banner5
banner68

Yakındoğu’nun gözdesi, Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş çığ gibi büyüyüp bugün oturduğumuz hep koltuğun karşısına oturmaktadır. Birebir muhatap olduğumuz savaş artık ulusallıktan çoktan çıkıp uluslararası bir savaş niteliği kazanmıştır. Türkiye dezenfekte işlemine öncelikle terör koridorundan başlamıştır. 24 Ağustos 2016-29 Mart 2017 tarihleri arasında yapmış olduğumuz Fırat Kalkanı Harekatı ile amacımız Türkiye-Suriye sırında bir terör yapılanması önemekti. Başarıyla sonuçlanan harekat ayağının tozuyla ardından birçok harekatı getirmiştir. Bataklık misali, adımınızı atmaya görün savaş sizi merkez yapacaktır. Gel bugün Türkiye’nin hudutsal problemi tam da budur. Ateş topları Ankara’nın vur emriyle, terörün beyninde patlamaktadır. Bu uğurda verilen nefeslerin birçoğunu izlediğimiz gibi geri alamıyoruz. Tam da 3 saç ayağına kurulmuş bir düzenden başkası değil bu olay, YPG kuzey bölgesine hakim olmak isterken, İdlib ve Türkmen Dağı Lazkiye kırsalının göz bebekleri ateş altında yoğrulmaktadır. Özelikle de son günlerde manşetlerde yerini koruyan ‘İDLİB’ de totalde iki gücün varlığı söz konusudur. Heyet Tahrir Şam ‘HTŞ’ ve El Kaide. Suriye silahlı muhalefetinin elinde kalan son şehir merkezi olan İdlib’te 4 milyona yakın sivil yaşıyor. Ülkede ki iç savaş boyunca çok sayıda mülteci evlerini terk ederek daha güvenli olarak gördüğü İdlib’e sığınmışlardı. Rusya ve Esad rejimi zaman zaman İdlib’e yönelik geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor. Türkiye ise bu işin hem askeri hem de göç harekatı başlatacağı yönünde. Türkmen Dağını da kapsayan Lazkiye kırsalında savaş daha seyreltilmiş durumda.

Daha çok İran-Rusya kapışması hakim.  Tüm bu söylediklerimden çıkardığım tek şey adeta meydanı Suriye olan bir savaş görüntüsü…

İÇİNDE BULUNĞUMUZ AYIN SONU…

Öncelikle yapılan Moskova görüşmeleri, Türkiye’nin gözünün kulağının bulunduğu bu görüşmeden herhangi bir sonuç çıkar mı sorusunun cevabı aranmaktadır. Lakin söylemeden geçemeyeceğim eski düşmandan dost olmaz. Türkiye’nin herhangi bir sarsıntısında vatanımızı parselleyecek olan bu insanlar bu görüşme ve bunun gibi birçok görüşmede asla Türkiye lehine sonuçlar çıkartmayacaktır.

Bahsi geçen görüşmeler esnasında bile bombardıman devam ederken zaten olumlu bir sonuç beklemek yalnızca komik olur. Üstelik bunun gibi görüşmelerden Türkiye sonuç alamadıkça imaj sarsıntısı geçirmektedir. Geçtiğimiz aylarda yapılan NATO zirvesinin doğurduğu sonuçlarla Moskova görüşmelerinin sonuçları kardeştir.

Yapılması gerekenler sayın Çavuşoğlu’nun da dediği gibi askeri alandan başkası değildir. Üstelik siyasi yani masa ve saha paralel ilerlediğinde Türkiye Cumhuriyeti yine kendi içinde sonuca, yapılan tüm bu çoklu görüşmelerden daha hızlı varacağı kesin ve nettir. Zira başta da söylediğim gibi gerek Türkiye Cumhuriyeti gerek se Türk ırkı tarihin hiçbir noktasında hedef tahtası olmamış aksine ilelebet yürüdüğü hedefleri olmuştur. Bugün orta doğu ile bize aynı kaderi çizenler illa ki bir yerde bu söylediklerimi anlayacaklardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner52