ANIZ YAKMA NEDİR?
Prof. Dr. Mevlüt Mülayim, orman ve anız yangınlarının herkesi üzdüğünü dile getirirken; ‘’Hububat ekili arazilerde hasat sonrası kalan sapların yakılması ‘anız yakma’ olarak bilinmektedir.’ şeklinde açıklamasını yaptı.
ANIZLARIN YAKILMASINDAKİ SEBEP NE?
Doğaya hiçbir faydası olmayan bu eylemin sebebini değerlendiren Mülayim, ‘’ Hububatta hasat mevsimi geldi, tanesi alınan ürünlerin anızının yakılması bazı nedenlere dayanmaktadır. Anız tarla sürümü, tohum yatağı hazırlama ve ekim işleri kolay olsun gibi çok da önemli olmayan nedenlerden dolayı anızların yakıldığı belirtilmektedir. Bazı durumlarda zararlı ve hastalıkla mücadele amacıyla da anız yakıldığı görülmektedir. Çok farklı amaçlar yanında arazi açma, sabotaj ve dikkatsizlik gibi sebepler kabul edilemez sebepler olmalıdır.’ ifadelerini kullandı.
ANIZLAR YANINCA SONUCUNDAKİ OLUMSUZLUKLAR NELERDİR?
Yanan anızların ve sapların doğurduğu sonuçlara değinen Mülayim; bölgede yaşayan canlılara, insanların can ve mal kayıplarına gelen zararlarla ilgili olarak ‘’ Hasat sonrası ovada anızlar çoğu zaman bilerek veya bilmeyerek ateş atılarak sap veya anızlar yakılmaktadır. Anız yangınlarında sap veya anızlarla birlikte toprağın iç ve üst katmanı, içerisindeki böcek, kurt, kuş, tavşan gibi bu arazilerde yaşamakta olan birçok canlı yanmaktadır. Bazı anız yangınları ekili arazilerin, çiftliklerin, alet ve ekipmanların, varsa evlerin ve etraftaki ormanların da yanmasına yol açmaktadır. Tarla içi canlılar ve diğer canlıların yanması yanında tarihi yerlerin yanmasına, kültürel değerlerin yok olmasına, mal ve can kayıplarına da neden olmaktadır.’’ açıklamasını yaptı.
SANILANIN AKSİNE EKİMİ KOLAYLAŞTIRMIYOR!
Yakılan anızların sebep olarak halk arasında ekimi kolaylaştırdığı savunulsa da Prof. Dr. Mevlüt Mülayim, sanılanın aksine ekimi zorlaştırdığını şu sözlerle ifade etti:
‘’Anızları yakmanın sebepleri arasında en başta hasat sonrası kalan sap ve bitki kök kısmının sürümü ve sonrasında ekimi zorlaştırdığı gösterilmektedir. Çiftçilerimiz anızı; daha iyi tohum yatağı hazırlamak, yabancı ot ve haşereleri yok etmek, hasat sonrası hemen diğer bir ürünün ekimine geçilecek ise zaman kazanmak ve mibzerin istenilen bir şekilde ekim yapmasını, anız sapları ile mibzer gözlerinin tıkanmasını önlemek yani ekimi kolaylaştırmak gibi gerekçelerle fayda sağladığı belirtilmektedir. Haklı bir gerekçe gibi gösterilen bu sebepler yakmanın vereceği zararın yanında dikkate alınmayacak kadar çok küçüktür. Her ne kadar anız yakmak yasak olsa da maalesef zaman zaman anızların yakıldığını görmekteyiz.’’
BİYOLOJİK ZARARLARI DUDAK UÇUKLATTI!
