banner5

İnşaatlardan düşüyoruz!

İş güvenliğinin henüz Türkiye’de oturmadığını belirten Güveniş OSGB Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Onur Yücel, “Bana bir şey olmaz” mantığının cana mal olduğunu söyledi. Özellikle inşaat sektörüne dikkat çeken Yücel, sektördeki en çok iş kazasının yüksekten düşme olduğunun bilgisini verdi.

İnşaatlardan düşüyoruz!

İş güvenliğinin henüz Türkiye’de oturmadığını belirten Güveniş OSGB Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Onur Yücel, “Bana bir şey olmaz” mantığının cana mal olduğunu söyledi. Özellikle inşaat sektörüne dikkat çeken Yücel, sektördeki en çok iş kazasının yüksekten düşme olduğunun bilgisini verdi.

17 Temmuz 2018 Salı 17:30
İnşaatlardan düşüyoruz!

İş güvenliğinin firmalar için dikkat etmeleri gereken en önemli husus olduğunu vurgulayan Güveniş OSGB Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Onur Yücel, “Yönetmelikte geçen 4 saatlik eğitimler çoğu firmalarımız için zaman kaybı olarak düşünülüyor. Hâlbuki alınacak bu eğitimler sayesinde iş kazaları minimum seviyeye indirilebilir” dedi. 

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince firmaların yapması gereken tüm hususları tek tek inceleyen Güveniş Ortak Sağlık Güvenlik Birimi, çalışmış olduğu firmalarda tüm alanları detaylı şekilde inceleyerek risksiz ortam oluşturmak adına gayret gösteriyor.

İş güvenliğinin önemini ön planda tutan, çalıştığı firmalarda alınacak tedbirlerin zorunlu olarak görülmesinden ziyade gerekli olduğunu vurgulamaya çalışan Güveniş OSGB’nin tüm faaliyetlerini Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Onur Yücel, Yenigün Gazetesi’ne anlattı.

‘2014 YILINDAN BU YANA HİZMET VERİYORUZ’

İlköğretim ve liseyi Konya’da, Üniversiteyi ise Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünde tamamladığı vurgulayan Yusuf Onur Yücel, Çalışma Bakanlığı’nın İş Güvenliği konusunda ki firma eksikliğinden dolayı bu sektörde olmayı kendisinin istediğini belirterek, “Eğitimlerimi tamamladıktan sonra Bakanlığımızın açtığı sınavlara girdim. İşimizin tamamını kapsayan Uzmanlık Belgesi’ni almaya hak kazandım ve 2014 yılından bu yana Konya’da faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.” dedi.  

‘6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU KAPSAMINDA EKSİKSİZ ÇALIŞIYORUZ’

Yaptıkları işin tamamen yasalara bağlı olarak yapılması gereken bir durum olduğunu söyleyen Yusuf Onur Yücel, “Bizler 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereği firmaların hangi tehlike sınıfında yer aldıklarını bununla birlikte bulundukları tehlike sınıfına göre üzerlerine düşen yükümlülüklerde neler yapılması gerektiğini anlatmakla yükümlü bir firmayız. Amacımız belirtilen kanun kapsamında firmalarımızın eksiksiz olarak kendilerini hazır hissetmeleridir. Her firmaya ayrı bir dosya açıyor çalışan sayısına ve kapasitesine göre işe koyuluyoruz. Tehlike sınıfına göre eğitimlerini, İş yeri hekimi olarak muayenelerini tamamlıyoruz. Firmada ki Risk Analiz ve Acil Durum Eylem Planı dediğimiz raporların ön aşamada ki işlemlerini giderici bir kurumuz. Dosyalama bakımından OSGB olarak tüm yükümlülükler Bakanlığımızın verdiği yetkiler ile bizim tarafımızda oluyor. Bu yetki ve kanun gereğince denetimler gerçekleştiriyoruz. Genel olarak tüm çalışma sahalarını geziyor, işverene birebir eksiğini ve fazlasını ifade ediyoruz. Akabinde Düzeltici Önleyici Faaliyet Raporunu oluşturarak eksiklikler konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kısacası yaptığımız işi böyle özetleyebiliriz.” dedi. 

