banner5

Rızık duası kabul oldu

14 yaşındayken "Allah'ım bizim kısmetimizi Konya'da ver" diyerek başladığı ayakkabı tamirciliği...

Rızık duası kabul oldu

14 yaşındayken "Allah'ım bizim kısmetimizi Konya'da ver" diyerek başladığı ayakkabı tamirciliği...

22 Ocak 2017 Pazar 10:09
Rızık duası kabul oldu

14 yaşındayken "Allah'ım bizim kısmetimizi Konya'da ver" diyerek başladığı ayakkabı tamirciliği mesleğinden emekli olan 89 yaşındaki Mehmet Tosun, mesleğini torununun devam ettirmesinin mutluluğunu yaşıyor

 

MESLEĞİ AŞAMA AŞAMA ÖĞRENMİŞ

Ayakkabı tamircisi Hüsamettin Tosun. 34 yaşındaki Hüsamettin Tosun, daha 14 yaşındayken "Allah'ım bizim kısmetimizi Konya'da ver" diye dua ederek Konya'da ayakkabı tamirciliğine başlayan dedesi Mehmet Tosun'dan aldığı mirası yaşatmaya çalışıyor. Meslekte yıllarını geçiren Tosun, zamana göre de kendini yeniliyor. "Bu meslekte kendini yenilemek gerekiyor" diyen Tosun, çanta, bavul, valiz gibi ürünlerin de tamirini yapıyor. Tosun, mesleğe nasıl başladığını ise şöyle anlatıyor: "Bu meslek dede mesleği. Dedem Bozkır'dayken, çok küçük yaşlarda, kendi ayakkabısı yırtılır, yıpranırmış. O da yine kendisi ayakkabısını tamir edermiş. Sonra başkalarının ayakkabısını tamir etmeye başlamış. Sonra kendini geliştirmiş ve bu mesleği yapmaya başlamış. Ben de 10 yaşında dedemin yanına gitmeye başladım. Aşama aşama öğrendik biz de bu mesleği."

 

AYAKLAR ALTI HİZMETİ YAPIYORUZ

Mesleği öğrendiği dedesi 89 yaşındaki Bozkırlı Mehmet Tosun ise küçükken lastik ayakkabını tamir ederek başlamış mesleğe. "Ayakkabım delinince, çalışmadan sonra yeniden Bozkır'a dönünce kendim lastiği tamir ederdim. Bunu bilen eş, dost, arkadaş da rica ederdi, onlarınkini de tamir ederdim" diyen Mehmet Tosun'un Konya'yla ilgili ise unutamadığı bir hikayesi var. Babasıyla Aydın'dan dönüşte Konya Tren Garı'nda Peygamberimizin gül kokusu burnuna geliyor ve ağlayarak şu duayı yapıyor: "Allah'ım, bizim kısmetimizi de Konya'da ver." Duası kabul oluyor ve Kapu Camii civarında küçük bir yerde ayakkabı tamirciliği yapmaya başlıyor. Mütevazılığı ile kısa sürede gönüllere taht kuruyor. Ne iş yapıyorsun diye soranlara ise, "Ayaklar altı hizmeti yapıyoruz" diyen Tosun, torunun da bu mesleği yapmasından oldukça mutlu. 

 

Geçmişte, imkanların kısıtlı olması ve makineleşmenin henüz tam anlamıyla gerçekleşmemiş olması, günlük hayatta kullanılan pek çok ürünü de etkiliyordu. Bu nedenle, kullanılan malzemelerin ufak eskimeleri ya da yıpranmaları, tamir işi yapanlar tarafından onarılarak, ürün kullanılmaya devam ediyordu. Özellikle günlük hayatın vazgeçilmezi olan ayakkabıda bu durum sıkça görülüyordu. Eskiyen ya da yıpranan ayakkabılar, ayakkabı tamiri yapan ustaların ellerinde yeniden hayat buluyordu. Bugünlerde ise, teknolojinin gelişmesiyle, bugün günlük hayatta kullanılan ürünlerin tümü, seri üretimle insanların kullanımına sunuluyor. İmkanların ve üretimlerin artmasıyla birlikte, tüketim de artınca, artık pek çok ürün, en küçük bozulma veya yıpranmada kullanım dışı kalarak atılıyor. Bu nedenle, ayakkabı tamirciliği mesleği, günümüzün kaybolmaya yüz tutan meslekleri arasındaki yerini aldı. Bundan 20 sene öncesine kadar, Tarihi Bedesten Çarşısı'nda pek çok ayakkabı tamir işi yapan ustalar bulunurken, bugün bu ustalardan bulmak oldukça zorlaşmış durumda. Ancak buna rağmen, ayakkabı tamirciliği mesleğini yaşatmaya çalışanlar da var. Bunlardan bir tanesi de Hüsamettin Tosun. 34 yaşındaki Hüsamettin Tosun, daha 14 yaşındayken "Allah'ım bizim kısmetimizi Konya'da ver" diye dua ederek Konya'da ayakkabı tamirciliğine başlayan dedesi Mehmet Tosun'dan aldığı mirası yaşatmaya çalışıyor. 10 yaşındayken, ayakkabı tamircisi olan dedesinin yanına giderek mesleği öğrenmeye başlayan Tosun, Selçuklu İlçesi Işıklar Mahallesi Telafuz Sokak'tayaklaşık 6 metrekarelik küçük dükkanında ayakkabı, çanta, bavul gibi ürünlerin tamirini yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. 

