banner5

Konya helvayı neden yapmasın?

Meydan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan: Un var, şeker var, yağ var…

Konya helvayı neden yapmasın?

Meydan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan: Un var, şeker var, yağ var…

06 Şubat 2018 Salı 15:56
Konya helvayı neden yapmasın?

Baba mesleği olan araç hurdacılığını zamana ve dönemin şartlarına göre geliştirip, kendisini yeni teknolojilere entegre etmeyi başaran Meydan Grup, bugün Türkiye’den dünyanın dört bir yanına otomotiv yedek parça ithalatı gerçekleştiren önemli bir marka haline geldi. Meydan Grup, bununla da yetinmeyip, Bursa’dan satın aldığı kaporta fabrikasını Konya’ya getirerek faaliyete geçirdi. Şimdilerde bütün otomobil markalarının ve her modelin kaporta aksamı üretimlerini Konya’da gerçekleştiren Meydan Grup, bu üretimini de dünya pazarında pazarlamayı başardı. 

Meydan Grup’un mimarı, Meydan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan, bu başarı hikayesini anlattı. İş dünyasındaki başarısının yanı sıra Türk Sanat Musikisi’ne olan ilgisi ile de bilinen Ömer Faruk Meydan sanata olan bakış açısını da Konya Yenigün Gazetesi okurları ile paylaştı. 

* Ömer Faruk bey, Konya sizi tanıyor. Siz Konya’yı tanıyorsunuz. Ancak söze başlamadan önce kendinizi ve ailenizi kısaca tanıtmanızı rica edeceğim. Ömer Faruk Meydan kimdir?

- Ömer Faruk Meydan 1959 Konya doğumlu. Konya’nın yerlisiyim. Konya Bey Sokağı’nda doğup büyüdüm. Babam Ahmet Meydan, Konya’da ‘Sevgili Ahmet’ olarak bilinirdi. 1960’lı yıllarda otomobil yedek parça hurdacılığı yapmaya başlamış. Dedem Hakkı Meydan ise Konya’nın ilk bekçilerinden bir tanesidir. Atatürk o yıllarda Konya’ya gelmiş. Konya’da ilk defa bekçi alınacakmış. Bekçi alınacağında çevresindekiler dedemi işaret etmiş. Dedem rahmetli zıpkın gibi bir delikanlıymış. Konya’nın ilk bekçilerinden bir tanesi olmuş. Dedem, Bekçi Hakkı olarak tanınırmış. Yolda giderken gençlerin ayakkabısının arkasına bastığını görünce hemen yanına çağırır, ayakkabısını kesermiş. ‘Ayakkabıyı bir daha adam gibi giyin’ dermiş. 

Anne dedem de Konya’daki meşhur Külahçılar sülalesinden. Mevlana’nın feslerini yapanlar olduğu için külahçı lakabını almışlar. Mehmet Külahçı’nın kızıymış annem. Konya’nın doğup büyüme yerli halkıyız, öz Konyalıyız. 

KONYA’YA KAPORTA FABRİKASI KURDU

* Meydan Grup’un mimarı ve kurucusu sizsiniz. Baba mesleğine dayanıyor anladığım kadarıyla bu iş. Dönemin şartlarına uyarlayarak Meydan Grup’u Konya’nın önemli ticarethanelerinden biri haline getirmişsiniz. Buradan hareketle bize Meydan Grup’un hikayesini anlatabilir misiniz?

- Meydan Grup olarak 47 yıllık bir firmayız. Otomotiv yedek parça sektöründe dünyada 28 firmanın Türkiye distribütörlüğünü yapıyoruz 30 yılı aşkın bir süredir. Ürün yelpazesi olarak Avrupa, Japon, Kore ve Amerikan menşeili araçların tamamının yedek parçalarını satıyoruz. Orta ticari ve hafif ticari araçların yedek parçalarını da temin etmekte ve satmaktayız. Bunun yanı sıra Konya merkezli bir şirketiz. İstanbul, Ankara ve Adana’da bölge müdürlüklerimiz bulunuyor. Bunun yanı sıra 5 yıl önce Bursa’dan bir kaporta fabrikasını satın aldık. Onu Konya’ya getirdik. Tesisi kurduk. Şu an Konya’da bir ilki gerçekleştiriyoruz. Tüm araç gruplarının kaput, kapılar, paneller, tampon demirleri, bagaj kapağı, tavan ve benzeri tüm kaporta aksamlarının üretimini gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız üretimi hem iç piyasaya satıyoruz, hem de İtalya, Polonya, Belçika, Rusya, Cezayir gibi ülkelere de ihracat yapıyoruz. İlk defa Konya’da kaporta üretimini biz gerçekleştirdik. Kaporta üretimi zor bir üretim. Çok büyük kalıpları var. Çok çeşitli. Tamamen göze hitap eden bir yapısı olduğu için üretimi oldukça zor. 

