BAHAR DÜŞÜNCELERİ

Abone Ol

Gerçekten bahar geldi. Önce cemreler havaya, suya, toprağa ve düşerek gönüllerimizi ısıttılar, Kardelenlerle, çiğdemlerle açmaya başlayan çiçeklerden sonra, kayısı ve badem ağaçları gelinlik giyen bir gelin gibi beyazlara büründü.

 Oh! Bu yıl kayısıya bademe doyacağız derken, kışın yağmayan kar ve soğuklar,  bütün çiçeklerin üzerine yağdı ve çiçekleri don vurdu. Yağan kar ve beraberinde gelen soğuk hava adeta baharın gelişini ve müjdecisi çiçekleri kıskandı.

Şimdiden yazın kayısı badem yiyemeyeceğimizi konuşmaya başladık, şimdiden kayısı kurusu fiyatları tavan yapmaya başladı. 

Sonra Konya Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyelerimizin yapmış olduğu ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışmaları ve ektiği laleler, güller, renk renk kendini gösterdi.  Bir renk cümbüşü, bir renk harmonisi gözlerimize hayat verdi, can verdi.

Ne de olsa İstanbul'a bu konuda yetişemesek de İstanbul'la yarışmaya başladık. Özellikle Çumra civarında lale soğanı üretiminde ilk sıralarda yer alarak, başta İstanbul olmak üzere dünyanın ve ülkemizin pek çok yerine lale soğanı göndermeyi başardık.

Şimdilerde ise bahçe çiçekleri, balkon çiçekleri, kır çiçekleri, dağ çiçekleri, yayla çiçekleri kendini göstermeye başladı. Her yer cıvıl cıvıl kuş sesleriyle doldu. Tabiat yeşerdi, her yer yemyeşil oldu.

 Önümüzdeki günlerde iğde çiçekleri, ıhlamur çiçekleri açmaya başladı mı havadaki o enfes çiçek kokularını ciğerlerimize dolduracağız. Selim Gündüzalp'in “Yazarından imzalı bir kitap almak için, nice zahmetlere katlanıp, kitap fuarlarına gidenler, bu mevsimde, şu “Bahar Fuarı”nda yollarda sıra sıra dizili “ağaç standları”nda sergilenen ve illâ ki okumamızı bekleyen hem de “Yaratan'ından imzalı” çiçek denilen mektupları ve kitapları görmeden ve okumadan geçmiyorlardır inşallah.” dediği gibi, tefekkür edeceğiz.

Evet, baharda bahçelerimizde, parklarda, yol kenarlarında, dağlarda, yaylalarda, ovalarda, kırlarda, akarsu kenarlarında, balkonlarımızda açan her çiçek Allah'ın bir âyetidir. Allah'ın varlığının birer işaretidir, birer delilidir.

Farklı farklı renklerde, farklı farklı desenlerde, farklı farklı kokularda olan bu çiçekler hem gözlerimize hem de ruhumuza hitap etmektedirler. Bizlere yaşama aşkı vermektedirler, hayatımızın neşesini ve tadını artırmakta ve anlamlandırmaktadırlar.

Bu kadar renk, bu kadar desen ve tasarım, bu kadar güzel koku, nasıl ve niçin yaratılmış? İnsan tefekkür edince Allah! demekten kendini alamamaktadır.

Gel de burada Âşık Yunus'u, bizim Derviş Yunus'u hatırlama! Allah dostu, Hak aşığı,  O büyük insan şiirlerinde Allah aşkını dağlarla, sularla, balıklarla, ceylanlarla, çiçeklerle konuşur ve onları konuşturur. “Sordum Sarı Çiçeğe” adlı şiirinde eline aldığı ya da koparmaya kıyamadığı sarı renkli bir çiçeğe sırayla sorar. Annen baban var mıdır, evlat kardeş var mıdır, boynun neden eğridir, yüzün niçin sarıdır, size ölüm var mıdır, sen kimin ümmetisin diye sırayla sorar. O da çiçek safiyetiyle tek tek cevaplar. Sen beni bilir misin sorusuna da, sen Yunus değil misin diye soruyla karşılık verir.

