Günümüzde her geçen gün artan işsizlik oranları, güvencesiz çalışma koşulları ve küresel krizler; çalışan bireylerde ruhsal sıkıntılara yol açabiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Psikolog Başak Kıcır ise, işyerlerinde ruh sağlığının ihmal edildiğinden yakınarak bu noktada çözüm odaklı olunması gerektiğine işaret etti. Kıcır, “Ruh sağlığı sorunlarının çözümünde, sorunu örtbas etmek yerine konuşmak ve erken müdahalede bulunmak oldukça önemli” diye konuştu.

, PSİKOLOJİK BEDELLERİ DE BERABERİNDE GETİRİYOR

Psikolojik bozuklukların dünya çapında yaygınlık kazandığının gözlendiğini belirten Psikolog Başak Kıcır, çalışma yaşamında iş ile iş-dışı arasında fiziki ve mekânsal bir ayrım yapılabildiğini fakat ruh sağlığı söz konusu olduğunda böyle bir ayrım yapmanın zor olduğunu vurguladı. Psikolojik bozukluklarda gözlenen artışın işgücü piyasasına yansıdığını da aktaran Psikolog Kıcır, “Günümüzde çalışanlar, ruh sağlıklarını etkileyebilecek yeni örgütsel yapı ve süreçlerle hiç olmadığı kadar çok karşılaşıyor. Küresel krizler, güvencesiz çalışma, artan işsizlik oranları psikolojik bedelleri de beraberinde getirmeye devam edecek gibi görünüyor” diye konuştu.

TANI, TESPİT VE TEDAVİ ÖNEM ARZ EDİYOR

İşyerlerinde ruh sağlığının uzun bir süre ihmal edilen konu olduğuna dikkat çeken Kıcır, son yıllarda işyerinde ruh sağlığına ilişkin araştırmalarda artış görüldüğünü de aktardı. Kıcır, “Psikolojik bozukluklarla damgalanmaya maruz kaldığı için çalışan, yaşadığı sorunu gizleme yolunu tercih eder. İşverenler ve çalışanlar çoğu zaman işyerindeki psikolojik bozuklukların farkında değildir. İşyerinde psikolojik bozuklukların işe devamsızlık, düşük verimlilik, yüksek sağlık harcamaları ve maluliyet masrafları gibi sonuçları vardır. İşyerinde ruh sağlığını geliştirmenin yolu psikolojik bozuklukları tanımak, tespit ve tedavi etmekten geçer” şeklinde konuştu.

İŞGÜCÜ PİYASASINDAKİ DEĞİŞİMİN ETKİSİ BÜYÜK

İşyerinde en sık karşılaşılan psikolojik bozuklukların; depresyon, kaygı, stres ve travma-sonrası stres olduğunu söyleyen Kıcır, işin psikopatolojik etkilerine ilişkin gözlemlenen, işle bağlantılı en sık rastlanan psikiyatrik rahatsızlıkların; depresif bozukluklar, kaygı ve uyum bozuklukları, aynı şekilde travma sonrası stres bozukluğu semptomları olduğunu kaydetti. Psikolog Kıcır, “Ruh sağlığı sorunları dünya çapında giderek artmaktadır. İş yerleri toplumdaki değişimlerden doğrudan etkilenen, bu değişimleri yansıtan mekânlardır. Dolayısıyla genel nüfusta psikolojik bozuklukların yaygınlığında görülen artışın iş yerlerinde de benzer bir artışla sonuçlandığı ifade edilebilir. Buna ek olarak işgücü piyasasının durumu çalışanların ruh sağlığını etkiler. Çalışma yaşamı ve işgücü piyasasındaki değişim ve dönüşümler de işyerinde psikolojik bozuklukların yaygınlığını artıran etkenler arasında yer alır. Otomasyon, bilgi teknolojisinin hızlı uygulamaları, daha esnek çalışma yöntemleri küreselleşmenin beraberinde getirdiği değişimlerdir. Çalışanlar, küçülme, işten çıkarma, şirket birleşmesi, koşullu istihdam ve artan iş yükü gibi ruh sağlıklarını etkileyebilecek yeni örgütsel yapılar ve süreçlerle geçmişe oranla çok daha fazla karşılaşıyor. İş ve özel alan arasındaki sınırların bulanıklaşması, işin gerektirdiklerinin tahmin edilemezliği, güvenlik ve sağlık korumasının ihmal edilmesi işgücü piyasasındaki değişimlerin temel olumsuz etkileri. Bu değişimler çalışanların yaşadığı stresi artırıyor. Çalışanların yaşadığı işle bağlantılı stresin olası diğer nedenleri; aşırı çalışma, açık yönerge eksikliği, gerçekçi olmayan teslim tarihleri, karar vermeden mahrumiyet, iş güvencesizliği, yalıtılmış çalışma koşulları, gözetim ve yetersiz çocuk bakımı düzenlemeleridir. Cinsel taciz kadınlar için, ayrımcılık da etnik azınlıklar için işyerindeki stres kaynaklarındandır. İş güvencesizliği, zaman baskısı ve kariyer gelişiminde olanak eksikliği işyerinde olası stres göstergeleridir. Tüm bu değişimler çalışanların yaşadığı stresi artırmakta ve ruhsal sağlıklarını olumsuz etkilemektedir” dedi.