'10 YAŞINDA BAŞLADIM MESLEĞE'

Ayakkabı tamirciliğine nasıl başladığını anlatan Hüsamettin Tosun, meslekle çok küçük yaşlarda tanıştığını söyledi. Dedesi Mehmet Tosun'un, Kapu Camii civarında ayakkabı tamirciliği yaptığını belirten Tosun, sözlerine şöyle devam etti, "Bu meslek dede mesleği. Dedem Bozkır'dayken, çok küçük yaşlarda, kendi ayakkabısı yırtılır, yıpranırmış. O da yine kendisi ayakkabısını tamir edermiş. Sonra başkalarının ayakkabısını tamir etmeye başlamış. Sonra kendini geliştirmiş ve bu mesleği yapmaya başlamış. Dedemin Tarihi Bedesten Çarşısı'nda 1,5 metreye 1,5 metre küçük bir yeri vardı. Orada ayakkabı tamiri işi yaptı yıllarca. Ben de 10 yaşında dedemin yanına gitmeye başladım. Aşama aşama öğrendik biz de bu mesleği."

'KENDİMİ GELİŞTİRDİM'

Meslekte yıllar geçtikçe kendini geliştirdiğini ve yenilikler getirdiğine dikkat çeken Tosun, "Bu meslekte kendini yenilemek gerekiyor. Ben de bu konuda kendimi geliştirdim ve sadece ayakkabı tamiri yapmakla kalmadım. Çanta, bavul, valiz gibi ürünlerin de tamirini yapmaya başladım. Bir şeyi değerlendirip boşa gitmesin diye tamir ediyoruz. Çünkü bunlar milli servet. Her türlü ayakkabı tamir yapıyorum. Kışın işlerim daha da artıyor. Yağmur kar yağdığı için, ayakkabısından en ufak bir delik, bozulma ya da yıpranma olunca vatandaş, mecburen yaptırmak zorunda kalıyor. Bu nedenle kışın biraz daha işlerimi fazla oluyor" ifadelerini kullandı. 

'DEDEMİN MESLEĞİNİ DEVAM ETTİRİYORUM'

Dedesinin mesleğini devam ettirmenin mutluluğu içinde olduğunu ifade eden Tosun, dedesinin de bu mesleği çok sevdiğini, daha yakın zamana kadar mesleği sürdürdüğünü söyledi. Tosun, "4 yıla kadar Bedesten Çarşısı'nda dedemin yerini devam ettiriyordum. Ama Bedesten Çarşısı'nda restorasyon yapılınca, bizim küçük yerlerimizi görüntü kirliliği oluyor diyerek kaldırdılar. Ben de buraya geldim. 4 yıldır da burada devam ediyorum mesleğe. Ben mesleği dedemden öğrendim ve devam ettiriyorum. Amcam da dedemden öğrendi bu mesleği ve o da Avusturya'da bu mesleği sürdürüyor. Dedemden öğrendiğim mesleği devam ettirdiğim için oldukça mutluyum" diye konuştu. 

PEYGAMBERİMİZİN GÜL KOKUSU BURNUNDA TÜTMÜŞ

Hüsamettin Tosun'un ayakkabı tamirciliği mesleğini öğrendiği dedesi Mehmet Tosun'un ise, meslekteki hikayesiilgi çekiyor. 89 yaşındaki Bozkırlı Mehmet Tosun, küçük yaşlarda babası ile birlikte Aydın'da mevsimlik işçi olarak tarlada çalıştığını söyledi. Bu nedenle daha çok kış aylarını Aydın'da geçirdiğini anlatan Mehmet Tosun, tarlada çalıştığı için lastik ayakkabısının çok sık delindiğin belirterek şöyle devam etti, "Ayakkabım delinince, çalışmadan sonda yeniden Bozkır'a dönünce kendim lastiği tamir ederdim. Bunu bilen eş, dost, arkadaş da rica ederdi, onlarınkini de tamir ederdim. Sonra çevre köylerden gelip geçerken bana tamir edeyim diye ayakkabı bırakanlar oluyordu. Onları da tamir ediyordum. Bir gün yine Aydın'a gittik çalışmaya. 14 yaşındaydım. Oradan dönünce Konya'ya, trenden indik babamla gara. Burnuma Peygamberimizin gül kokusu geldi burnuma. Çok güzel kokuyordu. Ben ağlayarak dua ettim, "Allah'ım, bizim kısmetimizi de Konya'da ver" diyerek. Babamın tabi haberi yoktu bu durumdan."

DUALARI KABUL OLDU, RIZKINI KONYA'DA KAZANDI

Bu olayın ardından askerlik çağına kadar, ufak tefek Bozkır'da ayakkabı tamirine devam ettiğini söyleyen Mehmet Tosun, "Askerden geldim. Bir süre daha Aydın'a gittim çalışmaya. Ama Allah 14 yaşındayken ettiğim duayı kabul etti, bir süre sonra Kapu Camii civarında küçük bir yerde ayakkabı tamirciliği yapmaya başladım. Öyle başlamış oldu. Sonra Eskici Hacı Mehmet Tosun olarak bilinmeye başladım" dedim. Mütevazılığıyla da gönüllere taht kuran Mehmet Tosun, "Ne iş yapıyorsun diye soran olursa, "Ayaklar altı hizmeti yapıyoruz" derdik. Öyle başladık bu işe. Sonra işte rızkımızı kazandık. Bak şimdi yiyoruz. Allah'ın nimeti bol" diye konuştu. Ayrıca Mehmet Tosun, rızkını kazandığı ve çocuklarını büyüttüğü ayakkabı tamirciliği mesleğini torununun da devam ettirmesiyle, torununun da rızkını bu meslekten kazanmasının mutluluğunu yaşadığını da sözlerine ekledi. 

ABDULLAH AKİF SOLAK

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.