Özellikle Avrupa coğrafyasının en büyük beyaz et ve yumurta tedarikçilerinden biri konumunda bulunan Polonya'da baş gösteren kuş gribi vakaları, kıta genelinde üretim ve pazar dengelerini tamamen altüst etti. Milyonlarca kanatlı hayvanın zorunlu olarak itlaf edilmesiyle sonuçlanan bu yıkıcı kriz, Avrupa ülkelerini acil olarak alternatif tedarik pazarları aramaya yöneltirken, bu noktada en hızlı ve güçlü çıkışı Türk üreticiler gerçekleştirdi. Üretim altyapısı, modern entegre tesisleri ve hastalıklara karşı titizlikle uyguladığı üst düzey biyogüvenlik önlemleriyle dikkat çeken Türkiye, kıtada oluşan devasa arz açığını hızla kapatarak ihracat rakamlarında daha önce eşi benzeri görülmemiş tarihi bir sıçramaya imza attı.
İTALYA PAZARINDA TÜRK ÜRÜNLERİNE YÖNELİK TARİHİ TALEP PATLAMASI
Türk üreticilerin dış pazarlardaki giderek artan etkinliğini ve pazar payını rakamlar da çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Yılın sadece ilk beş aylık diliminde sınır ötesine gönderilen toplam ürün miktarı doksan iki bin tonu aşarken, gerçekleştirilen bu devasa operasyondan elde edilen döviz girdisi iki yüz kırk milyon dolar sınırını aştı. Sektörün en köklü, geleneksel ve sarsılmaz pazarı konumundaki Irak yine dış satım zirvesindeki yerini korumaya devam etse de, asıl mucizevi ve beklenmedik büyüme Avrupa ülkelerinde gözlemlendi. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde İtalya'ya yapılan dış satım yalnızca iki milyon dolar seviyelerinde dar bir bantta seyredip miktar bazında bin iki yüz ton civarında kalırken, içinde bulunduğumuz yıl itibarıyla bu tablo akılalmaz bir ivme yakaladı. İtalya'nın Türk ürünlerine olan yoğun talebi bir anda yirmi dört milyon doların üzerine çıkarken, deniz ve kara yoluyla sevk edilen tonaj ise on üç bin tonu geçerek rekor kırdı. Yüzde bini aşan bu olağanüstü artış oranı, Türk gıda sektörünün uluslararası arenadaki sarsılmaz güvenilirliğini ve kriz anlarındaki hızlı reaksiyon kabiliyetini bir kez daha net bir biçimde ispatlamış oldu.
KITAYI DOYURAN ÜLKE ÇAREYİ TÜRKİYE'DE BULDU
Avrupa'nın açık ara en büyük tedarik üssü olan ve kıtanın gıda ihtiyacını sırtlayan Polonya'nın kendi iç pazarına dahi yetemez hale gelmesi, küresel gıda pazarının son yıllardaki en sarsıcı gelişmelerinden biri olarak resmi kayıtlara geçti. Uzman analizleri, Polonya'nın geçmiş yıllarda yaşadığı ve bir türlü tam anlamıyla lokalize edip kontrol altına alamadığı kuş gribi salgınının faturasının ülke ekonomisi için çok ağır olduğunu belirtiyor. Dört milyonu aşkın tavuğun hastalıktan ötürü itlaf edilmesi, ülkenin devasa üretim kapasitesini adeta felç durumuna getirdi. Üretim bantlarının ve kuluçkahane sistemlerinin durma noktasına gelmesiyle birlikte, geçtiğimiz yıl Türkiye'den sadece yüz dokuz bin dolarlık oldukça küçük çaplı bir alım yapan Polonya, bu yıl yaşanılan krizde adeta bir can simidi olarak Türk pazarına tutundu. Polonya'nın Türk üreticilerden yaptığı alımlar on dokuz milyon doların üzerine fırlarken, tonaj bazında da on beş tondan on bir bin tona uzanan, daha önce eşine rastlanmamış dudak uçuklatıcı bir ithalat grafiği ortaya çıktı. Dünya genelinde en çok üretim yapan ilk on ülke arasında çok sağlam bir yere sahip olan ve yıllık yirmi milyar adetlik devasa bir kapasiteyi başarıyla yöneten Türkiye, bu sancılı süreçte sadece sıradan bir tedarikçi olmanın ötesine geçerek kıtanın gıda güvenliğini sağlayan ana aktör konumuna yükseldi.