5 ilde orman havacılık işletme müdürlüğü kuruldu 5 ilde orman havacılık işletme müdürlüğü kuruldu

TEDAVİLER İŞE DEVAM EDİLMESİNİ SAĞLAR

İşyerinde görülen psikolojik bozuklukların artışında psikolojik tedavi ve teşhis süreçlerindeki gelişmelerin de etkisi bulunduğunu açıklayan Kıcır, tanılayıcı sistemdeki değişiklikler, daha açık tutumlar ve gelişmiş teşhis ve farkındalığın, teşhis edilmiş ruh sağlığı sorunlarındaki artışa katkı sağlayabileceğini belirtti. Son yıllarda hem ruh sağlığı tedavileri hem de ruhsal hastalığı olan kişilerin iş yaşamında katkı sağlayabilecekleri anlayışının önemli ölçüde geliştiğini anlatan Kıcır, “Etkili tedaviler ve uygun yerleştirme stratejileri de ruhsal hastalığı olan kişilerin işgücüne katılmasını mümkün kılar. Tedavideki ilerlemeler eskiden ruh sağlığındaki sorunlar nedeniyle işyerini terk etmesi gereken kişilerin işe devam edebilmesini sağlar. Bu ilerlemeler çalışanın muhafaza edilmesini sağlayarak ruh sağlığı sorunu nedeniyle iş değiştirme ve uzman kaybını azaltır. Fakat diğer yandan işverenleri yeni, geleneksel olarak az değer verilmiş çalışanlarla karşılaştırır. Her ne kadar psikolojik tedavide olumlu gelişmeler olsa da ruhsal bozukluğu olan birçok kişinin işgücüne katılmadığını biliyoruz. Bu nedenle ruhsal bozuklukların işgücü içerisindeki yaygınlığı genel nüfusa göre daha düşüktür. Herhangi bir zamanda yetişkin nüfusun yüzde 20’sinin ruh sağlığı sorunları olacağı tahmin ediliyor” ifadelerine yer verdi.

RUH SAĞLIĞI SORUNLARININ BİRÇOK SONUCU VAR

Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün işyerinde ruh sağlığı sorunlarının sonuçlarını özetlediğini aktaran Kıcır, rapora göre işyerinde ruh sağlığı sorunlarının etkilerini anlattı. Kıcır, “İşte devamsızlık. Toplam hastalık izninde artış, özellikle sık olarak kısa süreli işe gelmeme. Sağlığın bozulması (depresyon, stres, tükenme). Sağlık durumunun iyi olmaması. (yüksek kan basıncı, kalp hastalığı, ülser, uyku bozuklukları, deri döküntüsü, baş ağrısı, sırt boyun ağrıları, enfeksiyonlara düşük direnç). Çalışma performansında, verimlilik ve üretimde düşüş. Hata oranlarında artış. Kazalarda artış. Karar-vermede yetersizlik. İşin planlanması ve denetiminde bozulma. Güdülenme ve bağlılık kaybı, tükenme, uzun saatler çalışmaya rağmen getirinin azalması, düşük puantaj, işgücü devri (şirketlerde özellikle üst yönetim kademelerinde olursa daha masraflı).İş arkadaşları arasında gerilim ve çatışmalar, müşterilerle zayıf ilişkiler ve disiplin sorunlarında artış gibi sonuçlar ve durumlar söz konusu olabilir” diye konuştu. 

ERKEN MÜDAHALEDE BULUNULMALI

Ruh sağlığı sorunlarının çözümünde, sorunu örtbas etmek yerine konuşmanın ve erken müdahalenin önemli olduğunun altını çizen Kıcır, sözlerine son olarak şunları ekledi: “İşverenler bu müdahaleyi yukarıda belirtildiği gibi ruh sağlığı okuryazarlığını artırarak ve damgayı azaltarak sağlayabilir. Çalışanlar damgalama korkusuyla psikolojik güçlüklerini ifşa etmekten ve destek almaktan kaçınacaklardır. Ruh sağlığı hakkında eğitimi artırmak, destek sunmak; damgayı ve kişinin ruh sağlığı sorunlarını açığa çıkarmakla ilişkili korkusunu azaltmak çalışanların gösterdiği semptomların tedavi edilme ihtimalini artırabilir. Yine damgalamayı önlemek için gizliliğe önem verilmeli, çalışanların destek alırken rahat hissetmesi sağlanmalıdır. İşyerinde ruh sağlığını kazanmak; sağlık ve iyilik halini zenginleştiren bir işyeri kültürü inşa etmekle ve çalışanların işyeri ortamındaki güvenlik ve sağlık risklerinden korunmasına odaklanmakla başlar. İşin tasarımı, çalışanın güvenliği, sağlığını ve iyilik halini hedef almalı, aynı şekilde bireysel çalışanların ihtiyaçlarını koruyup kollamalıdır. Sağlıklı şirket kültürü, insanların tüm iş günü boyunca yüzde 100 kapasitede işlev göremeyeceklerini kabul eder, çalışanların ideal olarak sağlıklı yiyeceklere erişimi içeren molalara, fiziksel aktivite olanaklarına, işin gerektirdikleri ile aile sorumlulukları arasında bir dengeye, yeterli dinlenmeye ve süpervizörlerle ve iş arkadaşlarıyla sağlıklı sosyal etkileşimlere ihtiyacı vardır. Kısacası, sağlıklı şirket kültürü, etkin olabilmek için hem bireyin hem de örgütün endişelerini dikkate alır. Sağlıklı şirket kültürü oluşturmak, üst düzey yönetici desteğiyle başlar ve yönetimin her düzeyini içerir.”

Muhabir: TUBA KAYA