Bir ziraatçı olarak orman ve anız yangınları beni hep düşündürmüş ve hep de üzmüştür. Yeşile ve bu yeşilin binlerce faydası varken neden ormanları ve bitki örtüsü yakılıyor. Çok farklı amaçlar yanında arazi açma ve dikkatsizlik gibi sebepler kabul edilemez sebepler olmalıdır. Ormanları bilerek yakan hainler içinde önleyici etkin tedbir olarak idam cezası getirilmelidir.
Hububatta hasat mevsimi geldi, tanesi alınan ürünlerin sapı veya anızı tarla sürüm işleri kolay olsun gibi çok da önemli olmayan nedenlerden dolayı anızlar yakılmaktadır.
Hasat sonrası ovada anızlar çoğu zaman bilerek veya bilmeyerek ateş atılarak sap veya anızlar yakılmaktadır. Anız yangınlarında sap veya anızlarla birlikte toprağın üst katmanı, içerisindeki böcek, kurt, kuş, tavşan gibi bu arazilerde yaşamakta olan birçok canlı yanmaktadır. Bazı anız yangınları ekili arazilere, çiftliklere, evlere ve varsa etraftaki ormanların da yanmasına yol açmaktadır. Tarla içi canlılar ve diğer canlıların yanması yanında mal ve can kayıplarına da neden olmaktadır. Ayrıca geçmiş yıllarda yaşanmış olan Çanakkale’deki şehitliğimize büyük oranda zarar verdiği gibi çevrede mevcut kültür varlıkları da zarar görmektedir.
Basın ve yayın organlarında haberleri dinliyoruz ve bazı programları izliyoruz, konuşulanların çoğu doğayı, çevremizi koruyalım ve ekolojik dengeyi bozmayalım demektedirler. Bu güzel sözler doğrusu hoşumuza da gidiyor. Ancak yaşanılanlar hiç de bu sözleri doğrulamadığı için çevreci ve tabiatın dostu olmak sözde kalmaktadır.
Anızları yakmanın sebepleri arasında en başta hasat sonrası kalan sap ve bitki kök kısmının sürümü ve sonrasında ekimi zorlaştırdığı gösterilmektedir. Çiftçilerimiz anızı;
-Daha iyi tohum yatağı hazırlamak,
-Yabancı ot ve haşereleri yok etmek,
-Hasat sonrası, hemen diğer bir ürünün ekimine geçilecek ise zaman kazanmak ve mibzerin istenilen bir şekilde ekim yapmasını, anız sapları ile mibzer gözlerinin tıkanmasını önlemek gibi gerekçelerle fayda sağladığı belirtilmektedir. Haklı bir gerekçe gibi gösterilen bu sebeplerin sağlayacağı fayda vereceği zararın yanında dikkate alınmayacak kadar çok küçücük bir orandadır. Her ne kadar yasak olsa da maalesef anız yakılmakta olup aşağıda resimde yakılmış tarlalar görülmektedir.
Anız yakmanın önlenmesi yasaklarla değil bilinçle halledilmelidir. Çünkü yasağa rağmen ülkemizde anız yakılmaktadır. Anız yakmanın bilinen zararları ve dolaylı zararları vardır. Bunlar;
1- Anızın yakılması sonucunda; gerek tarımsal ekosistem, gerekse doğal ekosistem tahrip edilmektedir.
2- Özellikle topraktaki Karbon (C) ve Azot ( N) dengesi yok olmakta ve tarlalar verimsizleşmektedir.
3- Organik madde miktarı azalmaktadır.
4- Mikrobiyolojik aktivite gerilemektedir.
5- Omurgasızlar yok olmaktadır.
6- Diğer birçok zararı görülmektedir.
Anızların yakılması ile toprağı besleyecek organik atıklar yok olmakta ve topraklarımız günden güne fakirleşip verim gücünü kaybetmektedir. Anız ve sapların yakılması ile toprak yorgunluğu artmaktadır. Anızın yakılması sırasında kalan sap ve anız miktarına göre toprağın 1-3 cm lik üst katmanının ısısı 50-750 0C’ ye kadar çıkmakta olduğundan toprak mikroorganizmalarının çoğu zarar görmektedir.
Anız yakmanın önüne geçmek için ne yapılmalı;
1-Ekim öncesi tohum yatağı iyi hazırlanmalı,
2-Hububat hasatları biçer- döver ile toprak yüzeyine yakın yapılmalı (Biçer- Döverler de tabla genişliği fazla olduğu için iyi hazırlanmayan tarlalarda yüksekten biçme zorunda kalmaktadır)
3-Hasat sonrası kalan anız, anız parçalayıcısı ile parçalanarak toprağı karıştırılmalıdır (anızın parçalanması, mikroorganizmalar tarafından çürüyerek organik maddeye dönüşmesi kolaylaşsın)
4-Yabancı ot ve haşereleri yok etmek için temiz ve sertifikalı tohum kullanılmalı, bakım ve ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
5. İkinci ürün yetiştirmek için zaman kazanmak amacıyla yakılmakta, ancak anızı parçalama ile bu halledilebilir.
Anız ve benzeri diğer organik artıklar parçalanarak toprağa gömüldüklerinde toprağın organik madde muhtevası artar. Buna bağlı olarak toprağın su tutma kapasitesi artar. Rüzgâr ve yağışların (suyun) sebep olacağı erozyon önlenir. Toprakta organik madde muhtevasının artmasına bağlı olarak toprağın daha verimli hale gelmesi sağlanmaktadır.
Anız ve saplar selüloz kaynağı olarak kâğıt sanayiinde, mantar yetiştiriciliğinde, hayvan beslenmede ve hayvan altlığı gibi farklı amaçlarla da kullanılarak ekonomiye katkı sağlama özelliğine de sahiptir.
Yapılan araştırmalar anız yakmanın; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini bozduğu, toprağın verimliliğini düşürdüğü ve biyolojik dengeyi olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Amacımız günü kurtarmak olmamalı, tarımda sürdürebilirliği sağlamak olmalıdır. Anız yakılması tarımda sürdürülebilirliğin önünde bir engeldir. Bizlerin yaşama alanı olan bu toprakları anız yakarak ve diğer nedenlerle kendi ellerimizle yok etmemeliyiz.
Bu nedenle günümüzde gelişmiş teknoloji kullanılan modern tarımda anız yakmaya yer olmamalıdır. Anız yakma tarımın ve gıdanın sürdürülebilirliği için ülke gündeminden kesinlikle çıkarılması gereklidir. Samanın para ettiği ve bazı yıllar ithal bile edildiği ülkemizde saplar değerlendirilmeli ve biçim biraz derinden yapılarak kalan bitki sap kısmı azaltılmalı ve kesinlikle yakılmamalıdır.
Bu toprakların bize atalarımızdan kalan miras değil, çocuklarımıza devretmek üzere aldığımız bir emanet olduğunu unutmamalıyız.