Mülayim, bu zararlı eylemin yasaklarla önlenemeyeceğini, bilinçli davranarak yok edilebileceğini söyledi. Doğaya ve ekosisteme olan biyolojik zararlarından ‘’Anızın yakılması sonucunda; gerek tarımsal ekosistem, gerekse doğal ekosistem tahrip edilmektedir. Özellikle topraktaki Karbon (C) ve Azot (N) dengesi yok olmakta ve tarlalar verimsizleşmektedir. Organik madde miktarı azalmaktadır. Mikrobiyolojik aktivite gerilemektedir. Omurgasızlar yok olmakta ve toprak içi-toprak üstündeki diğer birçok canlı zarar görmektedir.’’ ifadeleriyle bahsetti.
Prof. Dr. Mevlüt Mülayim, bu zararların yanında toprağı besleyecek organik atıkların yok olup toprakların günden güne fakirleştiğini, anız ve sapların yanmasıyla toprak yorgunluğunun arttığını, yangın esnasında kalan sap ve anız miktarına göre 1-3 cm’lik üst katman ısısının 50-750 santigrat dereceye kadar ulaştığından dolayı toprak mikroorganizmalarının çoğunun zarar gördüğünü de sözlerine ekledi.
NASL ÖNLENEBİLİR? MÜLAYİM’İN ÇÖZÜMÜ: İDAM
Tarım, ekosistem ve geleceğimiz açısından hayati önem taşıyan bu zararlı eylemin önlenmesini "Doğayı koruyalım, gelecek nesillere yaşanılabilir bir dünya bırakalım.’ sloganı güzel, çoğumuz da bunu söylemekteyiz. Birçok ürünün reklamlarında bile çevreci olduğu öne çıkarılmakta ve çevreci olduğu vurgulanmaktadır. Ormanları bilerek yakan hainler içinde önleyici etkin tedbir olarak idam cezası getirilmelidir.’’ sözleriyle savunurken nasıl önlenebileceği konusunda da yapılması gerekenleri söyledi:
‘’Ekim öncesi tohum yatağı iyi hazırlanmalı. Hububat hasatları biçer- döver ile toprak yüzeyine yakın yapılmalı. (Biçer-döverler de tabla genişliği fazla olduğu için iyi hazırlanmayan tarlalarda yüksekten biçme zorunda kalmaktadır.) Hasat sonrası kalan anız, anız parçalayıcısı ile parçalanarak toprağı karıştırılmalıdır. (Anızın parçalanması, mikroorganizmalar tarafından çürüyerek organik maddeye dönüşmesi kolaylaşsın.) Yabancı ot ve haşereleri yok etmek için temiz ve sertifikalı tohum kullanılmalı, bakım ve ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Bölge için tavsiye edilen “sertifikalı tohum” kullanılmalı ve ikinci ürün yetiştirmek için anız yakılmamalı, anız parçalama aletleriyle halledilerek tohum yatağı hazırlanmalıdır.
Anız ve saplar yakma yerine ekonomiye katkı sağlamalıdır. Özellikle selüloz kaynağı olarak kâğıt sanayiinde, mantar yetiştiriciliğinde, hayvan beslenmede ve hayvan altlığı gibi farklı amaçlarla da kullanılmalıdır.’’
AMAÇ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNGÜSÜ OLMALI
Ülke ekonomimizin bel kemiklerinden biri olan tarımın sürdürülebilir hale gelmesi gerektiğinden bahseden Prof. Dr. Mevlüt Mülayim:
‘’Amacımız tarımda sürdürebilirliği sağlamak olmalıdır. Anız yakılması tarımda sürdürülebilirliğin önünde bir engeldir. Bizlerin yaşama alanı olan bu toprakları anız yakma gibi nedenlerle kendi ellerimizle yok etmemeliyiz.
Bu nedenle günümüzde gelişmiş teknoloji kullanılan modern tarımda anız yakmaya yer olmamalıdır. Anız yakma tarımın ve gıdanın sürdürülebilirliği için ülke gündeminden kesinlikle çıkarılması gereklidir. Bu toprakların bize atalarımızdan kalan miras değil, çocuklarımıza devretmek üzere aldığımız bir emanet olduğunu unutmamalıyız.’’ çağrısında bulundu.