‘TÜRKİYE’DE İŞ GÜVENLİĞİ KONUSU HENÜZ OTURMUŞ DEĞİL’

İş Güvenliği konusunun hala önemsenmediğine ve firmaların hassasiyet içerisinde yaklaşmadığına dikkat çeken Yusuf Onur Yücel, “Ortada bir kanun var ve hala bazı firmalarımız üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiyor. Aslında bu bizim kanayan yaralarımızdan birisi. Karşımıza yaptığımız işe önemsiz şekilde yaklaşanlar çıktıkça maalesef kanayan yaramıza yeniden tuz basılmış oluyor. Ne yazık ki Türkiye’de İş Güvenliği konusun henüz oturmuş değil. Ancak biz daha iyimser bakarak konuya biraz daha önem verildiğini ve daha çok verileceğini düşünüyoruz. Kanunlar kapsamında yazan eksiklikleri firmalarımıza her görüşmemizde iletiyoruz. Baktığımız zaman birçok eksikliklerde oluyor. Bunları dile getirdiğimizde defansif bir algı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bunun iki nedeni var. Birincisi “bana bir şey olmaz” düşüncesi ikincisi ise maddi konular. “40 yıldır bu işin içerisindeyiz başımıza bir şey gelmez” diyenler ve bu işe boşa harcanan gider olarak bakanlar oldukça fazla. Ancak iş kazası olduğu anda hemen akıllarına gelende biz oluyoruz. Maalesef toplum olarak başımıza bir iş gelmeden tedbiri konusunda gerekeni yapmıyoruz. Bu durum inanın firma kadar bizleri de üzüyor.” dedi. 

‘İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ KAZALARIN EN BAŞINDA YÜZDE 88’LİK ORANLA YÜKSEKTEN DÜŞME GELİYOR’

İnşaat sektörünün genelinde çok tehlikeli çalışma alanlarının olduğunu ve en fazla yüksekten düşme kazalarının yaşandığını belirten Yusuf Onur Yücel, “İnşaatlarda şöyle bir algı vardır bareti takarsan işlem tamam. Aslında bu birazda klasikleşmiş bir konu. Ancak öyle bir durum sadece görsel olarak kalır. İnşaat sektöründe görsellik her ne kadar önemli olsa da bu konuda dikkat edilmesi gereken birçok husus var. Öncelikle firmaların bu konuya verdiği önem üst seviyelerde olmalı. Firma önemli görüp gerekli olduğunu düşünüyorsa birinci aşamayı geçmiş sayılırız. İnşaat sektöründe firma olarak bizler aslında işçi ve işveren arasında köprü vazifesi görüyoruz. Niye diye sorarsanız, işveren çoğu zaman işçisi ile karşı karşıya kalabiliyor. Bizler bu noktada devreye girip usulünce işlerimizi yürütüyoruz. Çoğu işçi şantiye alanında kullanması gereken malzemeleri külfet olarak görüyor. Bizler burada zorunluluğumuzu devreye sokarak müdahalelerde bulunabiliyoruz. Bazı firmalarımız bizlere tam yetki verdiği zaman tüm yetkilerimizi kullanarak kendi sağlığına ve çevresinin sağlığına dikkat etmeyen işçilerimiz ile yol ayrımına bile girebiliyoruz. Şu bir gerçek inşaat sektöründe kazaların en başında %88’lik oranlar yüksekten düşme hadisesi geliyor. Kemer kullanılmamasından dolayı düşerek ölümle sonuçlanmış kazalar oldukça yüksek. Bakanlığımızın açıklamasına göre %95 bu kazalar ölümle sonuçlanıyor. Bu kazaların ardından tabi ki hukuki süreç başlıyor ve tazminat hakları doğuyor. Bunun sonucunda işveren daima suçlu bulunuyor. Nedeni ise kontrol eksikliğine bağlı olarak tanımlanmasından kaynaklanıyor. Neticede sürekli kontrol mekanizmasının işlemesi gereken bir alandan bahsediyoruz. Sonucun böyle olması da işveren tarafından kabul görüyor. Aslında burada devletimiz “babalık” vazifesini de yerine getiriyor diyebiliriz. Evet, devlet aslında firmanın gereken konuları yerine getirdiğini bilmesine rağmen cezai yükümlülükleri uyguluyor. Zaten çoğu zaman işveren üzerine düşeni fazlasıyla yapmış oluyor.

