Biri Aşk Yolunda...

Abone Ol

BİRİ AŞK YOLUNDA CAN VERİR BİRİ EKMEK VERİRKEN CAN ÇEKİŞİR

Güneşin nuru pislik üzerine düşmekle pislenmez. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1006)

Kaptan değilsen gemiyi kullanmağa kalkma. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1018)                                                             

Balıkların bekçiye, ihtiyacı yok, bekçinin uyuyanlara faydası olur. ( Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1034)                   

Derenin suyu deveye göre az, fareye nisbet edince deniz gibidir. Sen on rekât namaz kılsan usanırsın ben beş yüz rekâtla yorulmam. Biri aşk yolunda can verir bir başkası bir ekmek verirken can çekişir. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1037)

Sesin aşinalığı, dosttan geldiğine şahitlik eder. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1047)                                                               

Akraba sesinin hoşluğu da o aziz akrabanın iyiliğinin şahididir. 

Mana tarafına koşan kimse mesuttur. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1059)

Yalan yalancılara, pis şeyler pislere hoş görünür. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1062)

Ümitsizliklerden Hakk'a sığınarak ondan rahmet ve kurtuluş dileyin ki devasız dertten kurtulasınız. (Kur'an-ı Kerim: Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz, buyurdu.) (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1005)                                                           

İbadetler, kalbdeki manevi zevkle yetişip mahsül verir. Bitkinin yetişmesi için içli tohum gerekmez mi? (Şerh-i Mesnevi, c.8) 

 

Şeyhinin şarap içtiğini gören mürit: “Şarap kadehine şeytan hemencecik işeyiverir” demez miydin? Diye sorunca şeyhi: “Kadehimi öyle doldurdular ki bırak şeytanın sidiğini pirinç tanesi bile sığmaz”, cevabını verdi. (Şerh-i Mesnevi, c.8)                                          

Dünya kanla ve haramla dolsa, yine Allah'ın temiz kulları helalden başka bir şey yemez. ( Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1009)                                                             

Ebabil kuşlarında Hak kuvveti vardı. Yoksa Kâbe'yi yıkmak için gelen Ebrehe'nin fillerden müteşekkil ordusunu ebabil kuşları ağızlarından üstlerine bıraktığı ve her biri öldürücü birer mermiye dönen küçük çakıl taşları ile nasıl biçilmiş ekin tarlasına döndürürdü? (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1012)                                                             

İnsanda kötü huy adet (ve alışkanlık) haline gelince onu bu halden çekip kurtarmak isteyenlere kin tutar, hiddetlenir. Toprak yemeğe alışana engel olursan sana düşman kesilir. Puta tapanlar yollarının yanlış olduğunu söyleyenlere düşman olurlar (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1019)        

Bakır altın olmadan bakır olduğunu, gönül, mana âlemine açılan bir pencereye kavuşmadıkça iflasta olduğunu bilmez.(Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1022)                                            

Bana, çok söylüyorsun, deme. Ben (bilip düşündüklerimin) yüzde birini söylüyorum ve söylediğim kıl gibi ince bahisler. (Daha anlayışlı dinleyici bulsam daha farklı söylerdim.) (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1029)                                   

 

Hazret-i Peygamber, gözlerim uyur, kalbim uyumaz ve Hak Teâlâ'dan gafil olmaz, buyurdu. Senin gözlerin uyanık kalbin uykuda. Benim gözüm uykuda kalbim kapılar açmada. Bana zayıf maneviyatınla bakma. Sana gece olan vakit bana gündüzdür. Sana zindan olan yer, bana bağ bahçe gibidir. Sana matem olan benim için düğün ve davuldur. (Sana ölüm bana düğün gecesidir.) (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1041)                                          

Binayı yapan binaya hâkimdir. Ben fikre hâkimim mahkûm değil. Halk düşünce ve endişeye mağlup olduğu için kalben hasta ve gamlıdır. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1042)                                                                                                                                                       

Kalbi geniş olanların eli de geniştir. 

Pekmez donmuş bile olsa içilince ciğerde harareti artırır. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1075)                                              

Şeyhin sözünden birlik doğar, hasetçinin sözünden ayrılık. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1075)

                                             

Koruk ile üzüm birbirine zıttır; biri ekşi biri tatlıdır. Fakat koruk pişip de üzüm haline gelince zıtlık kalkar üzüm olur. Bir koruk ham kalmışsa taş kesilmiştir. Cenab-ı Hak bunun için inanç olgunluğuna eremeyenlere ezelde kâfir buyurmuştur. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1081-1082)                                                 

İyi koruklar üzüm olmağa kabiliyetlidir. Onların gönülleri Allah dostlarının can ve sözlerine açıktır. 

Kör bir kâfirin sırrının açıklanmaması daha iyidir. İnkârcının kalbindekileri açıklasam akıllarda fitneye sebep olur. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1081)                                        

(Dünyada) yüz binlerce kuşun kanadı kırıldığı halde o kaza (ve kader) tuzağı kaldırılamadı. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1086-1087)                                                      

Türk, Rum, Acem ve Arabın (benim dediğim doğru) kavgasından müşkili halledilemedi. (Herkesin) dilini bilen mânevî bir Süleyman gelmeyince bu ikilik (ve kavga) ortadan kalkmaz. (Üzüm, ineb, engur hikâyesi.)

Aranızdaki ayrılıkları bırakıp her yandan birliğe doğru sevinçle gülerek gidiniz. (Yoksa bu halimizle o Süleymanı hiç tanımamış ve terbiye edilmemiş kör kuşlara benzeriz.) (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1089)

                                             

Ey insanoğlu, sen cisim bakımından hayvan cinsinden, ruh itibariyle de meleklerdensin; böyle olunca da hem yer hem de gökte yürüyebilirsin. (Tercihini kendin yap ve ona göre gayret et.) (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1095)

Susuz biri gök gürültüsünün yağmur getirdiğini bilmezse o gürültü onun başını ağrıtır. Gökyüzünün suyundan yani yağmur zevkinden habersiz olanın gözü derede kalır. (Şerh-i Mesnevi, c.8,s.1097)