banner5

En büyük çocuk hakkı ihlali ihmaldir

Çocuğu yok saymak, adam yerine koymamak, değer vermemek, tebessümü esirgemek duygusal ihmaldir ve çocuğun gelişen ruhunu yaralar

19 Kasım 2012 Pazartesi 08:01
En büyük çocuk hakkı ihlali ihmaldir
Uzmanlar  en büyük çocuk hakkı ihlallerinden birinin, ihmal ve istismar olduğunu vurguluyor
 
Günümüzde çocukların suça itilmesinde ihmal ve istismarın etkisi büyük. Büyüklerce yapılan hata ve yanlış davranışlar çocukları birer suç makinesine dönüştürüyor. Uzmanlar  “Suç işleyen çocuk yok, suça itilmiş çocuk vardır” hatırlatmasında bulunuyor, en büyük çocuk hakkı ihlallerinden birinin, ihmal ve istismar olduğunu vurguluyor. Her 4 insandan biri 14 yaşından küçük. Ve onlara her geçen yıl 1 milyon arkadaş daha katılıyor. Oran büyüyor büyüdükçe ihmal ve istismar olaylarının sayısında da artışlar yaşanıyor. Bu ihmal ve istismar ise çocukları birer suç makinesine dönüştürüyor.
Uzmanlar son dönemlerde “Çocuk suç işler mi, suça itilir mi? Çocuk suçu yalnız mı işler yoksa onu o suça sürükleyen biri ya da birileri var mıdır?” Sorularına kafa yoruyor. İhmal ve istismarın önlenmesine yönelik ebeveyn ve yetkililer olarak neler yapılabilir, sağlıklı çocuk nasıl yetiştirilebilir onu düşünüyor. İhmal ve istismarın çocuk hakkı ihlallerinden en önemlileri arasında bulunduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaşanan ihmal ve istismarın çocukta kurşun yarasına benzer yara oluşturduğuna vurgu yapıyor. Suçlu çocuk yok suça itilmiş çocuk vardır diyen Tarhan, bu konuda aile eğitiminin önemine dikkat çekiyor. Suç işlemesi halinde çocukların hiçbir şekilde etiketlenmemesi, damgalanmaması gerektiğinin altını çizen Tarhan, durumun çocuğun ruh ve beden gelişimine ciddi zararlar vereceğini belirtiyor.
Doğası gereği korumasız çocukların günümüzde maalesef suça itildiklerine dikkat çeken Tarhan, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun korumasının anne ve babaya verilmiş olduğunu, çocuktan birinci derecede anne ve babanın sorumlu olduğunu hatırlattı.
Çocuklar çoğu zaman anne-babanın ihmali sonucu suç işlediklerini vurgulayan Tarhan, bu hallerde çocukların cezai sorumluluğunun olmadığını söyledi. Tarhan bu nedenle de “Suçlu çocuk demek yerine suça itilmiş çocuk demek doğrusu” ifadelerini kullandı.
Çocukluk döneminde yaşanan şok yaşantıların başında cinsel istismar ve ya ihmalin geldiğini ifade eden Tarhan, bu durumun çocukta travma etkisine neden olduğunu söyledi. Tarhan;
“Kurşun yarası nasıl tam olarak iyileşmez, izi kalırsa çocuğun yaşadığı cinsel ihmal ve istismar da kişide aynı etkiyi yapar. Travma etkisi oluşturur. İstatistiklere göre istismarı genelde birinci derece yakın yapar. Çocuk ise bu yönelimi sevgi gösterisi olarak algılar. Bu, toplumun içe kanayan yarası. Burada anne ve babaya eğitim konusunda önemli görevler düşüyor. Ebeveyn gerekli eğitimi çocuğuna verebilmeli. Anne babanın yanlış tutumu çocuğunu istismara sürükleyebilir.”
Çocuk gelişiminde 0-3 yaşın çok önemli olduğuna dikkat çeken Tarhan, bu yaş aralığında annenin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını da söyledi.

ÇOCUĞU ANNESIZ BIRAKMAK HAK İHLALIDIR!
“0-3 yaş arası annenin yerini hiçbir şey tutmuyor. Anneyle kurulan kararlı, güvenli bir ilişki çocuğun ruhsal ve bedensel gelişiminde çok önemli. Çocuk hayata dair temel bilgileri; sevgi, değer, güvenli bağlanma, kendini ifade edebilme…vs. 0-6 yaş arasında öğreniyor. Yani anneden ve ya onun yerine geçen kişi tarafından öğrenebiliyor. Çocuğa çok iyi bakmak yeterli olmayabiliyor. Örneğin bakımevlerinde çocuklara çok iyi bakıldığı halde güvenli bağlanma sorunu yaşadıkları gözleniyor. O çocuklar ani ölümler yaşayabiliyor. O nedenle bu yaş döneminde annenin çocuğuyla olması çok önemli. Onu annesiz bırakmak hak ihlalidir.”

İSTİSMAR SOSYAL ÖĞRENMEYLE AKTARILIYOR!
Bu konuya gönül veren herkesin çocuk istismarını önleme noktasında pozitiften hareke ederek bulunduğu alanda onarıcı faaliyette bulunması gerektiğine dikkat çeken Tarhan, istismarın sosyal öğrenmeyle aktarıldığını, genetik kodlanan bir şey olmadığını hatırlattı. Günümüzde “Kötü bir aile en iyi kurumdan iyidir” anlayışının yanlışlığına değinen Tarhan, bu şartlarda yetişen çocuklarda özgüven eksikliği olduğunu belirtiyor. Özgüven eksikliği halinde çocukta öfkeli bir kişiliğin gelişeceğinin altını çizen Tarhan, ebeveyn tutumunun önemine vurgu yapıyor. Anne babanın gerek kendi çocukları gerekse diğer çocuklar arasında ayrım yapmasının doğru olmadığını ifade eden Tarhan, bütün çocukların aynı fıtratta olmadığını hatırlatıyor. Her çocuğun iletişim biçimi ve öğrenme şeklinin farklı olacağını belirten Tarhan, 12 farklı çocuk kişilik özelliklerinin olduğunu kaydediyor.
HABER MERKEZİ
 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner52