ASIL MESELE ŞU…

Abone Ol

Sabah uyanıyoruz. Aynı sokak, aynı kaldırım, aynı durak… Ama içimizde aynı umut yok. Çay hâlâ sıcak, ekmek hâlâ sofrada ama gönüller eskisi kadar tok değil. Herkesin dilinde bir şikâyet, herkesin omzunda görünmez bir yük var. Asıl mesele tam da burada başlıyor.

Asıl mesele, cebimizdeki paranın azalması değil sadece. Asıl mesele, alın terinin karşılığını alamamanın insanın onurunu incitmesi. Bir baba, çocuğunun gözlerinin içine bakıp “yarın alırız” dediğinde, mesele yalnızca oyuncak olmuyor. O cümle, insanın içine oturuyor.

Asıl mesele, sabah işe giderken yorgun düşmek değil. Asıl mesele, daha gün başlamadan tükenmiş hissetmek. Yollar uzun değil belki ama umut kısa. Trafik akıyor, zaman geçiyor; fakat hayaller bir yerde takılı kalıyor.

Asıl mesele, konuşmak değil; duyulmamaktır. İnsan anlatıyor, anlatıyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Herkes haklı, herkes yorgun, herkes suskun. Gürültü çok, anlayış az. Oysa bazen bir “anlıyorum” demek, koca bir nutuktan daha kıymetli.

Asıl mesele, farklı düşünmek değil. Asıl mesele, farklı düşünene tahammül edememek. Aynı sofrada oturup aynı ekmeği böldüğümüz insanla, bir cümle yüzünden aramıza duvar örmek. O duvarlar yükseldikçe, kalplerimiz küçülüyor.

Asıl mesele, geleceğin gelmemesi. Gençler bekliyor, emekliler bekliyor, anneler-babalar bekliyor. Herkes bir şeylerin düzelmesini bekliyor ama beklerken ömür geçiyor. Takvim yaprakları düşüyor, umutlar yerinde sayıyor.

Asıl mesele, birbirimizi unutmamız. Kapı komşumuzu, mahalleyi, selamı… Bir zamanlar “hal hatır” sormak bir kültürdü, şimdi aceleye kurban gidiyor. Oysa insan, insana iyi geliyor. Bunu ne kadar geç anlarsak, o kadar yalnızlaşıyoruz.

Asıl mesele, umudu tamamen kaybetmek değil belki. Ama umudu hatırlamak için birilerinin sesine ihtiyaç duymak. İşte bu yüzden yazıyoruz, konuşuyoruz, anlatıyoruz. Çünkü susarsak, meseleler büyüyor.

Asıl mesele şu: Birbirimizi anlamadan hiçbir şey düzelmez. Ne ekonomi, ne siyaset, ne de günlük hayat… Önce müellefe-i kulûb yani kalpler yumuşamalı, diller sadeleşmeli, niyetler temizlenmeli. Gerisi, zamanla olur.

Çünkü bu ülke, en zor zamanlarını bile omuz omuza vererek aşmış bir ülke. Yine aşar. Yeter ki asıl meselenin ne olduğunu unutmayalım.