ANA HABER: BATI BATIYOR

Abone Ol

Sömürgeci Batı medeniyeti, geri geri giderken, hızlı çöküşün can havliyle, İngiliz kibarlığı donundan sıyrılıp, asıl saldırgan hâliyle görünmekten çekinmiyor. Yirminci yüzyıl boyunca parlattığı sözde, halkların iradesinin temsili olan demokrasi masalını hiçbir kılıfa ihtiyaç duymadan yiyip yutuyor. Güçlü toplumsal temelleri olan devletleri kendi çöküş kaderine ortak etmek, hiç olmazsa yıpratmak istiyor. ABD'de federal devlet ile eyaletler arasındaki çatışmalar hergün daha büyüyor. 2021 de Amerikan kongresi vatandaşlar tarafından basılıyor. "Göstericileri öldürürsen, İran'a gireriz" diye parmak sallayan Tramp'ın bireysel özgürlüklerin sözde cenneti ülkesinde, bir kadın gösterici çocuklarının gözü önünde polis tarafından öldürülüyor. 2018 de bir grup ayrılıkçı, Kaliforniya eyaletinde, Yeni Kaliforniya Eyaletini ilan ediyor. Haziran 2025'de ulusal güvenlik gerekçesiyle, Afganistan, Myanmar, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Eritre, Haiti, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen'den gelenlere seyahat yasağı koyan başkanlık kararnamesi imzalanıyor. Son bir haftadır kesilmek bilmeyen, protestolarla ülke kaynıyor. Ama ana akım medyada her kanalda İran konuşuluyor.
2023'ün başlarında başlayan İsrail yargı reformu protestolarını, grevler ve istifaları hatırlayalım. Protestolar, reform yapmak isteyen Netanyahu hükümetine karşı Ocak'tan itibaren başlayarak Cumartesi akşamları Tel Aviv dahil olmak üzere diğer şehirlerde ve hafta içi belirli günlerde çeşitli yerlerde sokak protestoları düzenlendi. 7 Ekim Aksa tufanıyla varlığı tüm dünya kamuoyunda nefretle sorgulanan İsrail'den, akın akın göçler haber ajanslarına yansımadı. Hamasın karşısındaki yenilgisi, Gazze'nin enkazıyla örtülemese de, Venezuela'dan Avustralya'ya, Somali'den İran'a dikkat dağıtılarak unutturulmaya, normalleştirilmeye çalışılıyor. Bölgede silah zoruyla şimdilik tutunan bu tümör yapının, iç çekişmeleri sıkı sansür yasaklarıyla örtülürken, ifşa etme zahmetine katlanan da yok. Kuruluş gerekçesi, bölgedeki habis ur İsrail'i, bölgeden söküp atmak olan Arap Birliği'nin ülkelerinin liderleri Saddam, Kaddafi, Esed,
zalim ve despot ilan edilerek, ülkeleri tarumar edildi. Ulusal zalimler gitti küresel zalimler geldi.
BOP'nin Suriye ayağında sosyalist baascı Esed rejimini devirirken İslamcıları kullanan, islamcı bir kukla yönetim kuran ABD, Arap birliğinin baş aktörü Mısır'da demokratik seçimle işbaşına gelmiş İslamcı Mürsi yönetimini ilk senesinde darbeyle devirttiriyordu. Tüm mesele şucu bucu olmak değil, küresel zalim ile uyumlu olup olmamakta düğümleniyordu.
İran'daki rejime ve İran'ın bütünlüğüne karşı şiddet eylemlerine destek çağrısı yapan İngiltere, Fransa ve Almanya'daki durum da farklı değil. Dünyaya Alafrangalığı öğreten, rönesans ve reformların merkezi, emperyal zengin Fransa, ekonomik sorunların altından kalkamıyor, kemer sıkmaktan hükümet devriliyor. Güneş batmayan İngiltere'den
Afrika'daki eski sömürge ülkeleri tazminat talep ediyor, ekonomik krizi gerekçe göstererek, nakit ödemeyi reddediyor. Yüzde 13'ü İngiliz asıllı olmayan yabancılardan oluşan İngiltere'de , yabancı karşıtı protestolar, ekonomik krize eşlik ederken, İngiliz yönetimi, ülkesinde şah dönemi İran'ının bayrağı ve Pehlevi posterleriyle İran karşıtı yüzbinlik protesto organize ediyor. Devletler artık iç kamuoylarını, başka halklar konulu yüzbinlik protesto yürüyüşleriyle manüple ediyor, kendilerini hedef alacak enerjiyi boşaltıyor.
Batı sanayileşmesinin motoru Almanya'da, sabotaj sonucu Başkent Berlin beş gün elektriksiz kalıyor, hayat felç oluyor. Alman nüfusu gibi yaşlı ve bakımsız altyapı, krizlerle başa çıkamazken, ekranlarda on yıllardır ekonomik abluka ve yaptırımlar'a maruz kalan kendine yeter İran'ın halkı kışkırtılmaya çalışılıyor.
Ahlak ve merhametten yoksun
Emperyalist vahşi Batı medeniyeti, çıkardan öte, varlık sancısı çekiyor. Bozgunculuk çomağıyla kaostan, kapitalist sistemi reenkarne etmeyi planlıyor.

Objektiflerini, küresel zalimlerin işaret ettiği yere değil, o zalimlerin ülkelerine çevirip, kendi içlerindeki hazımsızlıkları, çekişmeleri, çatışmaları ve sorunları faş edecek bağımsız medya, yeryüzünde zulmün bitip, adaletin hakim olmasına en büyük katkıyı sağlayabilir.