Anneliğin Psikolojik Seyir Defteri: Kendini Bir Çocuğun Gözünde Okumak

Abone Ol

Bu hafta takvimler anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor; bir yanda şefkatin ilk durağı Anneler Günü, diğer yanda ruhun labirentlerinde rehberlik eden Psikologlar Günü... İlk bakışta uzak görünseler de aslında her iki gün de aynı hikâyenin parçası: Biri bizi dünyaya getirenlerin, diğeri ise bu dünyada kendimizi bulmamıza eşlik edenlerin günü. Bu rastlantı bize hatırlatıyor ki; ister bir anne kucağında ister bir terapi koltuğunda olsun, şifanın yolu her zaman aynı limana çıkıyor: Koşulsuz kabul ve güven.

Tam da bu noktada, o limana varmaya çalışan bir annenin "psikolojik seyir defteri" açılıyor önümüzde. Çünkü annelik sadece bir bebek büyütmek değil, bir kadının kendi çocukluk defterlerini yeniden okumasıdır. O küçük el elinizi her tuttuğunda; aslında kendi geçmişinizle, bazen ertelenmiş korkularınızla ve zamanında sesini duyuramamış o küçük çocukla yeniden tanışırsınız. Kendinizi bir çocuğun gözünden okumaya başladığınız o an, anneliğin sadece bir rol değil, en derin "kendini bulma" yolculuğu olduğunu anlarsınız.

Bu içsel yolculukta, anneliğin o kalabalık seyir defterine notlar düşerken bazen yolumuzu kaybedebiliriz. Bir psikolog olarak, o defterin sayfaları arasına sıkışıp kaldığınızı hissettiğiniz anlarda, kalbinizin bir köşesinde şu nazik hatırlatmalara yer açabilirsiniz:

• Mükemmelin Değil, 'Gerçek' Olanın Şifası: Çocuğunuzun kusursuz bir kahramana değil; yorulunca dinlenen, hata yapınca bunu telafi etmeyi bilen, yani onun gibi "insan" olan bir anneye ihtiyacı var. Samimiyet, en büyük öğretidir.

• Kendi Çocukluğunuza Bir Tebessüm: Çocuğunuzla yaşadığınız zorlayıcı anlarda, belki de içinizdeki o hiç büyümemiş küçük kız çocuğu sizinle konuşuyordur. Ona kızmak yerine, o küçük kızın başını şefkatle okşamayı denediğinizde, her şey biraz daha kolaylaşabilir.

• Boş Bir Kaseden İkram Edilemez: Başkasının ruhunu doyurabilmek için önce kendi ruhumuzu şefkatle beslememiz gerekir. Kendinize ayıracağınız küçük bir huzur anı, aslında çocuğunuza vereceğiniz en güzel hediyedir.

• Sessizliğin Kutsal Bağı: Her anı bir şeyler öğreterek doldurmak zorunda değiliz. Bazen sadece yan yana susabilmek, göz göze gelip "buradayım" diyebilmek, binlerce kelimeden daha derin bir bağ kurar.

Bu küçük notlar, sadece ebeveynlik yolculuğumuzu değil, aynı zamanda ruhsal dünyamızı da çiçeklendiren birer davet aslında.

Sonuçta hayat; ister bir beşiğin başında, ister bir terapi koltuğunda olsun, bir başkasının ruhuna sabırla eşlik etme sanatıdır. Bu hafta, hem bir çocuğun kalbine o ilk tohumu eken annelerimize, hem de o tohumların kuruyan dallarını sevgiyle budayan meslektaşlarıma teşekkür borçluyuz. Unutmayın; bir insanı gerçekten duymak, ona verilebilecek en büyük hazinedir; bu bilinçle hem şefkatin ilk durağı olan tüm annelerimizin Anneler Günü hem de ruhun sesine kulak veren tüm meslektaşlarımın Psikologlar Günü kutlu olsun.