Büyük resmi görmek

Abone Ol

                  Müslüman, hayatı imanla anlamlandıran insandır. Onun derdi, kaygıları, heyecanları her şey den üstün tuttuğu inancı uğrundadır. O pasif değil bir aksiyon adamıdır. Hayata, sahip olduğu iman zaviyesinden bakar. Küçük hesaplar peşinde olmaz. Önyargıları ile hareket etmez. Kendisini küçük dünyasının içerisinde kimsesiz değil, büyük bir iman ailesinin içerisinde görür. Mahalli değil, cihanşümul bir ufku vardır. Düşüncesi derindir, sözü hikmetlidir.  Olayları analiz ederken kısa vadeli düşünmez. Umutludur, her hesabın üzerinde Yüce Rabbisinin bir hesabının da olduğuna inancı tamdır. Hayatın kendisine kazandırdığı tecrübelerle hareket eder. “Mü'min bir yılan deliğinden iki defa ısırılmaz.” (Buhârî, Edeb 83)  hadisini kendisine esas alır. Birçok defa kaybetse de istişareyi elden bırakmaz.  Yaşamın her alanında büyük resmi görmeye çalışır. Gündelik hesaplar ve şahsi çıkarların onun hayatında yeri yoktur. O tüm sevinci ve mutluluğunu İslam âleminin yüzünün gülmesinde görür.

                  Nedir O büyük resim? Büyük resim; Müslümanların birlik ve beraberliği, dirlik ve düzenidir.  İslam âlemi kan ağlarken;  senin ya da mensup olduğun küçük dünyanın insanlarının büyük ganimetler devşirmesi seni mutlu etmemelidir.  Şu hadise bizim için en büyük örnektir: Sırrı Sâkâti Hazretleri esnaftı. Onun dükkânının bulunduğu çarşıda yangın çıkmıştı. Halk yangın yerine koşuyor, hangi dükkânın yanıp yanmadığına bakıyorlardı.  Sırrı Sakatî Hazretleri, yangın yerinden gelen bir adama, Benim dükkânım da yanmış mı? diye sorunca; hayır senin dükkan yanmamış cevabını aldı ve “Elhamdülillah, Allah'ım  sana şükürler olsun” dedi. İşte bu şükür onun için yıllarca sürecek vicdan azabına dönüştü.  “Ben o gün, «Elhamdülillâh!..» demekle, bir anlık da olsa sırf kendimi düşünmüş, felâkete uğrayanların ıstırabından uzak kalmış oldum. İşte, otuz senedir o hâlimin tövbesi içinde gözyaşı dökmekteyim.” demiştir.

                  Müslüman feraset ve basiret sahibi olmalıdır. Peygamberimiz "Müminin ferasetinden korkunuz Zira O Allah'ın nuruyla bakar" Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an,16)  buyurmuştur. İlim öğrenmek yahut bir şeyler okumak bir makam sahibi olmak farklıdır; feraset ve basiret sahibi olabilmek bambaşka bir şeydir. Feras, at demektir. Feraset at gözü ile bakabilmektir.  At gözlüğü ile değil. Atlara gözlerini birbirinden bağımsız kullanabilme kabiliyeti bahşedilmiştir. Yani atlarda her göz, bağımsız olarak ayrı cisimleri görebilir. Bu durum atlara, yanlardan, önden ve arkadan görüntü sağlar. Göz merceği kafa yapısının dışına yerleştirilmiş atın gözlerinin her biri, etrafı 160-170 derecelik açıyla görür. Dolayısıyla toplam 320-340 dereceyi bulan görüş açısıyla at, insanlara kıyasla çok daha geniş bir sahayı aynı anda görme imkânına sahip olur. İşte Basiret, olayların önünü, arkasını görerek "Derinlikli ve Kuşatıcı" bakabilme sanatıdır. Basiret ise görme anlamına gelen "Basar" kökünden gelmiş olup konunun özüne kavrayabilme ve detayları anlayabilme kabiliyetidir.

                  Dinimiz İslam; insanları Hz Adem'in çocukları  ve büyük ailenin ferdi  kabul ederken, müslümanları  ise bir vücudun azaları olarak görmüştür. Peygamberimiz "Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."(Buhari, Edep, 27) buyurarak Müslümanların birbirlerinin sevincine ve acısına ortak olmaları gerektiğini beyan etmiştir. Dinimiz bu şekilde müminleri birbirlerine yaklaştırırken,İslam adına ellerine silah alıp ortalığı ateşe verip kan gölüne çevirenler, çocuk, kadın demeden insanları katledenler,  Kime hizmet ettikleri belli olmayan kana susamış bilgisiz ve ufuksuz bu insanlar cihat kastıyla yaptıkları bu haram fiilleriyle İslam'a hizmet değil, ihanet ediyorlar. Peygamberimizin yirmi üç yıllık örnek hayatını anlamadan, birilerinin kandırması ve dünya hırsı ile kendi din kardeşlerini öldürmeyi ibadet bilen, Müslümanlara tuzak kurmayı fazilet zanneden, Müslümanlar aleyhine kâfirlerle işbirliği yapmayı marifet addeden insanlardan uzak durmalıyız.

Peygamberimiz   "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"(Müslim, İman 93-94.) buyurmuştur. Biz Müslümanlar aynı yolun yolcuları aynı davanın müntesipleri, aynı peygamberin ümmetleri, birbirimizi sevmek zorundayız. Hadisteki zincirlemeye baktığımız zaman cennetin yolu birbirimizi sevmekten geçiyor. Bizler insan yetiştirme düzenlerimizi, ayetleri yorumlamadaki temel kıstaslarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Birbirlerinin kuyusunu kazan, birbirlerine düşman olan kendi menfaatleri için İslam âlemini felakete atanlar yarın acaba hangi yüzle Peygamberimizin sancağı altında toplanmayı aklından geçirebilirler.