Asıl Bomba Beyinlerde Patlıyor

Abone Ol

Ülkemiz tarihinin en büyük kanlı eylemlerine şahit oldu. Terör bir kez daha acımasız yüzünü gösterdi. Terör örgütlerinin aralarındaki dayanışma ve paslaşmasıyla milletimiz arasında kaos oluşturup, insanlarımızı birbirine düşürmek hedeflendi. Nebbaşlar (Ölü soyguncuları) daha cesetler ortadan kalkmadan önce hemen devleti suçlayıp, arkalarını dayadıkları terör örgütünü masum göstermeye başladılar. Bu bombalama olayını yapanlar ne kadar kin ve intikam hırsıyla dolu ise olaydan nemalanmak ve cesetlerin kanından beslenmek isteyenler de bir o kadar kin ve intikam duyguları ile doludur. Eski MİT Müsteşarı merhum Mahir Kaynak'a sormuşlar bu olayı kim yaptı diye, o da “Bu olay kimin işine yararsa o yapmıştır” demiştir. Ölenlerin yası tutulmadan kötü niyetliler bombalama eylemine kazanca dönüştürmek için nasıl da vatan millet düşmanlarının nasıl bir araya geldikleri görülüyor.

Tarih boyunca toplumlar yönlendirilmek istenmiştir.  Halkın düşünme melekeleri felç edilerek topluma mühendislik veren insanlar sizin adınıza düşünmüş, bu olayın sonuçları şudur diye hemencecik zihinleri istedikleri istikamete çevirmeyi başarmışlardır. Biz millet olarak neyin doğru, neyin hayırlı, kimin haklı olduğunu bugüne kadar aklımızla değil, medyanın, aydınların ve siyasilerin yönlendirmesiyle karar verdik. 11 Eylül saldırılarında “ABD inandıysa biz de ikna olduk” diyen yöneticilerimiz oldu. Hep birlikte 11 Eylül'ün mazlum ABD'ye karşı terör saldırısı olduğuna inandırıldık. Oysa o gün binlerce Yahudi Dünya Ticaret Merkezindeki işyerlerine gitmemişler,  çeliklerin eridiği tonlarca demirin yandığı bir ortamda ne büyük tesadüftür ki Muhammed isimli bir Müslüman Arap gencinin pasaportu hemen oracıkta duruyordu. Tüm bunlar büyük ülkelerin dünya üzerindeki kanlı planlarını gerçekleştirebilmek için kendisini mağdur ve haklı çıkarmak için düzenledikleri tezgâh ve oyundan başka bir şey değildir. Müslüman olayları ferasetli düşünür. İslam'ın lehine gibi gösterip arkasından İslam'a büyük darbe vuracak hain düşünce sahipleri pusuda beklerler. Mescit-i Dırar buna bir örnektir. Peygamberimize yeryüzü mescit kılınmıştır. Tarlada, bağda, bahçede, sahilde, binek üstünde namaz kılabilecekken hem de adına Mescit dedikleri yerde “Orada (Mescidi Dırar'da) asla namaz kılma”(Tevbe,108) emri ilahisiyle içerisinde fitne ve fesat planları yapılan Mescitte Peygamberimizin namaz kılması yasaklanmıştır.  Adına mescit dedikleri yer hakkında önceden vahiyle bilgilendirilerek toplum nezdinde münafıkların mescidi sayesinde saf Müslümanların beyinlerinin yıkanmasının önü alınıyordu. Tüm bunlar, düşmanlarla dolu etrafımıza karşı uyanık olmamız için Kur'an'ın bir uyarısıdır. 

Al-i İmran Suresi 72. Ayette "Ehl-i kitaptan bir kısım kimseler dindaşlarına dedi ki: Müminlere inen Kurân'a siz de îmân etmiş görününüz; gündüzün başlangıcında iman ediniz, sonunda ise inkâr ediniz! Olur ki, o îmân edenler de dinlerinden dönerler." buyruluyor. Ehli kitap kendi dindaşlarına “Kur'an'a öğleye kadar iman edin diyor. Sonra inkâr edin diyor. Görünüşte çok güzel bir gelişme değil mi? En azından hiç inanmamalarından iyidir. Zira öğleye kadar inanmasıyla birçok ayetin de varlığından haberdar olmuş oluyor. Hatta kendi hakikatlerimizi tanıtma imkânı elde etmiş oluyoruz. Ama iş böyle değil işte! Yahudilerin Hıristiyan ve hatta müşrikler üzerinde hain bir planları var. Tevrat'ı, İncil'i en iyi bilen Ehli kitabın din adamlarıdır. Şimdi bunlar Kur'an okumaya davet ediyorlar. Ama günün sonunda inkâra davet ediyorlar. Böylece; Bakın tarafsız bir gözle Kur'an'ı inceledik. Önce bir takım güzellikler bulduk. İman etme gereği duyduk!  Baktık ki bir takım hatalar var onun için tekrar bu Kitap'a iman etmekten vazgeçtik. Bu bir algı operasyonudur. Bu metotla cahil, bilgisiz ve sürü psikolojisiyle hareket eden insanları çabucak kandırabilirler. Çünkü dini en iyi bilen bunlar herhalde hayırlı bir iş olsa idi bunlar bu yeni dinden çıkmazlardı fikrini zihinlerde uyandırmak istiyorlar.

Eğer insanların çoğu böyle düşünüyor diye hareket edilseydi Peygamberimiz bir kişiyle çıktığı yolculukta yanına ne Ebubekirleri alabilir ne kendisini öldürmeye gelen Ömerlerin gönlünü kazanabilir ne de Küfrün elebaşı Ebu Cehil'in oğlu İkrime'nin kalbine girebilirdi. Müşrikler Mekke'ye Hac için dışardan gelenlere “Sakın Muhammed'le görüşüp konuşmayın. O sizin zihninizi ifsat eder, sizi sapıklığa götürür” diye kara propaganda yaptılar. Tufeyl b. Amr bunları bana o kadar söylediler ki Kabe'ye vardığımda Muhammed (sav)'in sözlerini duymamak için kulağıma pamuk tıkadım. Kendi kendime “Ben, iyiyi kötüden ayırt edemeyecek bir adam değilim. Üstelik şairim. Bunun söylediklerini ne diye dinlemeyeyim? Sözlerini güzel bulursam kabul ederim, güzel gelmezse terk ederim” dedim. Namaz kılıyordu kulağımdan pamuğu çıkardım okuduğu Kur'ana kulak verdim. Baktım ki en güzel hakikatleri okuyor hemen iman ettim. diyor. Şimdi Gizli mahfiller ve şer odakları hangi sinsi planları yaparlarsa yapsınlar Allah kalpleri evirip çevirendir.  Tufeyl'e kulağındaki pamuğu çıkartıp vahyin nurunu duyuran Rabbimiz hainlerin planlarını da alt üst edecektir. Rabbim hainlerin planlarını Müslümanların hayrına tebdil eylesin.