banner5

‘Yıllar geçse de unutamıyoruz’

Şehit babası Mustafa Yavşancı: “Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Çok zor… Yıllar geçse de unutamıyoruz. Acı da olsa zaman geçiyor. Zaman her acıyı unutturmuyor. Zaman geçtikçe közlenen acılar da var. Vatan sağolsun”

‘Yıllar geçse de unutamıyoruz’

Şehit babası Mustafa Yavşancı: “Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Çok zor… Yıllar geçse de unutamıyoruz. Acı da olsa zaman geçiyor. Zaman her acıyı unutturmuyor. Zaman geçtikçe közlenen acılar da var. Vatan sağolsun”

12 Mayıs 2019 Pazar 14:37
‘Yıllar geçse de unutamıyoruz’

İnsan çalışarak pek çok rütbe ve unvanlar elde edebilir. Ama şehitlik öyle mi? Şehitlik, hiçbir mertebe ile mukayese dahi edilemez, üstelik herkese de nasip olmaz. Bu yüzden, vatanımızın müdafaası, milletimizin huzur ve güvenliği için canlarını, kanlarını feda eden şehitlerimize vefa borcumuz vardır hepimizin. Şehidimiz jandarma er Remzi Yavşancı’nın aziz hatırasını yâd ediyoruz.

***

Bugün hayat hikâyesinden kesitler vermeye çalışacağımız kahramanımız, şehit jandarma er Remzi Yavşancı. Askeri aracın kaza yapması sonucu şehit oldu. 24 yaşında hayatının, hayallerinin başında Rabbim şehadet şerbeti içmeyi nasip etmiş. 15 yıl geçse de hala evlat acısını yüreklerinde hisseden ailesi, cenazesi geldiğinde açıp yüzüne bakmışlar, sanki şehit olmamış, gülümsüyormuş.

***

Şehidimiz Remzi Yavşancı, 19 Aralık1980 tarihinde dünyaya gelir ve üç kardeşin en büyüğüdür. 

Annesinin “O bir başkaydı” diye tarif ettiği Remzi Yavşancı, aile 1984 yılında Karapınar’dan Konya’ya taşındıktan sonra İlkokulu Akçeşme İlkokulu’nda, ortaokulu 23 Nisan (Hakimiyet) Ortaokulu’nda, liseyi ise Fatih Endüstri Meslek Lisesi’nde tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda haberleşme okur. 

Üniversite eğitimini tamamlamasının ardından kendisinden iki yaş büyük amcası askere gitmek için tecil bozdururken şehidimiz de onunla birlikte tecilini bozdurur. Remzi Yavşancı, okulu beraber okuduğu amcasıyla, askere de berber gitmiş. İki asker, köylerinden dualar eşliğinde uğurlanır Peygamber Ocağı’na. Giderken de adeta uçarcasına gitmiş şehidimiz, vatani hizmetini yerine getirmeye. Şehidimizin acemi birliği Bilecik’e, amcasının ise Manisa’ya çıkmış. 

Bilecik’te jandarma olduktan sonra usta birliği için Van İl Jandarma’ya giden Remzi Yavşancı, burada santralde görev almış. 

En son yemin törenine gittiklerinde gördükleri oğullarının bir daha ki sefere acı haberi gelmiş ailesine. O yıl Ramazan ayına girildiği gün 14 Ekim 2004 tarihinde düşmüş ateş baba ocağına…

Baba Mustafa Yavşancı, oğlunun şehadete erdiği olayı boğazına düğümlenen, duygu dolu ve gözyaşına hakim olamadığı şu cümlelerle anlatıyor: “Oğlum, Van İl Jandarma Komutanlığı’nda santralde görevliyken, asker lazım olmuş... Kent merkezinden Çatak İlçesi’ne göreve gitmişler. Aslında oğlum şoför olarak da görevli değil ancak araç ona kullandırtılmış. Bilgi Köyü Karakolu’na giderken askeri aracın, Kirazlı Köyü’nü geçtikten sonra Alacaer mevkiinde askeri aracın kaza yapmasını sonucu oğlum şehit olmuş, 4 asker de yaralanmış.”

Şehidimiz askere gitmeden önce kendinden küçük olan kardeşinin nişanı yapılmış. Kendisine ‘nişan yapalım’ diyen anne ve babasını askerlik sonuna kadar olmasın diye durdurmuş. 

Yazın tarla ve harman işi ile uğraşıp düğün hazırlığı yaparken oğullarının şehadetini öğrenmişler. Ramazan Bayramı'ndan sonra yapmayı düşündükleri kardeşinin düğününü görmek nasip olmamış Şehidimize. Daha 24 yaşında hayatının, hayallerinin başında Rabbim şehadet şerbeti içmeyi nasip etmiş.

Baba Mustafa Yavşancı, oğlunun şehit olduğu zaman köyde tarlada çalıştıklarını belirterek, harman işlerini bitirip, Konya’ya tekrar dönüp düğün hazırlıklarına başlamayı düşündüklerini aktardı. Çünkü Ramazan Bayramı’ndan sonra düğün yapmayı planlar aileler.

