Allah’ın harika eserini müşahede ettiğimiz yer; armutlu

Abone Ol

Yüce Allah (cc) kâinatı kendisini tanıtmak için yaratmıştır. Yaratılışın gayesi ve amacı yaratıcıyı tanımaktır. Allah, insanı da kendisini iman ile tanıması ve ibadet ile itaat etmesi için yaratmıştır.

Allah kendisini gizlemiş, eserlerini ortaya çıkarmıştır. Eser, ustasını daha iyi tanıtır. Amaç, gizli hazinelerini göstermek suretiyle zâtını tanıtmaktır. Allah’ın hazineleri isimlerinde gizlidir. Yüce Allah kâinatı yaratarak kendi hazinelerini, eserlerini ortaya çıkardı. İnsanı yaratarak bu eserlerin sahibini, yaratıcısını bilmeyi, iman etmeyi ve itaat etmeyi gerekli kıldı. İnsanın yaratılış amacı Allah’a iman olunca, insan iman etmekle bu amacı gerçekleştirmiş olur.

Rabbimiz; insanın, kâinatı boş ve kavrayışsız bir nazarla değil, hikmeti idrak edecek bir dirayet ve basiretle müşahede etmesini ister.

İnsan, başta kendisi olmak üzere göklerde ve yerdeki canlıların her şeyleriyle Allah-u Teâlâ’ya muhtaç olduğunu devamlı müşahede etmelidir.

İnsan, yaratılan her güzelliği hikmetle müşahede ederek eserden müessire gitmelidir.

İnsanın yaratılan her şeyde, Allah-u Teâlâ’nın eserlerini görmeye çalışması gerekir. Böylece iman tekâmül etmiş olur.

Allah’ı tanımanın en sağlam ve güzel yollarından birisi eserden müessire gitmektir. Yani eserlerinden hareket ederek eser sahibini tanımaktır. Kâinat ve içindeki harika eserlerin hepsi birer penceredir, onlara iman gözü ile bakılırsa, marifet ışığı yanar.

Her bir eser üstünde Allah’ın isim ve sıfatları tecelli eder. İnsan bu tecellileri takip ederek kaynağı olan Allah’a ulaşır. Eserden müessire geçmek demek, esere bakarken, aslında o eseri yapan zâtı bilmek, onun varlığını kabul etmektir.

Gerçek tefekkür, insanı çirkinliklerden güzelliklere, hırstan kanaate sevk eden tefekkürdür. Bu tefekkür insana müşahede ve takva hâli kazandırır.

Allah, kendisini bildirmek için kâinatı büyük bir teşhir yeri olarak yarattı. Kâinat ve içindeki her bir sanat ve eser, Allah’ın tecelli ettiği bir sergi alanı ve gösteri yeridir.

Sözlükte “görmek, şahitlik etmek, gözlemlemek; bir nesnenin hakikatine vâkıf olmak” anlamlarına gelen müşahede kelimesi asıl olarak Allah’ın zuhur ve tecellilerini görmeyi, seyir ve temaşa etmeyi ifade eder.

Müşahedenin değişik mertebeleri vardır. Gözle müşahede hareket noktasıdır. Bunun ilerisi kalp gözüyle müşahededir. Buna basiret denir. Bedendeki göz, eşyanın suretini görür. Kalp ise eşyanın hakikatini, iç yüzünü görür. Tasavvuf âlimleri bu gücü "kalp gözü" olarak ifade etmişlerdir.

Tefekkürle yapılan müşahedenin amacı aradaki perdeleri aşıp ilâhî hakikatleri temaşa etmektir. Perdenin ötesindeki ilâhî hakikatler daha açık, daha nurlu ve daha latiftir. Müşahedenin amacı bu nurlu ve lâtif hakikate ulaşmak ve hiçbir şüphe kalmadan, kalp huzuru ile Hakk’a ulaşmaktır.

İnsan, Allah’ın yarattığı değişik eserleri görünce bu nurlu hakikati daha iyi anlıyor. Allah’ın farklı eserlerini görmek insanın tefekkürünü ve müşahedesini arttırıyor.

Bizim için de bu hafta böyle oldu. Yalova’nın Armutlu ilçesinde bulunan İhlas Armutlu Tatil Köyü böyle bir müşahedenin ve tefekkürün yapılmasına vesile olan harika bir güzelliktir. Burası; deniz, orman ve kaplıcanın bir arada sunulduğu harika manzaraya sahip bir yerdir.

