ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI: ENFORMASYON OBEZİTESİ

Abone Ol

Obezite, vücutta aşırı miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan kronik bir sağlık sorunu olarak tanımlanmıştır. Bu sağlık sorununu yaşayan bireyler ise obez olarak adlandırılır. Günümüz dünyasında, insanlığın geleceğini tehdit edecek şekilde obezite oranı her geçen gün artmaktadır. Hükûmetler, bu sorunla mücadele etmek adına milyonlarca dolar harcamaktadır.

İnsanlar, fiziksel obeziteyle mücadele ederken; nedense, en az bedenimizdeki yağ birikimi kadar tehlikeli olan zihnimizdeki aşırı ve gereksiz bilgi birikimine kayıtsız kalmaktadır.
Belki de bunun nedeni, fiziksel obezitenin gözle görülür olması, bilgi obezitesinin ise zihnin derinliklerinde saklı kalmasıdır. Sosyal medya kullanıcıları, her gün maruz kaldıkları bilgi bombardımanını artık olağan bir durum olarak görmektedir.

Hâlbuki insan bir ev, araba ya da telefon alırken kılı kırk yararak araştırır. Ancak sosyal medyadaki her bilgiyi sorgulamadan, şüphe duymadan kabul eder ve zihninin en kıymetli yerine yerleştirir. Bilgiyi bir filtreden geçirme ihtiyacı bile duymaz.
Çünkü sosyal medyada yayımlanan her şeyin doğru olduğuna dair garip bir inanç gelişmiştir. Hele ki bu içerikler mizah ya da karikatür formunda sunulursa, kesinlikle inanmamız gerektiği düşünülür.

Zihinler manipüle edildiğinin, yönlendirildiğinin ya da işgal edildiğinin farkına bile varmaz.
Gazeteciliğin en güçlü olduğu dönemlerde bile, 5N 1K ilkesine rağmen insanlar manipüle edilebiliyordu. Kişilerin şeref ve haysiyetleri kolayca ayaklar altına alınabiliyordu.
Bugün ise hiçbir ilkenin işlemediği dijital dünyada, dezenformasyon sayesinde yalan saniyeler içinde kıtaları dolaşabilmektedir. İnsanlar da bu yalanların cazibesine kapılarak dünyayı, olayları algılamakta ve istenilen yöne savrulmaktadır.

Sosyal medya paylaşımlarında genellikle kötüler ve kötülükler ön plana çıkarılmakta; bu da insanlarda karamsarlık ve korku duygularını artırarak psikolojik bir çöküntüye neden olmaktadır.

Çözüm nedir, ne yapmamız gerekir?

Gelin, Derviş Yunus ne demiş, bir bakalım:

“Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni,
Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni.
Ne doğruyu aç gördüm, ne eğriyi tok,
Eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok.”

Öncelikle, bize ulaşan haber ve bilgileri teyit etmemiz gerekir. Çünkü biz, söylediklerimizden, yazdıklarımızdan ve paylaştıklarımızdan sorumluyuz.
Bunu yaparken yalnızca kendi duygu ve düşüncemize uygun kaynaklardan gelen bilgileri, sorgulamadan “mutlak doğru” kabul etme alışkanlığından kurtulmalıyız.

Aynı şekilde, inanç, düşünce ya da görüş olarak kendimize uzak bulduğumuz insanların paylaşımlarını da “kesin yanlıştır” önyargısıyla değerlendirmekten vazgeçmeliyiz.

Belki de en doğrusu, enformasyon detoksu yapmak ve sosyal medya perhizine girmektir.
Eğer bu detoksu ve perhizi uygulayabilirsek, hem dünyamızı hem de ahiretimizi mamur edebiliriz.

Selam ve dua ile…