Bu davranış, bir mümin davranışıdır. İnsanların dışında da canlı varlıkların olduğunu, onların bizlere bir mesaj vermek için yaratıldığını kabul eden, o canlılara şefkat ve merhamet göstermeyi gerektiren ahlâkî bir davranıştır.

Bizim kültürümüzde gülün ayrı bir yeri ve değeri vardır. Güllerle, güllerin açmasıyla baharın geldiğini ve devam ettiğini daha iyi anlarız. Gül, güllerin Efendisi sevgili Peygamberimizi sembolize eder. Gül kokusu Peygamberimizin ter kokusudur. Onun için eskiden büyüklerimizin gülü koklarken, koklamadan önce Peygamberimize salâvat getirdiklerini biliriz.

Bu arada sizlere Ezan Çiçeği'nden de söz etmek istiyorum. Rahmetli annemin bahçemizde yetiştirdiği güller, karanfiller, zambaklar, şebboylar, hatmi çiçekleri, hüsnüyusuflar, kadifeler arasında bir de Ezan Çiçeği vardı.

 Akşam ezanıyla birlikte minareden Allahu Ekber sesinin başlamasıyla birlikte uyuyan çiçekler uyanmaya başlar, ezan sonuna kadar açılışını tamamlardı. Semâ yapan Semâzen'in Tennure'sinin açılışı gibi açılır, adeta kendisine bakan gözlere, tebessüm ederdi.

Annemin vefatıyla birlikte Ezan Çiçeği'miz de soldu, arkasında bıraktığı evlatları, ona ve diğer çiçeklere bakamayıp soldurduk. Onları susuz bıraktık. Yağmurların azalması da çiçeklerimizi adeta hayata küstürdü.

Baharı sevmek, baharı şükür dolu bir kalple karşılamak gerek.

İğde çiçeklerinin, ıhlamurların, güllerin kokularıyla bizleri uyutan ve uyandıran Rabbimize şükretmek gerekiyor. Bu bahar, son baharımız olabilir, gelecek bahara “ kim öle kim kala” diye düşünmemiz gerek.

Onun için her bahara kavuştuğumuzda, bizi bu baharlara kavuşturana hamd etmek, şükretmek, çiçekler arasında gezerken, onları temâşa ederken, salâvat getirmek, kuşların şakımalarına, güvercinlerin hu hu'larına eşlik etmek, onların yanından dualarla geçmek, Allah'ı anmak gerek.

Çiçeklerin sayısını artırıp, doğayı güzelleştirmek, çiçekleri kopartmamak ve korumak gerek.

Hayatınız ve hayatımız hep, BAHAR olsun.

                                              HEM NALINA HEM MIHINA

KONYALI CUMHURBAŞKANI

Milat Gazetesinin yazdığına göre, CHP kulislerinde Cumhurbaşkanı adayı olarak, Konya Milletvekili Atilla Kart'ın ismi dolaşıyormuş. Atilla Kart da olaya sıcak bakıyormuş.

Bence fark etmez. İyi güzel de halk Çankaya'da KART bir Cumhurbaşkanı görmek ister mi? Onu bilemem.

DAVA ADAMI

Fethullah Gülen, avukatları aracılığıyla Yeni Şafak, Star ve Yeni Akit gazeteleri aleyhine milyonlarca lirayı bulan tazminat davası açmış. Dava açmak için on binlerce lira harç parası yatırmış. Tek ceketle yaşayan, kitap telifinden ve emekli maaşından başka geliri olmayan Fethullah Gülen'in bu durumu merak konusu olmuş.

Merak edecek bir şey yok. Bu durum O'nun hocalığı yanında aynı zamanda bir DAVA ADAMI olduğunu da göstermiş oluyor. Baksanıza açılan dava sayısına.

                                                       GÜNÜN SÖZÜ

GÖNÜLLER ALAN GÖNÜLLERDE ANILIR.   /     Abdülbaki Gölpınarlı