Al maaşını salla başını Türkiyeyi bitirdi!

Abone Ol

Türkiye’de Tanzimat Dönemi'nden kalma bir hastalık var; Memuriyet! Üstelik bu hastalık kansere dönüşüp, bütün vücudumuzu sarmış durumda…
Gerek köyde, gerekse şehirde yaşayanlar da bu düşünce var. Çocuklarını becerilerine ve kişiliklerine göre müstakil bir hayata hazırlamak yerine rahat edecekleri devlet kapısından bir işe bakıyorlar…
Konuşmaya ve anlamaya başlamasından itibaren benim çocuğum doktor, mühendis, avukat, asker, öğretmen, polis… olacak hevesi oluşuyor. Olmayınca ise aile hüsrana uğruyor, çocuk depresyona giriyor. Çünkü çocuklarını çözemiyorlar. Nelerden hoşlanır, becerileri neler bilmiyorlar…
Bildikleri bir gerçek varsa “devlet kapısı” en garantili iş. Doğru en garantili iş. Ama olmayınca olmuyor. Çocuğun da bilinçaltına illa memur olacağım düşüncesi yerleştiği için de o dershane bu dershane KPSS peşinde koşturuyor. Sonra yanlışın farkına varıyor ama yaş gelmiş 30’a…
Memur olmadı, mesleği de yok. O anda işte kendisiyle birlikte toplumda da ruhsal çöküntü başlıyor. İşsizlik arttığı gibi üretemeyen bir toplum oluyoruz…
Osmanlı’nın son döneminden günümüze kadar itibarlı bir meslek görünen memuriyet zihniyeti, bir anlamda ülkenin gelişiminin önünü de tıkadı.
Piyasada otomobil, uçak, tren çizecek binlerce mühendis var, ama çizilenleri gerçeğe dönüştürecek teknik eleman yok. 1923’ten 2013’e mühendis yetiştirirken, üretici iş gücünü unutmuşuz. Otomobil, uçak, tren çizecek mühendislerimiz var, ancak çizilen projeyi gerçeğe dönüştürecek kalifiye eleman yok. Niye yok, memuriyet zihniyeti ile yaşıyoruz da ondan…
Geçtiğimiz gün Konya Muhasebeciler Odası’nda genç girişimcilere sertifika verildi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez, “İşsizliğin en önemli nedeni mesleksizlik. Gazetelerde binlerce iş ilanı var ama o işlerde çalışacak eleman yok. Onun için işsiz sayısı fazla” sözleriyle gerçeğe vurgu yaptı.
İŞKUR İl Müdürü Lokman Ceylan, KTO Başkanı Selçuk Öztürk, KSO Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil de, “ara eleman bulamıyoruz” vurgusunu sık sık tekrarlıyor...
Motor tamircisi, rektefiyeci, tornacı, boyacı, kaportacı, demirci, elektrikçi, makineci, dökümcü, sıhhi tesisatçı… Yetişmediği için daha doğrusu yetiştirmediğimiz için toplumda işsizliği bir anlamda kendimiz oluşturduk. Normal liseye gidenle, teknik liseye gidene farklı baktık. Endüstri ve teknik lise öğrencilerine mübalağa filan yapmıyorum yukarıdan baktık. “Aman canım sonunda gidecekleri yer sanayi” anlayışı içinde olduk.  “Bu ülkeye, doktor, mühendis, avukat, asker, polis” lazım dedik…
28 Şubat sürecinde İmam hatiplerin önüne set çekme uğruna, teknik okullara da yazık ettik. 1944’de Amerika’nın “Siz uçak üretmeyin ben size yarı fiyatına uçağı satarım” söylemine yine kandık. Uçak fabrikasını kapattığımız gibi, onlarca uçak fabrikasını oluşturacak teknisyenlerin okullarını kapatmadık belki ama içini boşalttık.  Gelinen süreçte ise 2013 Türkiye’sinde üretecek insan bulamakta aciziz…
Milletvekili Hüseyin Üzülmez gibi sanayi ve ticaret odaları ve müteşebbisler de isyan etmeye, kalifiye elaman bulamıyoruz söylemlerine başladı. 2023’e hazırlanan, kıskandıracak genç nüfusu sahip Türkiye, teknik eleman bulmıyor... Böyle giderse 1960’larda Avrupa’ya iş gücü gönderirken şimdi biz onlardan elaman isteyecek gibiyiz. Ne kadar acı bir durum.
“Al maaşını salla başını” zihniyeti olduğu sürece de bu acı tablo yaşanacak gibi…