banner5

Türk-İş'in araştırmasına göre 2019 Ağustos ayında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 6 bin 706 TL'ye yükseldi. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 5.904 TL idi. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 2,059  TL.

Yani bir evde anne, baba ve büyük kardeş çalışıyor, küçük olan çalışmıyorsa yaklaşık rakamlara göre eve ayda anneden, (2.048 TL) babadan, (2.048 TL) büyük kardeşten (2020 TL) gelen maaşın toplamı 6.116 TL oluyor. Bu maaşla bile ağustos ayında 6.706 TL olan yoksulluk sınırı tutturulamıyor.

Türkiye’de asgari ücret bedeli açlık sınırının altında. Eşi çalışmayan iki çocuklu bir aile bu rakam ile nasıl geçinecek, gel de işin içinden çık.

Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Genel Müdürü Mehmet Savaş Polat, Katılım Bankaları Birliğinin rakamlarına göre Türkiye'nin zekat kapasitesinin 55 milyar dolar olduğunu belirterek, "İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezinin tespitine göre, İslam dünyasının zekat potansiyeli de 10 trilyon dolar. Bu kapasitelerin karşısında verilen zekât miktarı çok düşük." dedi.

Türkiye’nin zekât potansiyeli 55 milyar dolar üzerinde hareket edelim.55 milyar doların   TL karşılığı 300 milyar TL olsun.  Bu paralar zekât fonundan toplansa ve gerçek ihtiyaç sahiplerine dağıtılsa ne olur? Örnek olarak 4 kişilik bir aileye iş sahibi olup veya sıkıntısı düşmüşse sıkıntısı gidinceye kadar ayda 2 asgari ücret yani 4000 TL olmak üzere  yılda 48000 TL yardım olur. Bu da 6milyon 250 bin ailenin, bir aileyi de 4 kişi kabul edersek 25 milyon kişi açlık sınırının üzerinde ferah içinde yaşatır.

Bu tespit ışığında hükümeti, partileri şunu bunu tenkit edeceğimize önce kendi Müslümanlığımızı sorgulamak gerekir. Çünkü zekât fukaranın zengin üzerindeki en tabi hakkıdır. Çünkü zekât, fukaranın zengin üzerindeki hakkıdır. Bu hususta Kuran’ı Kerim’den zekât ile ilgili bazı ayetleri aldım.

  • "Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür." (el-Bakara, 110)
  • "İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler." (el-Bakara, 277)
  • "Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler." (el-Mâide, 55)
  • "Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir." (et-Tevbe, 71)
  • "Onların mallarından sadaka (zekât) al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir." (et-Tevbe, 103)
  • "Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar." (en-Nûr, 37)
  • "Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz." (en-Nûr, 56)
  • "O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler." (el-Lokman, 4)
  • "Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur." (el-Beyyine, 5)
  • İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
  • "İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak. " (Buhârî, Îmân 1, 2; Tefsîru sûre (2), 30; Müslim, Îmân 19–22).

Devleti idare edenlerin, yöneticilerin görevi kamunun imkânlarını hakkaniyetli şekilde kullanmak, adil bir şekilde yönetmektir. Yanlışları ile doğruları ile huzuru mahşerde hesaplarını kendileri vereceklerdir.

Yukarıda örnek olarak verdiğimiz ayetlerde Cenabı Allah zekâtların düzenli ve eksiksiz olarak verilmesinde kula mesuliyet vermektedir. İnanmanın gereği de budur.

Veren el, alan elden daha hayırlıdır. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğin kimselerden başla! Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir. Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tokgözlü olursa, Allah onu zengin kılar.” (Buhârî, Zekât 18; Müslim, Zekât 94-97, 106, 124)

Rahmetli Cemil Meriç; "Namaz kılan bir toplumun psikolojiye, zekât veren bir toplumun ise sosyolojiye ihtiyacı yoktur." Demek ki Allah için kılınan namaz, verilen zekat içtimai hayatın düzeni için çok önemli bir etkendir. Cenabı Allah ihsan sahibi olarak bu görevleri yapmayı nasip etsin.

Hiç düşündünüz mü? Çevrenizde, beldenizde ihtiyaç sahibi olmayan, zekâtı vereceğiniz bir kimseleri yok kabul edersek, üzerinizdeki zekat borcunu nasıl ödeyeceksiniz?  Onun için varlık bir nimet zekâtı ise bu nimetin şükrü.

Olaya bu cepheden bakmak istedim. Umarım meramımı anlatabilmişimdir.  

Baki selamlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
gonyalı 2019-12-10 11:16:08

Bence buna gerek yok. Zekat sadaka verecek kimse kalmasın sorun çözülür. Yani adaletli bölüşüm olsun tamamdır.