Avrupa’daki cevherler nerede?

Abone Ol

“Alman Ulusal Ödülü Türeci ve Şahin'e Verildi. Covid-19 aşısı ile isimlerini duyuran bilim insanları Özlem Türeci ve Uğur Şahin, Alman Ulusal Ödülü’ne lâyık görüldü. BioNTech’in kurucuları Türeci ve Şahin’e ödülleri Başbakan Friedrich Merz tarafından sunuldu.” (10 Haziran 2025 - https://www.dw.com/tr)

Yukarıdaki haberde, Koronavirüs (COVID-19) döneminde buldukları BioNTech aşısı ile adlarını sık sık duyduğumuz Türk kökenli akademisyenlerden söz edilmektedir. Ödül alan bu iki bilim insanımız, tıpkı Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar gibi göğsümüzü kabarttı. Bu tür başarı haberlerinin sayısının artması hepimizin temel temennisidir.

Ancak Avrupa ülkelerinde yaşadığımız temel sorun, eğitim çağındaki gençlerimizi istediğimiz oranda yükseköğrenime (üniversiteye) yönlendirmekteki eksikliğimizdir.

Avrupa’daki değişik ülkelerde yaşayan gençlerimizin eskiye oranla daha çok yükseköğrenim yapmaları ve bazı meslek dallarında söz sahibi olmaları elbette sevindiricidir. Fakat bu oranın artması için bize ve ailelere düşen büyük görevler var. Avrupa ülkelerinde öğrencilerimizin büyük çoğunluğu (% 60 - % 70) mesleki eğitime yönlendirilmektedir.

Bunun birkaç temel nedeni bulunmaktadır:

  1. Öğrencilerimizin dil açısından yetersiz olması.
  2. Velilerimizin yeterince öğrencileri ile ilgilendiği söylenemez.
  3. Okullardaki yönlendirmeyi yapacak öğretmenlerin öğrencilerimize yeterince güvenmemeleri veya potansiyellerini tam görmemeleri.
  4. Yaşadıkları ülkelerde yabancı kökenlilere karşı var olan önyargı.
  5. İnsanlarımızın kısa yoldan meslek edinerek para kazanmak istemeleri.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bir üniversitede görevli giden dostumuz bir akademisyene, oradaki Mısırlı bir profesör şu sözleri söylüyor: "Amerika’yı iyi yetişmiş, entelektüel birikimi yüksek, üstün zekâlı 10.000 kişi sürüklüyor."

Bizim Avrupa’da dezavantajlı bir çevreden merkeze doğru yürüyüşümüzün önünde okullardan, öğretmenlerden, dilden veya özgüven eksikliğinden kaynaklanan engeller olduğu doğrudur.

Ama gelecekte yaşadığımız ülkelerde söz sahibi olmak istiyorsak, gençlerimizin daha fazla çalışarak, pes etmeden, azimle ve sabırla ilerlemesi gerekmektedir. Bu yürüyüş elbette zordur; terleyeceğiz.

İlmin başı soğandan acı, sonu ise baldan tatlıdır,” denilmiştir.

Sabırla koruk helva, dut yaprağı da atlas olur.

Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın dediği gibi: “İman varsa imkân da vardır.”

Nice ödül alacak, bulundukları ülkelerde söz sahibi olacak cevherler keşfedilmeyi bekliyor.

Anne babalar, sivil toplum kuruluşları ve tüm ilgili kurumlar, gençlerimizin başarılı olmaları için ellerini taşın altına koymaları zorunludur.

Harekete geçmezsek, daha çok ödülü ve sesimizi duyurma fırsatını beklemeye mahkûm kalırız.

Selam ve dua ile…