Konya'nın en gözde mekanlarından biri olan Alaeddin Tepesi, aslında Konya Höyüğü'dür. 1941 yılında Türk Tarih Kurumu bünyesinde başlanılan kazı çalışmasıyla Milattan Önce 3000-3500 yıllarına ait bulgulara ulaşılması sonucu tepeye Konya Höyüğü ismi verilmiş ve resmi kayıtlara da bu şekilde geçmiştir. Ancak söylenişi kolay olduğu için halk arasında Alaeddin Tepesi denmeye devam etmiştir...
Arkeolojik açıdan resmi kayıtlara Konya Höyüğü olarak geçmesi doğru bir adım olmuştur. Böylece tepenin rastgele tahrip edilmesinin önüne geçilmiştir...
Kısmi kontrollü kazılar yapılarak höyük günümüze kadar gelmiştir. “Kısmi kontrollü” diyorum çünkü höyüğün çevresindeki yol düzenleme çalışması sırasında tarihi surlar ve arkeooljik buluntular büyük oranda zarar görmüştür...
Şu anda da Konya Büyükşehir Belediyesi “Tarihi Kent Meydanı” projesiyle bölge de yeni bir kaza başlattı. Gördüğüm kadarıyla da kazılar titizlik içinde Müze Müdürlüğü yetkililerinin gözetiminde devam ediyor.
Fakat bölgede bu çalışmalar yapılırken Alaeddin Tepesi'nde de arkeolojik kazılar devam etmelidir. Çünkü o tepenin altında halen Konya'nın tarihi gizlidir...
2 yıl önce Alaeddin Köşkü'nün kalıntısının olduğu alanda sur temellerinin bulunması ve çok sayıda tarihi kalıntıya ulaşılması böyle bir çalışmayı gerektirmektedir...
Konya'nın sanat tarihi alanında söz sahiplerinden Prof. Dr. Haşim Karpuz'a göre de höyükte kazılar tam anlamıyla bitmiş değil. 1940'lı yıllarda ünlü arkeologlardan Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık'ın höyükte yaptığı çalışmalara dikkat çeken Karpuz, “Önemli bulgulara ulaşılmıştır. Çalışmalarını rapor haline getirmiş ve Türk Tarih Kurumu'na sunmuştur. Fakat bu rapor şu anda elimizde değildir. Sonradan öğrendiğimize göre raporu arkadaşı Arkeolog Tahsin Özgüç'e vermiş. Rapora ulaşabilirsek bugün höyükteki birçok bilinmeyeni de ortaya çıkarabiliriz” ifadelerini kullandı.
Umarım bu sözler yetkililer tarafından dikkate alınır...
Alınacağına da ihtimal veriyorum, çünkü sit alanında kepçeyle yapılan kazılar sonucu bazı kalıntılara ulaşılması nedeniyle kepçenin yerini kürek almış durumda. Yıllardır Konya'nın geçmişine darbe vuran kepçenin yerini kürek almış olması biliçlenmenin de bir sonucudur. Bölgenin sit alanı olması bilinen gerçek olduğuna göre Çatalhöyük'te yıllardır süren kazılar nasıl elle devam etmişse aynı şekil Alaeddin Tepesi için de uygulanmalıdır.
Kazı yıllar sürecekse bırakın sürsün. “Tarihi günyüzüne çıkaracağım” diye kepçeyle kazarsanız varolan tarihi de ellerinizle yok edersiniz. Aksi takdirde Konya'nın tarihi höyüğü normal bir tepe olarak kalmaya devam edecektir. Tarihsel önemi ortaya çıkarılmamış bir tepenin fonksiyonu da insanların dinlenebileceği bir yer olacaktır. Oysa geçmişi Milattan Önce 3500 yıllara dayanan bir höyüğün tüm tarihsel yönleriyle ortaya çıkarılması turizm vizyonuna yeni bir değer kazandıracaktır.
Arkeolojik açıdan resmi kayıtlara Konya Höyüğü olarak geçmesi doğru bir adım olmuştur. Böylece tepenin rastgele tahrip edilmesinin önüne geçilmiştir...
Kısmi kontrollü kazılar yapılarak höyük günümüze kadar gelmiştir. “Kısmi kontrollü” diyorum çünkü höyüğün çevresindeki yol düzenleme çalışması sırasında tarihi surlar ve arkeooljik buluntular büyük oranda zarar görmüştür...
Şu anda da Konya Büyükşehir Belediyesi “Tarihi Kent Meydanı” projesiyle bölge de yeni bir kaza başlattı. Gördüğüm kadarıyla da kazılar titizlik içinde Müze Müdürlüğü yetkililerinin gözetiminde devam ediyor.
Fakat bölgede bu çalışmalar yapılırken Alaeddin Tepesi'nde de arkeolojik kazılar devam etmelidir. Çünkü o tepenin altında halen Konya'nın tarihi gizlidir...
2 yıl önce Alaeddin Köşkü'nün kalıntısının olduğu alanda sur temellerinin bulunması ve çok sayıda tarihi kalıntıya ulaşılması böyle bir çalışmayı gerektirmektedir...
Konya'nın sanat tarihi alanında söz sahiplerinden Prof. Dr. Haşim Karpuz'a göre de höyükte kazılar tam anlamıyla bitmiş değil. 1940'lı yıllarda ünlü arkeologlardan Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık'ın höyükte yaptığı çalışmalara dikkat çeken Karpuz, “Önemli bulgulara ulaşılmıştır. Çalışmalarını rapor haline getirmiş ve Türk Tarih Kurumu'na sunmuştur. Fakat bu rapor şu anda elimizde değildir. Sonradan öğrendiğimize göre raporu arkadaşı Arkeolog Tahsin Özgüç'e vermiş. Rapora ulaşabilirsek bugün höyükteki birçok bilinmeyeni de ortaya çıkarabiliriz” ifadelerini kullandı.
Umarım bu sözler yetkililer tarafından dikkate alınır...
Alınacağına da ihtimal veriyorum, çünkü sit alanında kepçeyle yapılan kazılar sonucu bazı kalıntılara ulaşılması nedeniyle kepçenin yerini kürek almış durumda. Yıllardır Konya'nın geçmişine darbe vuran kepçenin yerini kürek almış olması biliçlenmenin de bir sonucudur. Bölgenin sit alanı olması bilinen gerçek olduğuna göre Çatalhöyük'te yıllardır süren kazılar nasıl elle devam etmişse aynı şekil Alaeddin Tepesi için de uygulanmalıdır.
Kazı yıllar sürecekse bırakın sürsün. “Tarihi günyüzüne çıkaracağım” diye kepçeyle kazarsanız varolan tarihi de ellerinizle yok edersiniz. Aksi takdirde Konya'nın tarihi höyüğü normal bir tepe olarak kalmaya devam edecektir. Tarihsel önemi ortaya çıkarılmamış bir tepenin fonksiyonu da insanların dinlenebileceği bir yer olacaktır. Oysa geçmişi Milattan Önce 3500 yıllara dayanan bir höyüğün tüm tarihsel yönleriyle ortaya çıkarılması turizm vizyonuna yeni bir değer kazandıracaktır.