Armutlu Tatil Köyü; Yalova'nın Armutlu ilçesi Bozburun mevkiinde yer almaktadır. Bu yer; ormanlarla kaplı deniz kıyısında bir arazi üzerinde yeşille mavinin kaynaştığı, insanın bakmaya doyamadığı güzellikte bir tatil köyüdür. Burası sadece bedenin değil aynı zamanda ruhun da dinlendiği harika bir güzelliğe sahiptir.

Biraz da Armutlu ilçesi hakkında bilgi vereyim.

Armutlu, Yalova ilinin bir ilçesi ve bu ilçenin idari merkezidir. Armutlu adının "Armodo" veya "Armodies" sözcüklerinden geldiği sanılmaktadır. Bu sözcükler "Donanma" veya "Donanmaya gözcülük eden kimse" anlamına gelmektedir. Bununla birlikte tarihi süreçte Enrutluk, Emrudili, Imrudili isimleri ile de anılmıştır. Armutlu adının nereden geldiğine dair iki rivayet bulunmaktadır:

Bizans Kralı'nın kızı Armodies'in vücudunun her yerinde yaralar çıktığı bildirilmiş. Kral, kızının bu durumundan utandığı için askerleriyle birlikte kızını şimdiki kaplıcaların bulunduğu mevkiye bırakmış. Kız buradaki termal sularla her gün yıkanmış ve bütün yaraları iyileşmiş. Kral kızının iyileştiğini görünce onu tekrar yanına almış ve Armodies adı Armutlu olarak günümüze kadar gelmiştir.

Evliya Çelebi ise Armutlu isminin nereden geldiğini ünlü Seyahatnamesinde şöyle anlatır; "Nahiyedir. Naib oturur. Bursa Beyi tarafından tayin edilir. Kasaba düz sahraya bağlı, bahçeli ve etrafı armut bahçeleri ile süslü olup bakımlıdır. Onun için Armutlu derler."

Armutlu'ya ilk yerleşenlerin kimler olduğu ve ne zaman yerleştikleri bilinmemektedir. Tarihi kayıtlarda MÖ V. yüzyılda Bithynia Krallığı'nın sınırları içerisinde, MÖ. I. yüzyıldan sonra Roma egemenliğinde, Roma'nın ikiye ayrılmasının ardından Bizanslıların egemenliğinde, daha sonra Selçuklu Hanedanı ile Bizanslılar arasında sürekli el değiştirmiştir. Son olarak 1324 yılında Orhan Gazi döneminde Osmanlı topraklarına dâhil edilmiştir. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde “1050 senesinin Sefer ayının altıncı günü Mudanya Kasabası'na vardıklarından ve oradan bir gemi ile Bozburun İskelesi'ne geldiklerinden” söz etmektedir.

Osmanlı, Armutlu'yu topraklarına katmasından sonra Mudanya ve Trilye'den getirdiği Türkleri buraya yerleştirmiş, uzun bir dönem Türkler ve Rumlar burada birlikte yaşamışlardır.

İlçe, Marmara Bölgesi'nin batısında uzanan ve ilçenin kendi adını verdiği Armutlu Yarımadası'nda yer almaktadır. Doğusunda Gemlik, kuzeyinde Samanlı Dağları, batısı ile güneybatısında Marmara Denizi arasında yer alır. İlçe Yalova'ya 55 km, Gemlik'e 38 km, Bursa'ya 75 km uzaklıktadır. İstanbul'a ise deniz yolu ile 37 deniz mili mesafededir. Yalova'nın en dağlık ilçesi olan Armutlu, Samanlı Dağları'ndan Bozburun'a kadar batıya doğru uzanmaktadır. İlçenin %70'lik bir kısmı eğimli, diğer kısımları düzlüktür. Armutlu'nun denizlerde olan burunları; Çelikkaya Burnu, Kapaklı Burnu, Kalem Burnu ve Meyhane Burnu'dur. En önemli akarsuyu ise Kaleder akarsuyudur. İlçenin, Mudanya ve İstanbul ile deniz ulaşımı bulunmaktadır.

Konya STK platformu eski Başkanlarından Muhsin Görgülügil ağabeyimin vesile olması ile bir hafta kalarak Allah’ın harika eserini müşahede ettiğimiz Armutlu’dan bugün ayrılarak Konya’mıza doğru yol alıyoruz. Muhsin Görgülügil ağabeyim ve oğulları Zâhid, Emre Görgülügil ve ailelerine şükranlarımı sunuyor, sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.

Orman ile deniz iç içe girmiş,

Ruhu dinlendiren sanki iksirmiş,

Görenler hakikat sırrına ermiş,

Tefekkür sağlayan güzel Armutlu.

Baktıkça insanın gönlü açılır,

Ruhumuza nice nurlar saçılır,

Müşahede ile hüsnâ seçilir,

Tefekkür sağlayan güzel Armutlu.