Büyük Krize Doğru

Abone Ol

ABD ve İsrail’in, İran’a saldırısı ile başlayan savaş, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ile yeni bir boyuta ulaştı.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ile dünya büyük bir enerji krizine doğru yol alıyor. Şu anda petrol ürünlerinde başlayan sıkıntı, bu ürünlerin fiyatlarında yüksek miktarda artışlar getirdi. Ama iş burada bitmiyor.

ABD Başkanı Trump’ın, “İran Hürmüz Boğazını açmazsa enerji santrallerini vuracağız” diyerek 5 günlük süre verdi. İran buna karşı “ABD, enerji santrallerimizi vurursa biz de körfez ülkelerinin enerji santrallerini vururuz” diyerek cevap verdi.

Bu gelişme çok tehlikeli bir gidiştir. Enerji santrallerinin vurulması demek, sivil halkın bütün yaşantılarının zora girmesi demektir. Gerek bölgede gerekse tüm dünyada hayatın bütün alanlarında kullanılan elektriğin üretildiği santrallerin vurulması ile insanların içecekleri sudan tutun da ısınmalarına, aydınlatmaya hatta ulaşıma kadar bütün hayatlarının alt üst olması gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır.

Böylece milyonlarca sivil masum insanın hayatlarını devam ettirmesi mümkün olmayacaktır. Savaşın geldiği bu noktada, Trump’ın “İran ile görüşüyoruz, anlaşmak üzereyiz” şeklindeki açıklamalarının gerçek olmasını temenni ediyoruz.

Bir yandan, “Anlaşmak üzereyiz” diyen Trump, diğer yandan da kara birliklerini bölgeye sevk etmektedir. Trump’ın hangi açıklamasına güvenilecek belli değil. Aynı günde bile çok farklı ve birbirine zıt açıklamalar yapan Trump, dediğini yapar da, İran’ın enerji alt yapısını vurursa, İran’ın da buna karşılık vereceği aşikârdır. İşte o zaman sadece bölgenin değil dünyanın büyük kısmının çok büyük zorlukla karşı karşıya geleceğini tahmin etmek zor değil.

Bu durum böyle iken ikinci bir tehlike daha kapıdadır. Son gelen haberler doğru ise Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri, İran’a karşı savaşa katılacaktır. Böyle bir gelişme Üçüncü Dünya Savaşına biraz daha yaklaştığının işaretidir. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirliklerinin savaşa dâhil olması, İsrail’in beklediği ve istediği bir gelişmedir.

Bir yandan ABD ile birlikte İran’ı diğer yandan da Lübnan’ı Gazze’ye çevirmek isteyerek bu yönde adımlar atan İsrail’in tam da istediği Müslüman ülkelerin birbiri ile savaşmalarıdır. Bunun için Türkiye’yi de savaşa çekme planları uygulamışlar ama Türkiye 3 bin yıllık devlet aklı ile hareket ederek büyük bir soğukkanlılıkla bu planı boşa çıkarmıştır. Bir ara Azerbaycan için de aynı plan uygulanmış, Aliyev’in hemen oyuna düşmesi ile Azerbaycan’ın savaşa girmesi son anda Türkiye’nin girişimleri ile önlenmiştir.

Şimdi de körfez ülkeleri üzerinde aynı plan uygulanarak bu ülkelerin savaşa girmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Katar daha soğukkanlı davranırken Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri İsrail’in istediği adımı atmak yoluna girmişlerdir. Körfez ülkelerinin İran’a karşı savaşa girmesi ile İsrail ve ABD kenara çekilerek Müslümanların birbirlerini kırmasını seyredeceklerdir.

Gerek enerji alt yapılarının vurulması gerekse körfez ülkelerinin savaşa girmesi, Üçüncü Dünya Savaşının başlaması demektir ki nükleer bombaların da kullanılması ile dünya nüfusunun neredeyse yarısının yok olması gibi bit sonuç ortaya çıkacaktır.

Umarız bu savaş büyümeden bir anlaşma ile sonuçlanır da böyle bir sonuç ortaya çıkmaz.

İran bundan böyle her ne sebeple olursa olsun, körfez ülkelerini vurmaktan vazgeçmelidir. Şimdiye kadar “ABD üslerini vuruyorum” şeklindeki açıklamaları anlayışla karşılanmıştır ancak farklı yerlerin vurulması ile bu gerekçesi ortadan kalkmıştır.

Trump’da İran’ın enerji alt yapısını vurmak gibi bir deliliğe girmez İnşallah. Aksi halde akıbet kötü görünüyor. Allah’tan hayırlı gelişmeler niyaz ediyorum. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.