BİR TEKME DE HÜSEYİN ÇELİK'TEN
Soma faciasından sonra, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir vatandaşı tekmelemesi olayı çok tartışıldı.
Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik, Yusuf Yerkel'i savundu. Bir tek kareye bakılarak karar verilemeyeceğini, Yerkel'in saldırıya uğradığını, rapor aldığını söyledi. Tekmelenen kişinin madenci yakını olmadığı, provokatör olduğu iddia edildi.
Olaydan sonra değişik açılardan çekilmiş video görüntüleri servis edilmeye başlandı.
Görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla Erdal Kocabıyık adlı vatandaş Başbakanlık aracı yaklaşırken protesto edenlerin arasında yer alıyor. Sonra araca yaklaşarak tekme atıyor. Bunu fark eden güvenlik görevlisi, Erdal Kocabıyık'ı iterek uzaklaştırıyor ve yere yıkıyor. Bu esnada Yusuf Yerkel geriden koşarak geliyor ve birkaç tane tekme atıyor.
Öncelikle belirtmek gerekir ki bu olayın meşru müdafaa ile bir ilgisi yok. Çünkü saldırı sona erdikten ve saldırgan etkisiz hale getirildikten sonra tekme atılıyor.
Erdal Kocabıyık'ın Yusuf Yerkel'e yönelik bir saldırısı da yok. Yani rapor almasını gerektirecek bir durum söz konusu değil.
Yusuf Yerkel açısından haksız tahrikten söz etmek de mümkün değil. Çünkü kendisine yönelik bir saldırı yok.
Şu halde Yerkel'in davranışı hukuka aykırıdır. Özel hukuk açısından tazminatı gerektirir. Ceza hukuku açısından ise suç teşkil eder.
Olayın üzücü bir tarafı da şu: Sayın Hüseyin Çelik ve hükümet yanlıları tekmelenen vatandaşı hemen provokatör ilan edip, kendisinin madencilerle bir ilgisini olmadığını söylemişlerdi. Oysa öğrenebildiğimiz kadarıyla Erdal Kocabıyık bir başka madende çalışıyor, babası madenci ve kazanın yaşandığı madende kalan yakınları var. Yani o da herkes gibi acılı bir insan.
Sonuç itibariyle Sayın Çelik'in söylediklerinin hiçbiri doğru değil.
Vatandaş provokatör değil madenci! Yusuf Yerkel kendisini savunmuyor, saldırıyor. Alınan rapor da gerçeği yansıtmıyor.
Ama Sayın Hüseyin Çelik, saldırgandan hesap sormak yerine vatandaşı suçladı, provokatör ilan etti. Yani peşin hükümlüydü. Üstelik Sayın Çelik'in üslubu son derece sert, kırıcı ve kışkırtıcı idi.
Bu açıklamasıyla bir tekme de Sayın Çelik atmış oldu. Hem yerde yatan vatandaşa hem de onun şahsında tüm madencilere.
Böyle bir zamanda böyle bir üslup, Millî Eğitim Bakanlığı yapmış bir hükümet sözcüsüne yakışmıyor.
Bu açıklama ve üslup kamuoyunu daha fazla gerdi ve üzdü.
Sanırım Sayın Hüseyin Çelik'in bir özür borcu var. Hem tekmelenen vatandaşa, hem madencilere hem de yanılttığı halka karşı.
Tekmelerine sağlık diye kışkırtıcı yazılar yazarak Yerkel'e sahip çıkanların da!
Dinen de Sayın Bakan'ın ve onunla birlikte tekmelenen vatandaşı provokatör ilan edenlerin bu vatandaştan helallik almaları gerekiyor.
Her şeyi biz biliriz, bizim söylediklerimizde de yaptıklarımızda da yanlış olmaz anlayışından hükümet bir an önce vazgeçmelidir. Herkes hata yapabilir. Hatadan dönmek ve özür dilemek de erdemli bir davranıştır. Bu erdemi gösterebilenler halkın gözünde küçülmez, bilakis daha da büyürler. Nitekim Sayın Bülent Arınç'ın bu konudaki açıklamaları takdir topladı. Sayın Enerji Bakanı'nın sakin, anlayışlı ve yatıştırıcı tavrı hepimizi memnun etti.
Acaba tüm yetkililer Sayın Bülent Arınç ve Sayın Taner Yıldız gibi davransaydı bu kadar tepki, bu kadar protesto bu kadar gösteri olur muydu?
Bu arada Yusuf Yerkel'in görevinden alındığı haberi de basına yansıdı. İnşallah bu işlem sadece kamuoyunu rahatlamak için yapılan göstermelik bir görevden alma işlemi değildir.