‘KANUNUN İÇERİSİNDE GEÇEN BAZI KISIMLARIN DÜZELTİLMESİ GEREKİYOR’

6331 Sayılı kanunun içerisinde geçen bazı kısımların yeniden revize edilmesinin de gerekliliğini dile getiren Yusuf Onur Yücel, “Firmalarımıza sunduğumuz kanun kapsamında ki bazı maddeler ciddi anlamda çoğu yerde tezat düşmemize neden oluyor. İnşaat sektöründen devam edersek, Mesleki Yeterlilik Kurumu Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunluluğu getirdi. Yani sıva ve alçı gibi işler ile uğraşan çalışanlar yeterlilik belgesi almakla zorunluydu. Ancak şu bir gerçek bu sektörün içerisinde çalışan vatandaşlarımızın %70’i okuma yazma konusunda ya düşük seviyede ya da hiç bilmiyor. Burada işçi ve işveren arasında ciddi anlamda sorunlar meydana geliyor. Yapılmak için yapılan kanunlar yerine yerinde uygulamalar daha iyi olacaktır. Neticede ucunda cezai sistemin olduğu bir konudan bahsediyoruz. Yani eleştirmemiz gerekirse Çalışma Bakanlığımızın yayınladığı kanunlarda işin işleyiş kısmı pek düşünülmüyor. Bu konuda da ciddi anlamda arada kalan biz oluyoruz. Sonuç olarak burada sahada olmak, uygulamaları bilmek büyük önem arz ediyor. Maddeler üzerinde yapılacak revizeler daha sağlıklı çalışma alanları oluşturacaktır.” dedi. 

‘EĞİTİMLERİMİZ ZAMAN KAYBI OLARAK GÖZÜKÜYOR’

Yönetmelikte geçen 4 saatlik eğitimlerin firmalar için zaman kaybı olarak görünmesinden büyük sıkıntı duyduklarını ifade eden Yusuf Onur Yücel, “Maalesef işimizin en önemli parçası olan eğitim kısmında zorluklar yaşıyoruz. Çünkü firma sahiplerimiz bu eğitimleri zaman kaybı olarak görüyor. Aslında bir işçi başlamadan önce tüm evrakları tamamlamak zorunda ve daha sonrasında işe başlaması gerekiyor. Ancak ülkemizde hemen işe başla mantığı var. Bunun zararlarını da sıklıkla görüyoruz. Daha işe başlayalı bir saat geçmeden kaza geçirenler oluyor. Eğitimler burada devreye giriyor. Zaman ayrılarak tamamlanan eğitimler hem işçimizi hem de işverenimizi fazlasıyla bilinçlendiriyor. Bence zaman kaybı olarak gözüken eğitimler firmalarımız için iş kazalarını minimum seviyeye indirir.” dedi. 

 ‘BİZLER BU İŞİN MUTFAĞINDAN GELİYORUZ’

Tüm sektörleri yakından takip ederek nelerin eksik nelerin fazla olduğunu bununla birlikte uygulamada işin kökeninden gelerek iki taraflı düşündüklerini vurgulayan Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Onur Yücel, “Firma olarak tüm çalışanlarımız ile birlikte özellikle şahsım bu işin mutfağından geliyoruz. Buda bu piyasa içerisinde ki rakiplerimizden bizleri ayıran en büyük özelliklerden birisi. İçerisinde bulunduğumuz işi ticari boyutlar doğrultusunda da yapanlar var. Sektörümüzün gelişimi için neler yaparız bunu sıklıkla düşünüyoruz. Biz severek yaptığımız işi müşterilerimize de sevdirerek sektörde devam etme çabası içindeyiz.” dedi.

SAMİ KAYALAR

Son Güncelleme: 18.07.2018 13:34
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.