banner5

Kültürümüze dönüyoruz

Son dönemlerde artan müstakil yaşam alanlarına olan yönelimin olumlu bir gelişme olduğunu belirten İç Mimar Emine Taşkın Şimşek, “Bizim kültürümüzde oba kültürü var. Kendi kültürümüze dönüyoruz” dedi 

Kültürümüze dönüyoruz

Son dönemlerde artan müstakil yaşam alanlarına olan yönelimin olumlu bir gelişme olduğunu belirten İç Mimar Emine Taşkın Şimşek, “Bizim kültürümüzde oba kültürü var. Kendi kültürümüze dönüyoruz” dedi 

18 Temmuz 2019 Perşembe 15:11
Kültürümüze dönüyoruz

Kentleşme kültürüyle birlikte artan “Site” anlayışı, bazı olumsuzlukları da beraberinde getiriyor. Özellikle sosyolojik anlamda sorunlara neden olan bu durum, geleceğimiz açısından tehlike oluşturuyor. Son yıllarda özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yatay mimari vurgusu, yaklaşan tehlikenin farkında olunduğunu gösteriyor. Bu anlamda son dönemlerde, yatay mimari yapılar da artışlar gözlemleniyor. Bu durumu olumlu olarak yorumlayan İç Mimar Emine Taşkın Şimşek, geleneklerimize uygun mimari yapılara döndüğümüzü belirtiyor. 

HATAYI FARKETTİK 

“Site” hayatı kentleşmenin getirdiği kaçınılmaz bir son olarak görülse de, bu durum sosyolojik olarak olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Bu olumsuzlukların farkında olunan bir dönemde, yatay mimarili yapılara da dönüş başlamış durumda. Özellikle geniş bir arazi yapısı bulunan Konya’da, yatay mimarili yapılarda büyük artış yaşanıyor. Sosyal donatı alanları olsa da, site hayatından istediğini bulamayan vatandaşlar, müstakil evlere yöneliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İç Mimar Emine Taşkın Şimşek, kentsel dönüşümle birlikte yanlış bir akımın başladığını söyledi. Kentsel dönüşüm yapılırken, araştırma yapılmadığını, bir yol haritası çizilmediğini vurgulayan Şimşek, şunları söyledi, “Kentsel dönüşüm denen şey, insanların rahata kavuşması, alışveriş merkezlerine yakın olma, hastanelere yakın olma gibi alanlara yakın olacak şekilde yola çıkılsa da, araştırmadan yapıldı. Bunun geçmişi, geleceği, insanların üzerindeki etkisi araştırılmadı. Önce bunun bir araştırılması gerekiyor. Türk kültürüne göre nasıl bir kentsel dönüşüm yapılmalı? Bunun bir araştırılması gerekiyordu. İnsanlar yeni binalara geçtiğinde mutlu görünebilir ama 10-20 yıl sonra insanların nasıl bir psikoloji içinde olacağını araştırmak gerekiyordu. Biz Avrupa’ya ya da bu işi güzel yapan yerlere bakarak bu işi uygulamaya çalışıyoruz. Ama Avrupa ile bizim kültürümüz aynı olmadığımız için, şimdiden bile kentsel dönüşümün olumsuzluklarını görmeye başladık. İnsanların sinir hastası olması, sosyal medya bağımlılığının artması buna örnek. 10 yıl içinde böyle olduysak, 50-100 yıl sonrasını düşünemiyoruz. Bu hatanın siyasi irade de farkında ama önüne nasıl geçilecek onun da bir bilgisi yok.”

UZMAN BİR EKİP KURULMALI

Kentsel dönüşüm yapılırken uzman bir ekibin kurulması gerektiğini belirten Şimşek, “Uzman kişilerce bir yol haritası çizilmeli. Bu uzman ekibe arkeolog, Türk tarihçisi, bilim insanları, mimarlar girebilir. Tamamen herkesi birarada toplayıp bir Ar-Ge çalışması yapılmalı. İnsanlara 20 katlı binaların içinde küçücük bir park bahçe yapılmasıyla yola çıkılmamalı. İnsanların üzerindeki psikolojik, ruhsal etkiyi de düşünmek gerekiyor. Kentsel dönüşüme kimse karşı değil. Herkes güzel şartlarda yaşasın, istediği gibi büyük park, bahçeleri kullanabilsin. Toplum olarak sosyalleşecek alanlarımız olsun, spor alanlarımız olsun, hastanelerimiz olsun herkes aynı anda bunlara sahip olabilsin” diye konuştu. 

TÜRKLERDE OBA KÜLTÜRÜ VAR

Türklerin oba kültüründen geldiğini hatırlatan Şimşek, bu durumun kent yaşamında da düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi. “Doğayla içiçe olan bir kültürümüz var. Küçücük yerlerden ziyade daha çok ormanlık alanlarda, akarsuyun yanlarında, toprakla içiçe olan bir kültüre sahibiz” diyen Şimşek sözlerine şöyle devam etti, “Nerede yaşarsak yaşayalım o kültür bizim içimizde yaşıyor. Komşuluk ilişkilerinde bile bu böyledir; bağda bahçede oturacağız, sosyalleşeceğiz. Çocuklarımız sosyalleşmiş olacak, birbirimizle olan ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz. İnsanların hem doğayla iç içe olmaması hem de birbirlerinden kopuk, 100 metrekare alanın içinde hapsolması psikolojik olarak da bizim yıpranmamıza neden oluyor. Çünkü bizim kültürümüzde böyle bir şey yok. Bizim atalarımızdan gelen benliğimizde var olan bir gelişim haritası var, o haritamızı bozmaya çalıştığımız zaman genlerimizle de oynuyoruz. O arada insanların psikolojisi bozuluyor. Çocuklarımız kendi odalarında hapsolmuş durumda.”

MÜSTAKİL’İN KIYMETİ ANLAŞILDI

Yaşanılacak binalara dört duvarı kapalı olarak değerlendirmemek gerektiğini kaydeden Şimşek, yaşanılan binaların insanların sağlığını, kültürünü, birbirleriyle olan etkileşimine etki ettiğini söyledi. Bu anlamda son dönemlerde tek katlı binalara, villalara yönelimin olduğunu bildiren Şimşek, “Bu tip binaların kıymeti anlaşılmaya başlandı. Zararın neresinden dönülürse kar. Birazcık daha toplumsal bilinçle ve geleceğimizi düşünerek adım atılması gerekiyor. Avrupa’dan ne görürsek onun özentisi oluyor. Onlar ne yiyorsa onu yiyoruz, ne giyiyorlarsa onu giyiyoruz. Ama insanlar bunu yaşadıkça kendi kültürümüze dönüyoruz. Önceden Fast Food yiyorduk onun ne kadar sağlıksız olduğunu görünce şimdi kendi yemek kültürümüze yöneldik. Giyecek konusunda yine aynı şekilde. Bu anlamda kendi kültürümüze dönüyoruz aslında. Bilinçli bir komitenin araştırmasıyla bu işi çözmemiz lazım” diye konuştu. 

ABDULLAH AKİF SOLAK

Son Güncelleme: 20.07.2019 12:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.