banner5

‘Korku bizi ele geçirmemeli!’

Koronavirüsle mücadele ederken insanların korkuya kendilerini teslim etmemeleri gerektiğini vurgulayan KTO Karatay Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Hatice Harmancı, “Bu virüse duygusal yaklaşmaktansa akılcı yaklaşmak gerekiyor” dedi

21 Kasım 2020 Cumartesi 10:27
‘Korku bizi ele geçirmemeli!’

Hayatlarımıza çok büyük fiziksel sınırlamalar getiren, sosyal mesafe gibi kavramları dilimize sokan kovid-19 virüsünden kaynaklanan pandemi, korkularımız arasına bir yenisini daha ekledi; koronafobi... Koronavirüse yakalanmaktan, hasta olmaktan ya da belirsizlikten kaynaklanan süreçten çok olumsuz etkilenmeyi ve büyük korkular geliştirmeyi anlatan bu kelimenin hayatımızı zindana çevirmemesi için bazı noktalara dikkat etmemiz gerekiyor. Konuyla ilgili Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Hatice Harmancı, Konya Yenigün Gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.

‘KORKUNUN BİZLERİ ELE GEÇİLMESİNE FIRSAT VERİLMEMELİ’

Koronavirüs ile mücadele ederken, korkunun insanları ele geçilmesine fırsat verilmemesi gerektiğini ifade eden Harmancı, “Sonucunun nereye gideceğini bilemediğimiz bir virüs ile karşı karşıyayız. Bu virüsü kimi insan semptom vermeden karşılıyor, kimisi de ağır geçiriyor. Koronavirüsten korkmamız gerekiyor. Ancak bu korku günlük yaşamayı ve hayatı etkileyecek düzeyde olmamalı. Çünkü zararlı bir durumdan kaçınırken zararlı başka bir durum ile temas etmiş oluyoruz. Kaygı hayata tutunmayı ve yaşamamızı sağlıyor ancak dozu artığı zaman kaygı insanların organizasyonu bozuyor. Yaşamın içerisinde tedbir alınsa bile koronavirüsün bulaşma ihtimali var.  Korkunun bizleri ele geçilmesine fırsat verilmemeli. Koronavirüs ile mücadele virüsün gerçekliğini kabullenilmesi lazım. Koronavirüs yaşamın bir gerçeği.  Bu virüse duygusal yaklaşmaktansa akılca yaklaşmak gerekiyor.  Tedbirleri alarak hayata devam etmeliyiz.  Birey olarak pandemi ile yaşamayı öğrenmeliyiz. Toplum olarak benimsediğimiz bazı alışkanlıkları belli bir süre de olsa bırakma konusunda zorluklar yaşıyoruz. Alınan bazı tedbirler bireyleri korumak için yapılıyor” ifadelerini kullandı.

‘PANDEMİ DÖNEMİNİ AVANTAJA ÇEVİRMELİYİZ’

Pandemi dönemini avantaja çevrilmesi gerektiğini belirten Harmancı, şunları kaydetti, “Pandemi döneminin olumsuzlukları olsa bile bireyler olarak bu dönemi nasıl avantaja çevirmeyi öğrenmeliyiz. Koronavirüs evde kalmayı ya da hayatımızda bazı kısıtlamalara da sebep olsa da hızlı yaşanılan hayatta pek çok şeyi atlıyorduk. Pandemi ev içerisinde karı koca, anne baba ve çocukların birbirlerini daha da yakın tanımasına ya da beraberde evde güzel vakitler geçirildiğinin öğrenilmesini sağladı. Çocuklar daha önce bilgisayardan oyun oynama ya da çizgi film için ayırdıkları zamanı uzaktan eğitim ile daha çok bilgisayar başında kalmalarına sebep oldu.  Çocuklar bilgisayar başında fazla zaman ayırırken de çocukla çatışmadan bu durum kontrol altına alınmalı. Çocuklar ile oynanabilecek oyunlar ve planlar yapılmalı.”

‘PANDEMİ HER YÖNÜYLE HAYATIMIZI ETKİLİYOR’

Pandeminin her yönüyle insan hayatını etkilediğini dikkat çeken Harmancı, “Öksürük yalnızlığı; Hastalığın önemli belirtilerinden bir tanesi olan öksürük sosyal yaşamda da saklanma gereksinimi hissettiren bir semptom oldu. Bu korku hastalığın farkındalığı ve korunma hassasiyeti açısından önemli ancak damgalanma hissini de beraberinde getirmekte. Öksüren kişi öksürüğü baskılamaya çalışmakta ya da başka sebeplerle öksürdüğünü ispat etmeye çalışma zorunluluğu hissettirmektedir. Pandemi dönemi fiziksel ve ruhsal belirtiler açısından her yönüyle hayatımızı olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Öksürüğe hassasiyet bir taraftan da uyarıcı olması sebebiyle önemli. Bireylerin hem kendilerini hem de diğerlerini koruması adına tetikte kalmalarını sağlıyor” diye konuştu.

‘HOBİLER MOTİVASYONUN ARTMASINI SAĞLAR’

Hobilerin motivasyonun artmasına katkı sağladığını ifade eden Harmancı, “Hobiler; Daha fazla evde kaldığımız, daha fazla kısıtlı hissettiğimiz bu dönem ruhsal sıkıntıların oluşması açısından da oldukça riskli bir süreç. Pandemi sonuçlanmadığı ya da zaman açısından bir öngörü olmadığı düşünüldüğünde sosyal izolasyonla geçireceğimiz bu sürecin kalitesini artırmak ruh sağlığımız açısından oldukça önemli. Kaliteli zaman kişinin daha iyi hissetmesini, yaşama dair motivasyonunun artmasını sağlar. Daha fazla zamana sahip olduğumuz bu dönemde yapmak istediğimiz, daha önce zaman bulamadığımız her şeye daha fazla süre ayırabiliriz. Yeni deneyimlere kapımızı açabiliriz ya da sevdiklerimizi bu deneyimlere ortak edebiliriz. Kaliteli zaman geçirmek ve doyum veren ilişkiler olumsuz pek çok özelliği olan bu süreci daha rahat atlatmamıza yardımcı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

MUHAMMED ESAD ÇAĞLA

Son Güncelleme: 22.11.2020 08:03
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner52