Fethullah Gülen'in riyasetindeki cemaatle Adalet ve Kalkınma Partisi arasında bir kavga olduğu söyleniyor. Kavganın sebebinin ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ancak millet önünde yürütülen bu müsamerenin aslı olmayan bir gösteriden ibaret olduğunun söylenmesi lazım.
Herkes bu meselenin tarafı olmaya icbar ediliyor.
Meselenin aslını görme çabasına Fethullah Gülen'in BBC'de yayınlanan mülakatıyla başlayalım. Fethullah Gülen, BBC'ye verdiği mülakatta ne diyor?
'Öcalan'la ve dağdakilerle görüşmenin karşısında değiliz'
'Kürt meselesinde sürece biz onlardan evvel destek verdik'
'Örgütle müzakere yapılabilir, bir beis görmüyoruz'
'Aslında Türkiye Cumhuriyeti Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abhazasıyla bir millet yani, 'Anadolu insanı' diyoruz, hatta çok defa o tabiri kullanıyoruz.'('Türk Milleti' demiyoruz, 'Anadolu insanı' diyoruz, demek istiyor. M.D.)
20 sene evvel demokrasi geriye dönüşü olmayan bir vetiredir, süreçtir dediğimde, bugün aleyhte yazıp çizen insanlar o zaman da yine kıyamet kopardılar: "Ne demek yani, Müslümanlıkla demokrasinin ne alakası var?" diye.
'Alevilere Diyanet'e tanınan imkânlar tanınmalı' (*)
Fethullah Gülen bu mülakatta Batının dayattığı reçetelerin bu millet tarafından tatbik edilmesinde bir zarar görmediklerini usulünce beyan etmiş. Hatta bu reçeteleri AKP'den daha fazla savunduklarını, asıl bu işlerin mücadelesini verenlerin kendileri olduğunu da usulünce işaret etmiş. 'Kürt meselesinde sürece biz onlardan evvel destek verdik' ifadesi aslında her şeyi hülasa ediyor.
Kürt Açılımı denen mesele ilk ortaya atıldığı sırada TBMM Genel Kuruluna hitaben yaptığı konuşmada Tayyip Erdoğan elindeki CHP Kürt Raporunu muhalefet kürsüsüne doğru sallayarak Bunlar partinizin hazırladığı Kürt Raporunda teklif edilen şeyler demişti.
Son demokratikleşme paketi açıklanınca CHP Genel Başkanı ise Bu paket aslında CHP'nin paketidir deyivermişti. 'Nerde kalmıştık?' deyip tekrar başlayabilmenin bir ön şartı olduğunu bildiği için, Demirel'den duymuştuk ilk önce 'Kürt realitesini kabul etmeliyiz' incisini! Mesut Yılmaz AB'in yolunu Diyarbakır'dan geçirmişti. 'Terör meselesi', 'Doğu meselesi' Ilımlı İslamcı (!) lar eliyle kısa bir sürede Kürt Meselesi oluvermişti. 'Kürt Meselesine önce ben tabi oldum, sen olmadın' kavgasından anlıyoruz ki Dünya Sistemi açısından bu kritik bir işaret. Bu işareti çakıyorsun, ondan sonra da sıranın sana gelmesini bekliyorsun!
Kürtçe yayına TRT6 (Şeş) 1 Ocak 2009'da, Samanyolu Yayın Grubuna dâhil olan Dünya TV ise bundan bir sene sonra 4 Haziran 2010'da yayına başlamış. Saman Yolu Grubu bu yarışta hükümetten sonra ikinci durumda kaldığı için çok üzülmüş olsa gerek. Birileri meselenin ciddiyetini ve aciliyetini fark etmekte birazcık geri kalmış anlaşılan.
'Kürt Meselesi' zaviyesinden bakınca bu iki farklı (!) cereyan arasında kapanmaz uçurumlar (!) var. Bu iki farklı fraksiyon arasında çok küçük(!) benzerlikler var. Sadece başlıklarıyla bakacak olursak:
Fethullah Gülen aynı havlu içinde cami - cem evi projesini gündeme getirdi. Projenin Temelini Bakan Faruk Çelik attı.
İki taraf da, AB yolculuğunda Türkiye'nin tam gaz ilerlemesini iyi buluyor.
İki taraf da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının Türk Mahkemeleri kararlarının üzerinde olmasından incinmiyor.
Kopenhag Kriterleri'nin İstiklal Marşının, Anayasanın ve kanunların üzerinde bir mevkii işgal etmesi gerektiğine iki taraf da inanıyor.
İnsan Haklarının insanlığın ulaştığı en yüksek ulvi maneviyat değerleri olduğu, İslamiyet'in de bu ulvi mefkûreyi(!) desteklediği konusunda iki tarafın da bir şüphesi yok.
Kiliselerin devlet tarafından millet kasasından tamiri konusunda iki taraf da mutabık.
İki taraf da serbest piyasa ekonomisinin, borsanın, doların, kurun, paritenin hâkim olduğu bir iktisadi modele, kapitalizm mahkûmiyetine itiraz edecek kadar saf değil.
İki taraf da insanlığın ulaştığı 'Modern İnsanlık Değerleri'yle savaşacak kadar enayi değil.
İki tarafın da faizin haram olduğunun asla söylenmediği bir Türkiye'den şikâyeti yok. Şikâyetleri faiz oranlarının yüksekliğinden!
İki taraf da 'başörtüyü takarız ama kocamızı takmayız' diyen yeni kadın türünün her yeri işgal etmesini hayretle karşılamıyor.
AKP hükümetinin idare ettiği 'TRT Çocuk'un çocuk kahramanının ismi 'Pepee', Samanyolu Grubuna ait 'Yumurcak TV'nin en popüler kahramanının adı 'Caillou'.
İki taraf da Türkiye'nin komşularıyla olan sınırlarının -Ermenistan ve Yunanistan dâhil (veya bilhassa bu sınırlar) sun'i olduğunu kabul ediyor.
İki taraf da "herkes için eşitlik" (gayrimüslimler için daha çok eşitlik) çığırtkanı.
İki taraf da demokrasi paketçisi. İki fraksiyonun temsilcilerinden akil(!) adamlar çıkıyor.
İki tarafın idarecileri de "Dünyanın patronlarıyla anlaşmadan bir şey yapılmaz! diyecek kadar tecrübeli ve olgun.
Fethullah Gülen 'Dinler Arası Diyalog' hareketinin Türkiye mümessili, Tayyip Erdoğan Medeniyetler İttifakı Projesinin eş başkanı!
!
Bir deterjan reklamını hatırlayalım.
'-Fark görebiliyor musun?'
'-Hayır.'
- O zaman neden daha fazla ödeyesin?'
Dünya sistemi açısından ikisi arasında bir fark görülmüyor. O zaman bu gürültü niye? Reklamdan öğrendiğimize göre galiba mesele 'maliyet' meselesi.
5 Rebiül Ahir 1435
(5 Şubat 2014)
-----------------------------------------------------------------------------------