Yıllar önce Kürt Meselesi (galatı meşhur böyle olduğu için bu tabiri kullanıyorum yoksa bir ırkın adının genel bir mesele anlamında kullanılması doğru değil) ile ilgili bir panelde konuşmacı idim. Birkaç Türk milliyetçisi genç konuşmamı bölerek illaki konuyu Ermeni Meselesine getirmeye çalışıyorlardı. Türkiye’de yazmak ya da konuşmak ne zor! Ermeni meselesi desen bir türlü, Ermeni soykırımı desen bir türlü, Ermeni tehciri desen bir türlü. Kullandığın her kelime seni otomatik olarak bir kampa dahil eder. Neyse uzatmayayım gençlere dedim sizi dinleyeceğim. Ancak bir iki sorum olacak: Ermenistan’ın şu anki nüfusunu bilen var mı? Salondan çıt yok. Ermenice ya da Osmanlıca bilen var mı? Çıt yok. O zaman için yaklaşık iki milyon nüfusu olan Ermenistan bizi ne kadar korkutmuş(!) Yunanistan da yıllarca rüyalarımıza girmedi mi? Üç tarafı denizlerle dört tarafı düşmanla çevrili bir ülkeyiz? Salona tekrar sordum. Özellikle İslamcılık ve Filistin davası güden arkadaşlar cevap verebilir: İsrail’in nüfusu kaç? Aranızda İbranice bilen, öğrenmek isteyen var mı? Yine çıt yok! Dinleyicinin önemli bir kısmın üniversite öğrencisi olduğunu da belirteyim.
Üniversitede girdiğim derslerde Adnan Menderes’i, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı soruyorum. Ne yazık ki çoğu zaman cevap alamıyorum.
Amerika bir haydut gibi çetesi ile gidip bir ülkeyi işgal ediyor. Başkan ve eşini yakalayıp(!) ABD’ye götürüyor. Yargılayacakmış! Yıllar önce insan hakları alanında birlikte çalıştığım bir grup arkadaş Amerika’nın Irak’a müdahalesini savunuyordu. Neymiş devam eden bir zulüm varmış. 11 Eylül sonrası ABD’de Dışişlerinden Ortadoğu sorumlusu yetkililer ile konuşurken; tamam Saddam zalimdi, ancak Saddam zamanında ölen Müslüman sayısı Amerika’nın öldürdüğü Müslüman sayısının binde biri değil. Sayısal bir karşılaştırma yapmak değil niyetim. Bir zehri başka bir zehir ile temizleyemezsiniz. Sonucu konuşmak ve sonuca bağıra çağıra tepki vermek yerine hadi tepki vermekle beraber uzun soluklu planlara, stratejilere ihtiyacımız var.
Hangi üniversitenin, hangi güçlü STK’nın “Siyonizm Araştırma Enstitüsü” var? Hangimiz çocuğunu Ortadoğu uzmanı olarak yetiştirmek istiyor? Askeri Darbeleri Araştırma Merkezi kuruldu da benim mi haberim yok? Doğu ve Güneydoğudaki üst düzey bürokratlarımızın kaçı Kürtçe, Arapça biliyor? Ya da bilse bile konuşabiliyor? İngilizceyi su gibi konuşan çocuklarımızdan kaçı Taha İ. Özel’in İngiliz Doğu Hindistan Şirketi kitabını okudu? Gertrude Bell kim?
Sorular çok. Sadede geleyim. İlk ve orta öğretimde Yakın Türkiye tarihi, Amerika’nın haydutluk tarihi, Ortadoğu tarihi müfredata girmek zorunda. Ama resmi ideolojinin sınırlamaları ile ortaya çıkacak bir müfredattan bahsetmiyorum. Yaşananları ve tarihi arka planını anlayacak, analiz edebilecek ve bu sonucu insanlık yararına değerlendirecek bir gençliğe ihtiyacımız var. Mesele sadece bir ülkenin, bir milletin, bir devletin meselesi değil. Bütün insanlığı tehdit eden bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Düşmanı uzaklarda aramayalım. Düşmanı tanıyalım. Ama içimizdeki kuklalarının kim olduğunu, kim olabileceğini öğrenelim. Cambaza bak diyerek fırsatçılık yapanları, “düşmanı” istismar edenleri bilelim ve hedefe koyalım.
“Dijital vicdan” yapıp sonra işimize bakacaksak sıranın bize gelmesini bekliyoruz demektir.