Ateist imam

Abone Ol

Yıllar önce imam-hatip olarak görev yaptığım Antalya Elmalı ilçesine bağlı Yuva Kasabası'nda Hasan Kıyafet adlı yazara ait “Komünist İmam” diye bir kitap okumuştum. Romanın kahramanı bir köy imamıydı ve o dönemde çevresinde yaşayan zalim ağalara karşı mücadele ediyordu.

O kitap hâla kütüphanemde, ara sıra bana bakıp göz kırpıyor. Aslında Peygamber varisi olan bu görevi üstlenenlerin komünist veya faşist gibi bir sıfat almalarına hiç gerek yok. Rahmet ve gazap peygamberi olan Peygamberi örnek almaları, rehber edinmeleri yeter de artar.

Bir de kendilerini bir görevli değil de bir gönüllü olarak görüp aşkla, ihlâsla, samimiyetle, aidiyet duygusuyla ve adanarak, fedakârane hizmete sarılmaları, onları hem halk nazarında hem de Hakk nazarında üstün kılar.

Geçen gün bir arkadaşım attığı bir mesajında Muğla'nın Milas İlçesi'ne bağlı Ortancalar Köyü'nde görev yapan imam Seyit Çalışkan'dan haber veriyor.

İmam Seyit Çalışkan ateistmiş ve ateist olduğunu da Cuma Namazı Hutbesi'nde cemaatine açıklamış. Diyanet İşleri Başkanlığı jet hızıyla imamın istifasını istemiş.

28 yaşındaki imam Seyit Çalışkan da “Ben işimi profesyonelce yapıyorum. Ben inanırım inanmam ayrı konu ancak işimi en iyi şekilde yaparım, layığı ile icra ederim” sözleriyle istifa etmesini gerektirecek bir durum olmadığını kaydetmiş.

İyi de Seyit Çalışkan hoca, insan inanmadığı bir işi nasıl yapar?

Okuduğun âyetler, anlattığın hadisler, inanmadığın bir Allah, kabul etmediğin bir ahiret hayatı için, ret ettiğin bir dünya görüşü için nasıl yaşarsın?

Sadece para almak için, paraların hatırı için, inanmadığın bir iş yapmak seni mutlu eder mi?

Sen insan değil misin?

 

 

CAMİDE OLAN VE OLMAYAN

Geçen hafta Cuma günü, bir arkadaşımızın annesinin Cenaze Namazı için Karaman yolu üzerinde, Hadimî Park yanındaki Yaylapınar Baraka Camiindeydim. Cenaze namaz sonu Karaaslan Mezarlığı'na defnedilecekti.

Cuma namazı ve Cenaze namazı cemaatinin çokluğu sebebiyle camii tıklım tıklımdı. İçeri giremedim. Yakıcı bir sıcak, dışarıda durmak bile çok zordu. Caminin dışında yaklaşık yirmi kişi namaz kılacak bir yer, yere serecek bir sergi aradık. Ama bulamadık. Camii dışına ses de gelmiyordu.

Ses yoktu, sergi yoktu. Namazımızı kılamama endişesiyle çevrede dolanırken Camiinin yola bakan doğu cepheslnde dikkat çeken büyük bir tabela gördüm. Üzerinde “ CAMİMİZDE DÜĞÜN MALZEMLERİ BULUNUR” yazılıydı.

Evet, hem şaşırdım hem üzüldüm. Camide düğün malzemesi vardı ama namaz kılacak sergi yoktu, ses düzeni yoktu.

İmam komünist değildi, ateist değildi, faşist değildi ama bunları düşünecek bir imam da değildi sanki.

Sonuçta yaklaşık yirmi kişi o gün Cuma Namazı'nı kılamadık.

SEVGİ EVİ

İl Müftümüz Prof. Dr. Ali Akpınar'ın dört dörtlük projelerine destek vermiş ve geçenlerde görüşlerimi yazmıştım.

İl Müftümüz Belediyelerden Kur'an Evi, Peygamber ve Sîret Evi, Mevlâna Evi ve Konya Âlimleri evi istiyordu.

Okuyucularım projeyi pek beğenmişler. 

Yalnız bir ev eksik kalmış dediler ve yazmamı istediler. O da Sevgi Evi. Okuyucular insanımız birbirini sevsin diye, sevgi kavramı gönüllerde yer etsin diye, barış ve kardeşlik ortamı yerleşsin diye her köşeye bir Sevgi Evi istiyorlar.

Bence de güzel bir fikir.

Sevgi Evleri olsa, birbirimizi Allah için sevsek ne kaybederiz.

Hele en çok ihtiyaç hissettiğimiz şu günlerde.

                                                       GÜNÜN SÖZÜ

ARKADAŞLIKTA MENFAATLER VE ZEVKLER, DOSTLUKTA İSE FELAKETLER VE KEDERLER MÜŞTEREKTİR.

                                                                                                             Peyami Safa