Bir Güzel İnsan Halil Uslu

Abone Ol

Her toplumda insanları hayra çağıran, karanlıklara düşmüş insanları aydınlığa davet eden hasbî erler vardır. Bunlar derya gönüllü olup, fedakâr ve cefakâr yiğitlerdir. Bunlar halk arasında Üçler, Yediler, Kırklar diye bilinirler. Günümüzün çağdaş erenlerinden biri de araştırmacı yazar, mütefekkir ve hadim-i nur olan Halil Uslu'dur.

O, ismi gibi Halildir, Allah dostudur. Akıllı anlamında usludur ama haksızlıklar karşısında sessizce uslu uslu oturan birisi hiç değildir. Eliyle, kalemiyle ve de diliyle, lisan-ı haliyle her zaman cephenin önünde yer almış, tam bir mücadele insanıdır.

O,Hakk'a yürüyeli, aramızdan ayrılalı, çok sevdiği Rabbi'ne ve O'nun Habibi'ne kavuşalı nerdeyse iki haftayı geçti. O'nun hakkında duygu ve düşüncelerimi ancak bugüne yetiştirebildim.

O ki, Allah rahmet eylesin, çok da uzun sayılmayan ömrüne, büyük bir mücadeleyi sığdırabilmiş, ömrünü İslâm'a ve Risale-i Nurlar'a adamış gerçek bir hizmet eri olarak yaşamıştır.

 Halil Uslu ağabeyi amcam Hüseyin Bircan'la birlikte gittiğim risale-i nur derslerinden İmam Hatip Lisesi'nde okuduğum yıllardan beri  tanırım. Sohbeti ve hitabeti güzel, gayretli bir insandı. 

Tıpkı, rahmetli Mustafa Özsoy ağabeyimiz gibi. Halil Uslu da Van'dan Konya'ya gelmiş bir ailenin ferdi olarak, kendisine has üslubu ve sohbeti ve çalışmaları ile Nur Cemaatinin, önde gelen önemli bir şahsiyeti haline geldi.

12 Eylül'de tutuklanıp yargılandı, işkence gördü. Hapis yattı.

Görevim sebebiyle Konya dışında olmam nedeniyle kendisiyle fazla görüşemesem de O'nu Yeni Asya Gazetesi'ndeki ve Konya gazetelerindeki yazılarından takip etmeye çalıştım.

 Keşke daha çok tanıyabilseydim, yanında olabilseydim diyebileceğim bu güzel insan, mensubu olduğu İman ve İslâm davası için elinden geleni yaptı, dilinden geleni söyledi, kalemiyle yazdı, güzel eserler bıraktı.

En son kendisini bir kitap fuarında gördüğümde “Şifa Yaprakları” isimli eserini imzalayarak “Bu eser için çok uğraştım, günlerce araştırma yaptım, sağlıklı yaşamak için oldukça faydalı sonuçlara ulaştım” demişti.

Şifa Yaprakları, insan bedeninden, yediklerimizden ve içtiklerimizden, yenilen ve içilen gıdaların özelliklerinden, faydalarından, Allah'ın hiçbir şeyi boşa yaratmadığından, sağlıkla ilgili pek çok konudan, Tıbb-ı Nebevî'den, sağlıkla ilgili âyet ve hadislerden, Bedîuzzaman Said Nursî'nin sağlıkla ilgili düşüncelerinden bahseden kapsamlı bir eserdi.

Halil Uslu ağabey, binlerce yazı, binden fazla da konferans vermiş biri olarak apansız aramızdan ayrıldı. Cenazesine Türkiye'nin her yerinden pek çok seveni katıldı. O, ölürken de son dersini, son konferansını vermiş oldu.

O, ölürken bile bizlere fâni olduğumuzu, bâkî olanın ise Allah olduğunu, bir gün bizim de öleceğimizi hatırlatmış oldu. 

Ben de O'nun vefatı nedeniyle, O'na olan vefasını göstermek için, Van'dan gelen iki sevgili kadim dostumu, Bilal Yaprak ve Halil Öngel'i ve Polatlı'dan gelen Ömer Erdem hocamı yıllar sonra görmüş oldum.

Ömer Erdem'in ve diğer hafızların güzel sesleriyle okumuş olduğu Kur'an âyetleri, Üçler Kabristan'ın sessiz sakinlerini inanıyorum ki, mutlu etmiştir. Misafirim olarak evimi şereflendiren ve bereketlendiren Bilal Yaprak ve Halil Öngel'le bereketli saatler geçirdik. Sohbetler yaptık. 

Hiçbir zaman değişmeyen gündemi, ölümü konuştuk. Şair, yazar ve öğretmen olan M. Bilal Yaprak'ın “Ölüm”le ilgili mısralarını “Toprağın Nutku” kitabından birlikte okuduk:

“ Yok olmak, dağılmak, çürümek değil,

Doğumun, olumun eşidir ölüm.

Karanlık yollarda yürümek değil,

Yüz yirmi dört binin peşidir ölüm.

                                      Korkma bu mezardan, o dahi candır,

                                       Dünyadır, tarihtir, asıl vatandır.

                                         En yakın dostundur, hatta babandır

                                          Ruhun burada kalan, nâşıdır ölüm.

      

Ömür sandığımız kısacık sözdür

Çocukluk bahardır, olgunluk yazdır

İhtiyarlık solgun sararmış güzdür

Sonbaharın sonu, kışıdır ölüm.

Konya'mızdaki “Bedîuzzaman Külliyesi” adı verilen devâsa Risale-i Nur Medresesi'ni, ve oraya Türkiye'nin değişik yerlerinden gelen alnı ak yüzü ak, nur yüzlü insanların çokluğunu da O'nun sayesinde bir kere dshs yakından görmüş oldum. Yapılan dersler ve tesbihatlarla, dualarla bir kere daha coştum.

Şimdi Halil Uslu ağabey, M.Bilal Yaprak'ın “Halil Uslu'nun Son Konferansı” başlıklı yazısında aktardığı, 13. Mektub'da geçen, Emir Ebu Ferras el- Hamdanî'nin şiirinde “Biz öyle insanlarız ki, bizim için işin ortası yoktur. Biz ya önünde yer alırız, ya da ölür kabre gideriz” dediği gibi. “Ecel O'nu, önde yürüyemediği, önde yürüme ümidinin azaldığı bir anda ve mekânda yakaladı” ve öncülerden oldu.

Şimdi O, Van'da, çok sevdiği üstâdı için, Bediuzzaman Said Nursî için düzenlenecek Mevlid programına katılamayacak ama inanıyorum ki ruhu orada bulunacak. İnanıyorum ki Van'lı hemşerileri O'nu bir kez daha hayırla yâd edecek.

Mekânı Cennet olsun, mekânı nurla dolsun.

 

                                                 GÜNÜN SÖZÜ

HAZIRLANINIZ; BAŞKA DAİMÎ BİR MEMLEKETE GİDECEKSİNİZ. ÖYLE BİR MEMLEKET Kİ, BU MEMLEKET ONA NİSBETEN BİR ZİNDAN HÜKMÜNDEDİR.

                                                                                            Bedîuzzaman Said Nursî

 

KAMİL BİRCAN   05.08.2015