Boş tencereler iktidarları oynatır

Abone Ol

Ekonomi sayılar ve rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi hayatın kendisidir. Bunu son zamanlarda toplum iliklerine kadar hissetti ve hissetmeye devam edecek.

Güven ortamının kaybolduğu bir düzende ekonomi patinaj yapar. Stokçu da olur üretimi durduran da olur. Hele de sizin paranız bu güvensizlik ortamının zemininde oturuyorsa vay halinize.

Paranızın değeri düştükçe dışarıdan gelenlerin milyoncusu konumuna düşersiniz ve nitekim öyle de oldu. İhracata ve turizme yönelik büyümeden söz eder ve faiz takıntısıyla devam ederseniz sonumuz malum. O dış güçler dış güçler dedikleriniz sizin bizim dedelerimizin kanıyla sulanan topraklara gelir çökerler.

Stratejik noktalardaki üretim merkezlerini fabrikaları satarsanız bugün nasıl ki kağıt bulamıyorsak başka şeyleri de bulamayacağımız noktalara geleceğiz. Bu yönetimin iki elinin arasına kafasını alıp düşünmesinin zamanı geçti artık. Milleti düşünmekten çok iktidar kavgası yapmalarını hiç çekemeyeceğiz.

Açıklanan enflasyon rakamlarını halk asla kabullenmiyor ve artık bu aldatmadan vazgeçilmesini istiyor. Çünkü enflasyon bir numaralı halk düşmanıdır. Dünyada birçok ülkede enflasyon yükseliyor ama Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerde biraz daha farklı, daha şiddetli bir seyir izliyor. Küresel şokların yanı sıra bu ülkelerin yürüttükleri ekonomi ve para politikaları ve uygulamaları da enflasyonun “çok yüksek” seviyelere yükselmesine yol açtı.

Enflasyon başta ABD olmak üzere onlarca ülkede yükselmeye başladığında Türkiye’de zaten yüksekti, küresel şoklar ve politika tercihleriyle “daha çok yükseldi.” Dünyada enflasyonun tırmanışı bizim gibi ülkelerde hem ithal enflasyon hem de borçlanma maliyetlerinde yükseliş kanalıyla daha olumsuz etkileriyle piyasayı baskılayacaktır.

Yanlış ekonomi politikalarıyla halkın gözünden düşen iktidarın, birilerini zengin ederken toplumun büyük bir yüzdesini teşkil eden halkı dibe çekmesi en büyük yanlıştır. Her zaman söylenen şu sözü iktidarda olanlar unutmamalı. Patron halktır ve kararı da halk verecektir. Siz halkı ezerek veya yokluğa sürükleyerek bir yere varamazsınız. Boş tencere iktidarları yerinden oynatır. Bugün gelinen nokta da tam anlamıyla budur.

Özellikle temel gıda maddelerine ardı ardına yapılan zamlardan sonra, market etiketlerini not eden hangi market daha ucuza ürün satıyor onun hesabını yapan tipler oluşmaya başladı. Artık taneyle ya da yarım çeyrek gibi terimleri de alışverişlerde, pazarlarda duyar olduk.

Günlerdir açıklanamayan asgari ücret bu yazı yazılırken henüz açıklanmamıştı. Aslında yazacaklarımız o konuyla ilgiliydi. Muhtemelen en kısa sürede açıklanacaktır. Çünkü artık bıçak kemiğe dayandı. Hem çalışan hem de işveren açısından sağlanacak kolaylıklar piyasaya yeniden bir hareket kazandıracaktır. Üstelik orta gelir grubu diye bir durumdan söz edilemez ve sürekli dar gelirli terimini kullanıyorsak, o zaman bu konu bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Her nedense bu ücretleri belirleyenlerin aldıkları maaşlar 30 bin ile 50 bin arasında değişirken, bu düşük rakamlara alışık olmadıkları için karar vermekte zorlanmalarını da anlamaya çalışıyoruz. Hani asgari ücretli konuştuğu zaman “gelsinler bizim aldığımız maaşları onlara verelim bir ay bi denesinler geçinebiliyorlar mı? evin kirası faturalar, çocukların okul ve bez giderleri mutfak masrafını halletsinler bir de kenara üç beş kuruş koyarlar herhalde” diyorlar ya…

Umalım ki; açıklanan asgari ücret herkesi memnun eden bir düzeyde olsun. Her ne kadar zam yapılırsa yapılsın kur artışlarının önüne geçilmediği müddetçe yapılan zamlar da para olmaktan çıkacaktır. Fakat artık atılması gereken adımların bir an önce atılması lazım. Çünkü yapılan açıklamalar da bugün geldiğimiz noktada hiç karşılığını bulmadığı gibi anlam da kazanmadı.