Altın Puanlar

Abone Ol

    Süper ligin 25. haftasında Karabükspor karşısında deplasmanda aldığımız 3 puan kelimenin tam manasıyla altın değerinde. Maçtan önce kime sorarsan bir puana razıyız derdi. Çünkü ligin 17. sırasında bulunan rakibimizle aramızdaki puan farkını korumak, yaklaştırmamak önemliydi. Aldığımız bu hayati galibiyet ve Kayseri Erciyesspor'un Rizespor'a evinde boyun eğmesiyle küme düşme hattının bir anda 11 puan üstüne çıktık. Artık aşağıyı düşünmeden çıkabileceğimiz kadar yukarıya çıkmayı düşünmek ve planlamayı ona göre yapmak lazım.

VUKOVİC  FARKI

      Cuma günü maçımızı seyreden herkes hemfikirdir ki yaptığımız savunma sezonun 2. deplasman galibiyetini almamızı sağladı. Kalitesiyle farklılık oluşturan Vukovic neredeyse bütün hava toplarında rakiplerine geçit vermedi. Oyunu geride kabul eden anlayışımız rakibi doldur boşalta mecbur bıraktı. Son 2 haftada oturan savunma anlayışımız sayesinde rakibimize pozisyon vermedik. Yine kalecimiz Kaya'nın güvenli duruşu ve her geçen hafta artan performansı bizim için sevindirici. Oynanan oyundan bir çok kişi memnun olmayabilir ama eldeki oyuncu kadrosuyla takımımızdan atak futbol beklemek hayalcilik olur. Bunu çok iyi bilen Aykut Kocaman'ın oynattığı futbol, takımımız için en ideal oyun şekli.

HÜCUM GÜCÜMÜZ ÇOK ZAYIF

      Bu sezon bir çok maçta olduğu gibi bu haftada takımımızın hücum konusunda yetersiz olduğunu çok açık şekilde gördük. Yeterince pozisyona giremiyoruz. Girdiğimiz pozisyonları ise cömertçe harcıyoruz. Maçın hemen başında Rangelov'un, kolayı yapmak varken kale önünde röveşataya kalkması bizi mutlak bir golden etti. Altıpas içindesin ve seni rahatsız eden kimse yok. Ne gereği var fanteziye kaçmaya? Rangelov'un kaçırdığı pozisyon aslında kalite derecesinin güzel bir örneği. Bu karşılaşmada da gördük ki orta sahada görev yapan  ve hücumdan sorumlu oyuncularımız yeterli kalitede değiller. Ömer Ali'nin yararlanamadığı pozisyon da yine aynı şekilde beceriksizlikten başka bir şey değil.  Zaten savunma oynuyoruz, hücuma çıkamıyoruz ,bulmuşsunuz böyle net fırsatı atın artık. Ama dediğim gibi bu iş yetenek ister. Sakatlığın etkisinden henüz kurtulamayan Djalma maç boyunca etkisiz olsa da girdiği pozisyonu güzel bir plase ile neticelendirerek hanemize 3 puanı yazdırdı.

İSHAK'IN SUÇU NE?

         Merak ediyorum, madem orta sahada Çamdalı, Güven ve İnceman oynayacaktı, sezon başında İshak neden gönderildi? İshak bu üç futbolcunun toplamından bile daha fazla takıma katkı sağlardı. Özellikle Ali Çamdalı ve Mehmet Güven'e duyulan sabrı anlamak mümkün değil. Yine aynı şekilde Ömer Ali'nin oynadığı daha doğrusu oynayamadığı futbolu görünce Barış'a, Vedat'a ve özellikle de Recep'e haksızlık edildiğini düşünüyorum. Oynayan oyunculara verilen şansın ve duyulan sabrın yarısı bu gençlere de verilseydi belki de kapımızda milyon dolarlarla pek çok kulüp sıraya girerdi. Son 9 haftada Aykut Kocaman'ın genç ağırlıklı kadrolarla maçlara çıkması ve bu oyuncuları gelecek sezona hazırlaması gerekir.

BARAJ  34

    Ligde bu hafta alınan sonuçlarla küme düşme barajının 34'ü aşmayacağını düşünüyorum. Hatta bu sayı birkaç puan aşağıya da çekilebilir. Bu yüzden oynayacağımız 9 maç öncesi topladığımız 31 puan bizi doğal olarak gelecek sezonun planlarını yapmaya itiyor. Transfer çalışmalarına şimdiden başlanması ve  gerekli bağlantıların yapılması şart. Yoksa gönderemeyip muhtaç kaldığımız Rangelov pişmanlığını başka futbolcular için tekrar yaşarız. Neticede şu an için rahat bir konumdayız. Gevşemeden, geride kalan 9 maçta en yüksek puanı almak için mücadele etmemiz lazım. Her galibiyete 1 milyon TL verildiğini ve ligdeki her sıralamanın federasyon tarafından maddi olarak farklı değerlendirildiğini unutmamak lazım. Milli maç arasını çok iyi değerlendirip sahada yürüyen oyuncularla değil koşan, ısıran oyuncularla Trabzonspor'un karşısına çıkmamız lazım. Bence Trabzonspor'un yüzde ellisi olan Mehmet Ekici'nin yokluğunda 3 puanla sahadan ayrılmak çok ta zor değil.