TAVİZSİZ BİYOGÜVENLİK ÇEMBERİ VE SIKI DENETİMLERİN ROLÜ
Avrupa ülkeleri ölümcül salgın hastalıklarla boğuşurken, Türkiye'nin bu büyük krizden yara almadan çıkmasının ve krizden fırsat yaratmasının arkasında yatan temel etkenler kesinlikle bir tesadüf değil. Sektör temsilcilerinin ve ziraat mühendislerinin ortak görüşüne göre, Türk üreticiler uzun yıllardır gerek rasyon yem kalitesi gerekse hayvan refahı konularında muazzam bir bilgi birikimi, altyapı ve tecrübe inşa etti. Ancak sürecin seyrini değiştiren en kritik hamle, devletin sarsılmaz bir politikası haline gelen tavizsiz sağlık önlemleri oldu. Salgın riskinin sınır boylarına yaklaştığı ve tehdit oluşturmaya başladığı ilk anlarda yetkili makamlar tarafından peş peşe devreye sokulan yeni tebliğler, katı genelgeler ve işletmelere yönelik habersiz, anlık denetimler, virüsün ülke sınırlarından içeri girmesine adeta görünmez, etten bir duvar ördü. Kümeslerin dış dünyayla olan yalıtımının maksimize edilmesi, modern kimyasal dezenfeksiyon tekniklerinin titizlikle uygulanması ve tesislerdeki katı personel giriş-çıkış kuralları sayesinde Türkiye, küresel salgın sarmalının tamamen dışında kalarak üretim bantlarını hiçbir fire vermeden tam kapasiteyle çalıştırmaya devam edebildi.
KÜRESEL SANAYİ DEVLERİNİN VAZGEÇİLMEZ ADRESİ HALİNE GELDİK
Salgının yarattığı ağır yıkımın ve hayvan popülasyonundaki devasa düşüşün Avrupa kıtasında kısa vadede telafi edilmesinin biyolojik olarak mümkün olmadığı, dolayısıyla Türk pazarının bu stratejik ve kilit öneminin önümüzdeki yıllarda da katlanarak devam edeceği güçlü bir şekilde öngörülüyor. Sadece market raflarındaki doğrudan tüketim amacıyla değil, aynı zamanda makarna, pastacılık ve hazır gıda sanayisinin devasa hammadde ihtiyacını karşılamak adına da dev ülkeler ticari rotasını kesin ve net bir şekilde Türkiye'ye çevirmiş durumda. Normal şartlarda kendi iç tüketimini karşılayabilme kapasitesine sahip olan ancak sanayi üretiminde oluşan devasa arz sıkıntısı nedeniyle darboğaza giren İtalya gibi ülkelerin yanı sıra, okyanus ötesinden Amerika Birleşik Devletleri bile acil tedarik için Türk üreticilerin kapısını çalmaya başladı. Daha önce navlun ve gümrük maliyetleri nedeniyle ihracat yapılması hayal dahi edilemeyen bu uzak pazarlardan gelen yoğun ve ısrarlı talep, hem sunulan yüksek ürün kalitesinin hem de uluslararası arenada kabul gören sarsılmaz biyogüvenlik imajının doğrudan bir meyvesi olarak değerlendiriliyor. Yaratılan bu muazzam ticari hacim ve sağlanan yüksek döviz girdisi milli tarım ekonomisine adeta can suyu olurken, Türk markalarının, yerli müteşebbislerin ve modern tarım işletmelerinin dünya devleri tarafından birincil tercih edilebilir standartlara ulaşması, tüm ülke ekonomisi adına gurur verici bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçiyor.