Bilgiler Kitabı, adı ile tezat teşkil eden ağırlıkta kitaplar yayımlayan Aylak Kitap tarafından 2011 yılında okuyucuya sunuldu. Dönüp dolaşıp yeniden okuma, içinde serd edilen değerli fikirlere nüfuz etmeye ihtiyacı hissettiğim bu esere, kendini gençlerimizin eğitimine adamış dostum Ramazan Aksoy'un himmetiyle muttali olmuştum. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.
***
Yaptığım iş, tabii ki, bence Fransızca'dan dilimize çevirdiği yüzlerce kitap nedeniyle Fransız Kültür Bakanlığı'nca madalya verilmesi gereken Işık Ergüden'le alay etmek gibi bir şeydi, ama yine de beşer, şaşar sözü alanındaki en iyiler için de geçerli olduğu düşüncesiyle, Bilgiler Kitabı'nı ilk kez okuduğumda, Acaba bir yanlışlık mı yapılmış? Bilgeler yerine sehven Bilgiler mi yazılmış? diye kendi kendime sormuş ve sözlüklere sarılmıştım. Evet, kitap Bilgiler Kitabı idi, ancak buradaki bilgi, sıradan ansiklopedik bilgiler değil, bilgelik için gereken bilgiydi.
***
Bilgiler Kitabı, eserin alt başlığında da belirtildiği gibi, Constantin von Barloewen yönetiminde bir ekibin, çağın önemli düşünce insanlarıyla yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Tabii ki, buradaki çağ, von Barloewen'in içinden geldiği Dünyanın çağı. O Dünya ve o çağ, çok ayrı uçlarda denilebilecek, ateist ve komünist mimar Oscar Niemeyer'le Vatikan Devleti'nin Kültür Bakanı Kardinal Paul Pouoard'ı içeren, ama koskoca İslam Dünyası'ndan kendini mümin bir Müslüman değilim diye tanımlayan (nasıl bir tanımlama ise?) Adonis'ten başkasını içermeyen bir Dünya ve çağ.
Constantin von Barloewen gibi antropolog kökenli ve bütün kariyerini kültürler arası diyalog üzerine yapmış bir bilim adamının, diyalog adına ve dilayogu gerçekleştirme adına yapılan söyleşileri kitaplaştırdığı bu eserde İslam Dünya'sının bu derece dışlanmış olması, doğrusu beni ümitsizliğe düşürdü.
Daha önceki yazılarımda, İslami Terör bağlamında belirttiğim gibi İslam Dünyası dışlanıyor. Maalesef bu, yenik medeniyetin duygusal mensuplarının bir algısı değil, bir gerçek. Diyalog çabaları var mı? Suretâ var. Tıpkı Tarık Günersel'in Diyalog şiirinde olduğu gibi!
biz a'yız.
sizle diyaloga geldik.
biz doğruyuz elbet ama
sizle diyaloga geldik.
von Barloewen'in içinden geldiği Dünya daha işin başından doğruluğunu, haklılığını, iyiliğini, güzelliğini dikte eden bir anlayışla diyaloga geliyor. Üstelik diyalog adına yapılan çalışmaların çoğunda İslam Dünyası'ndan seçilen paydaşlar bu Dünya'nın en ucunda kalmış, halktan kopuk, Batı'nın sorun olarak gördüğü kitlelerin satılmış ya da sapıtmış olarak gördüğü insanlar ve kuruluşlar. (İngilizce bilenler bir örneğe şu internet adresinden ulaşabilirler: http://en.qantara.de) Böyle bir yaklaşımdan gerçek bir diyalog çıkması, ne yazık ki, eşyanın tabiatına aykırı.
***
Böyle ciddi bir eleştiri getirdiğim kitabı neden tanıtıyorum? Eleştirim içeriğe değil, yönteme. Kitabın içeriğine gelirsek, içerik mükemmel. Edebiyatçılar, siyasetçiler, din adamları, felsefeciler, fizikten biyolojiye bilim adamları bu kitapta buluşturulmuş.
Soruları soranlar da en az cevaplayanlar kadar birikimli. Önemli cümlelerin altını çizmeye başlamıştım ilk okuyuşumda, bir süre sonra çizilmemiş paragraf kalmadığını fark ettim. Dahası, sonraki okuyuşlarımda da yeni cümlelerin altını çizince kitap artık bir başkası tarafından okunamaz hale geldi.
Çağdaş Batı Düşüncesi'ni ve Çağdaş Diyalog Girişimleri'ni anlamak isteyenler için iyi bir başlangıç Bilgiler Kitabı. Söyleşilerden oluştuğu için okuru sıkmıyor, ama rafine birikimleri aktardığı için hazmı zor olabiliyor ve bu nedenle de dönüp dolaşıp tekrar okumak icap edebiliyor.
Uyarmadı demeyin!
***
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. (Mevlana)