Tarlada çalışırken çalan telefonda arayan askerin kendini tanıttığını ve “Görüşmemiz lazım” dediğini ifade ederek, yaşananları şöyle anlattı:

“Benim aynı zamanda kamyonum vardı, tarlada pancar yüklüyorduk. Hanımla birader başka tarlada çalışıyordu. Tarlada çalışırken çalan telefonda bir asker görüşmek istedi. Kendimi tanıttım, ‘hayırdır’ dedim. ‘Bir şey yok görüşüp gideceğiz’ dediler. ‘Tamam’ dedim. İşleri bırakıp Konya’ya gelmek için yola koyulduk”

Yol boyunca giderken durmadan gözleri dolmuş. Eşine doğru yaklaşıp, oğullarına bir şey olduğunu söylemiş ama ‘inşallah hayırdır’, diyerek yola devam etmiş. Geldiklerinde evin her tarafını araçlar, askerler, komşular, akrabalar ve ambulansın çevirdiğini görmüş. Herkesi her şeyi biliyormuş aslında. Oğullarının şehadetini bir onlar duymamış daha. Anne Dürdane Yavşancı kalabalığı görünce oğlunun şehit olduğunu hissetmiş fakat hemşirelerin müdahalesinden sonrasında, sakinleştiricilerden dolayı, ne yaşadığını anlayamamış. Şehidimizin dedesi ve ninesi de bayılır, olayı duyunca. 

Ancak iki gün sonra getirilen cenazesi, dualarla son yolculuğuna uğurlanmış. 

“ALLAH KİMSEYE EVLAT ACISI YAŞATMASIN”

Oğlu şehadet şerbetini içtikten sonra özellikle iki yıl sıkıntılı bir dönem geçirdiklerini ifade eden baba Mustafa Yavşancı, “Oğlumun şehadetinden sonra sıkıntılı dönem geçirdik. Her şey sıkıntı oldu. Toparladık ama zamanla huzurumuz gitti. Şükür yine de. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Çok zor. Yıllar geçse de unutamıyoruz. Acı da olsa zaman geçiyor. Zaman her acıyı unutturmuyor. Zaman geçtikçe közlenen acılar da var. Vatan sağolsun” diye konuştu. 

“SANKİ ŞEHİT OLMAMIŞ, GÜLÜMSÜYORDU”

Cuma günü cenaze töreninden sonra o gece sahura kalkılmış ve ertesi gün mübarek Ramazan ayının ilk orucu tutulmuş. Annenin de babanın da ortak ifadesi şu oluyor sonrasında; “Allah sabrını veriyor. Orucumuzu da tuttuk çok şükür.”  

Cenazesi geldiğinde açıp yüzüne bakmışlar. Sanki şehit olmamış, gülümsüyormuş. Aslında ölmemiş, uyumuş. Sanki omuzuna dokunsanız kalkacak gibi. Anlatırken gözyaşlarını tutamayan annesi güzel yüzüne ayrı bir güzellik katıldığını söylüyor. 

Evlatlarının ya da eşlerinin şehadetinden sonra ailelerin yaşadığı ortak olaylardan birisi de rüyalar. Şehidimizin ailesinin de onunla ilgili çok güzel rüyalar gördüğünü öğreniyoruz. Örneğin, anne Dürdane Hanım, şehadetinden bir gün önce de balkonda otururken sanki bir askeri aracın geldiği ve evlerinin önüne durduğunu görmüş, kalkmış bakmış araç yok, anlam verememiş. Şehit geldikten sonra cenaze aracının durduğu yere çok yoğun bir ışığın geldiğini gören komşuları olmuş. Yine anne Dürdane Hanım’ın Umreye gidecekleri sırada gördüğü rüyasında oğlunun, anne ben de gideceğim Umreye dediğini görmüş. Onlar daha gitmeden oğlunun gittiğini söylüyor anne.  Rabbim, evlatlarını 24 sene sonra almış, Yavşancı Ailesinden.

Ateş düştüğü yeri yakmış. Rabbim sabır versin. Vatan Sağolsun.

Bugün, şehit Remzi Yavşancı’nın ismi, Konya’da adının verildiği bir sokakta yaşatılıyor 

***

Yenigün Gazetesi olarak bu cennet vatanımız için şehadet şerbetini içmiş, aziz şehidimiz Remzi Yavşancı’yı rahmet ve minnetle andık, babası Mustafa Yavşancı ile annesi Dürdane Yavşancı’ya plaket takdiminde bulunduk. 

Milletin huzur ve güvenliğini sağlamak, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü koruma uğruna her türlü fedakarlığı gösteren şehidimiz jandarma er Remzi Yavşancı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz, mekanı cennet, ruhu şad olsun, ailesine sabırlar ihsan eylesin. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.