. Çiftlikte yaşayan hayvanlar başlarındaki ağanın zulmünden iyice bıkmışlar. Bir araya gelip toplanmışlar. Ağanın elinden ve zulmünden kurtulmak için hep birlikte ağayı tekmeleyip öldürmeye karar vermişler. Birlikte hareket etmek için birbirlerinden söz almak istemişler.
Eşek Ben sizinle beraber hareket edemem, benim beklentim var diye itiraz etmiş. Benim beklentim var, ben sizinle beraber olamam demiş.
Diğer hayvanlar eşeğe kızmışlar Nedir beklentin? diye bağırmışlar. Eşek, eşekçe bir gülümsemeyle cevaplamış:
Ağa dün eşiyle beraber olmak istedi, O da ona yaklaşmayıp uzak durunca O'na kızdı ve Bak bir daha böyle yaparsan seni eşeğin yanına gönderirim dedi. Arkadaşlar anlayacağınız benim beklentim var
Anlayana sivrisinek saz! Anlamayana davul zurna az.
GÜNÜN SÖZÜ
MUKTEDİRİM DİYEREK, ZULME TEVESSÜL ETME
ATEŞ SENİ YAKALAR, ZALİMLERE MEYLETME
MAZLUMUN ALLAH'I VAR, SAKIN OLA AH ALMA
TOHUMUNU İYİ SEÇ, TOPRAĞINA KİN EKME!
Muhammed Fatih
KAMİL BİRCAN 19.08. 2015