KONYA HABER

Bulgaristan’dan Konya’ya uzanan ilham verici bir yaşam öyküsü

Konya’nın kültürel ve entelektüel hayatına yön veren köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Konya Aydınlar Ocağı, bu kez spor, iş ve siyaset dünyasının saygın isimlerinden Süleyman Okur’u ağırladı. Milli bisikletçinin 80. yaş günü dolayısıyla düzenlenen ve büyük bir vefa örneği sergilenen özel gecede, göç yollarından şampiyonluk kürsülerine uzanan çarpıcı bir yaşam hikayesi paylaşıldı.

Abone Ol

OTUZ BİR YILLIK KESİNTİSİZ KÜLTÜR GELENEĞİ: SALI SOHBETLERİ

Etkinliğin açılışında söz alan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, çeyrek asrı aşan bir kararlılıkla sürdürdükleri geleneksel buluşmaların önemine dikkat çekti. Pandemi şartları ve Ramazan ayları dahil olmak üzere otuz bir senedir Salı sohbetlerini hiç aksatmadan organize ettiklerini vurgulayan Dr. Güçlü, insanlık tarihinin temelinde yatan güç ve hız arayışına değindi. İlk insandan bu yana hızlı ve güçlü olma arzusunun toplumsal yapıları ve spor dallarını şekillendirdiğini belirten Dr. Güçlü, Latince hızlı giden anlamına gelen "Velos" sözcüğünden türeyen bisiklet sporunun bu arayışın en estetik sonuçlarından biri olduğunu ifade etti. Bulgaristan'ın Deliorman bölgesinde doğup önce Karaman'a, ardından Konya'ya göç eden Süleyman Okur'un, Türk sporuna milli formayla uzun yıllar başarıyla hizmet etmiş çok değerli bir değer olduğunu hatırlatarak kürsüyü gecenin kahramanına bıraktı.

BALKANLAR'DAN ANADOLU'YA UZANAN ZORLU GÖÇ YOLLARI VE KAYIPLAR

Kürsüye davet edilen milli bisikletçi Süleyman Okur, konuşmasının ilk bölümünde soy ağacının tarihi köklerine ve balkan göçmenlerinin kimlik mücadelesine ışık tuttu. Karamanoğlu Beyliği'nin Yörük Türkleri kökenine dayanan aile tarihini paylaşan Okur, Fatih Sultan Mehmet döneminde Balkanlar'a iskan edilen atalarının, yüzyıllar sonra Osmanlı'nın bölgedeki gücünü kaybetmesiyle Anadolu'ya geri dönmek zorunda kaldığını anlattı. 1914 doğumlu babasının henüz 14 yaşındayken anavatana gelme hayali kurduğunu, ancak o dönem iki ülke arasında göç anlaşması olmaması sebebiyle kaçak yollardan sınırı geçmeye çalışırken Romanya'da yakalanıp hapis yattığını belirtti. Hatta babasının dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye mektup yazarak yardım istediğini, ancak olumlu bir netice alamadığını ifade etti.

Demokrat Parti hükümeti döneminde yapılan anlaşmayla birlikte 1951 yılının dondurucu ocak soğuğunda yola koyulduklarını aktaran emektar sporcu, trenle ulaştıkları Edirne'den sonra babasının ısrarıyla yakınlarının bulunduğu Konya'ya yönlendirildiklerini söyledi. Ancak Konya merkez yerine Karaman'ın Akçaşehir köyüne gönderilmelerinin ailede büyük üzüntü yarattığını, kamyon kasalarında yapılan bu zorlu yolculuk esnasında küçük kardeşi Lütfü'nün hastalanarak on gün içinde vefat ettiğini buruk bir dille anlattı.

ULUIRMAK MAHALLESİ'NDE BAŞLAYAN YENİ HAYAT VE BİSİKLETLE TANIŞMA

Ailesinin kendilerini daha iyi yetiştirebilmesi amacıyla 1954 sonbaharında Konya'nın Uluırmak mahallesine taşındıklarını ve bunun hayatındaki ikinci büyük hicret olduğunu belirten Okur, babasının burada at arabasıyla yük taşımacılığı yaparak geçimlerini sağladığını dile getirdi. Okul yıllarında basketbol, voleybol ve atletizm branşlarında başarılar elde ettiğini, Şekerspor çatısı altında lisanslı sporcu olarak ter döktüğünü anlattı. Sanat Enstitüsü'nü bitirdikten sonra Şeker Fabrikası'nda mevsimlik işçi olarak çalışmaya başladığı dönemde, mahalledeki arkadaşlarının bisiklet sporuna duyduğu ilgiden etkilenerek yönünü bu alana çevirdiğini aktardı.

1964 sonbaharında düzenlenen düz bisiklet yarışlarında beş haftada dört birincilik alarak dikkatleri üzerine çeken Okur, antrenörünün diğer branşlardaki yoğunluğu sebebiyle izin vermemesine rağmen yılmadı. Mesai bitiminin ardından evleri ile Kaşınhanı arasındaki 40 kilometrelik mesafede kendi imkanlarıyla antrenman yaptı. Alaaddin Tepesi çevresinde düzenlenen yarışta kazandığı kupayla rüştünü ispat edince, kulüp başkanından resmi antrenman iznini koparmayı başardı.

MİLLİ TAKIM GURURU VE ALMANYA YILLARI

Bisiklete başladığında babasının kendisine "Milli takıma seçilmeyeceksen, başarılı olmayacaksan bu işe hiç kalkışma" diyerek yüksek bir hedef koyduğunu belirten Süleyman Okur, bu sözlerden aldığı motivasyonla henüz altı ay sonra ay-yıldızlı formayı giyerek Bağdat Turu'nda mücadele ettiğini söyledi. Askerlik vazifesini yaparken Muhafızgücü takımına seçilen başarılı sporcu, o yılların zorlu malzeme şartlarında yaşadığı lastik patlama kazalarını ve pes etmeden sürdürdüğü hırslı mücadeleleri anılarıyla canlandırdı.

Gelecek kaygısıyla Almanya’ya işçi olarak gitmeye karar veren ve burada yüksek disiplinli bir çalışma temposuna uyum sağlayan Okur, yedi yıl süren gurbet hayatının ardından yurda kesin dönüş yaptığını belirtti. Kayınpederi Efrahim Durmaz'ın kurduğu iş ortaklığıyla ticarete atılan ve bir yandan da bisiklet sporuna yönetici düzeyinde hizmet etmeye devam eden usta isim, hayatının her döneminde memleket meselelerine duyarlı bir vatandaş olarak kalmaya özen gösterdiğini ifade etti.

Anlamlı gecenin nihayetinde, Konya eski Belediye Başkanı Ahmet Öksüz ve Dr. Mustafa Güçlü tarafından Süleyman Okur’a 80. yaşı anısına kıymetli eserler takdim edildi. Okur da konuklara, merhum gazeteci yazar İhsan Kayseri tarafından kaleme alınan "Milli Bisikletçi Süleyman Okur Zamana Karşı Yarışı" isimli biyografi kitabını hediye ederek teşekkürlerini sundu.