* Sektörün bir paydaşı olarak Konya sanayisini nereye konumlandırıyorsunuz?

- Konya sanayisi otomotivde güçlü. Yedek parçada dünya ile rekabet edebilir durumdayız. Mekanik grupta talaşlı imalat konusunda da Konya sanayisi çok iyi durumda. Yaptığımız seyahatlerde birçok ülkede Konya’dan ikinci Çin olarak bahsedildiğini duyuyoruz. Bunları duyduğumuz zaman bir Konyalı olarak çok gurur duyuyor ve keyif alıyoruz. Konya sanayisinin ilerlemesi için artık birinci ve ikinci kademeleri geçtik. Katma değeri yüksek, elektrikli, elektronik parçaların üretim zamanı geldi. Bununla beraber savunma sanayinde kendimizi daha ileri seviyelere taşımamızın zamanı geldi. Bu sayede Konya’nın ihracatı bugünkünün üç misline çıkacaktır. 

KONYA ASKERİ ARAÇ ÜRETİMİNDE DE PAYINI ALMALI

Biz İzmir BMC ile görüşme yapıyoruz. BMC askeri araçların üretimi ile ilgili çalışma yürütüyor. Yeni tank projesi biliyorsunuz onaylandı. Yüzde 72’si yerli imalat olmak zorunda. Bunun içerisinde Konya ne kadar pay alabilir, bu çok önemli. Tanklarda hassas ayarlı ürünler var. Konya sanayisi olarak bu ürünlerin tamamını üretebilecek kapasiteye sahibiz. Bu noktada devletimizden de deste bekliyoruz. 

* Bu konuya tekrar döneceğiz ama ben kaporta konusunu biraz daha açmanızı isteyeceğim. ‘O aracın parçası bulunmaz’ algısını da kıracak bir yatırımdan söz ediyorsunuz. Şu an var olan bütün araçların kaporta aksamlarını üretiyor musunuz?

- Ürettiğimiz ürünlerin tamamını piyasaya sunuyoruz zaten. Artık şu aracın falanca parçası yok diyebileceğimiz bir durum söz konusu değil. Geriye dönüp baktığımızda 1970-80’li yıllarda ithalat yapmak bile çok büyük bir başarı olarak algılanırdı. O yıllarda ithalat Yahudi lobisinin elindeydi. Türkiye’nin kanını çok emdiler. Bir örnek verecek olursak, 1970 yılında 115 kasa diye tabir ettiğimiz Mercedes marka otomobillerin bir çamurluğu o zamanlar 1,5-2 milyon TL idi. Bu çamurluğun maliyeti ise 150 liraydı. Ki birçok üründe o dönemlerde vergi dahi yoktu. 150 liraya aldıkları bir çamurluğu Türk vatandaşına 1,5 milyon liraya sattılar. Bu, Türkiye’nin kanını emmenin en bariz örneklerinden bir tanesi. 

* Bu lobi nasıl kırıldı?

- Rahmetli Turgut Özal, yeni kanunlar çıkardı. İthalat ve ihracata ilişkin rejimi değiştirdi. Türk işadamlarını yurt dışına götürdü. Ufuklarını açtı. Kanunlardaki bağlayıcı maddeleri düzenledi. Türk işadamlarının açıkçası gözünü açtı. Ondan sonra Türk milleti olarak otomotiv, gıda, tekstil gibi birçok sektörde yurt dışına açılma atağına girdi. 1990-96 yıllarını kapsayan dönemde ticari faaliyetler büyük ölçüde gelişti. O dönemler ben yurt dışına çıktım. Beni el üstünde tutuyorlardı. Kültürlü kişilik olarak kabul ederlerdi. Uzak Doğu’ya gittim 1990’lı yıllarda. O dönemde Türkiye’ye Japon arabaları yeni yeni girmeye başlamıştı. Nissan, Toyota, Mazda gibi markalar Türkiye’ye geliyordu. O dönem servise gidiyordunuz, aracın çamurluğu 800 liraydı. Tayvan’a gittim, aynı çamurluğu sordum ‘30 dolar’ dedi. Yanlışınız olmasın dedim, 30 dolar mı? 30 dolardı. Bunun Türkiye’ye geliş maliyeti 50 dolar oldu. Hemen sipariş verdim ve ithalata başladık. 4 konteynır mal getirmiştim. Bir hafta içinde eridi bitti. Baktık ki Türkiye’de bu alanda bir açık var. Türkiye’ye o gün bugündür dışarıdan parça getiriyoruz. Meydan Grup olarak Türkiye’de yetkili servisler, özel servisler ve yedek parçacılar olarak 3 bin 500 adet bayimiz ile Türkiye’nin dört bir yanına ürün dağıtımı gerçekleştiriyoruz. 

* Dışarıdan getirip ucuza mal ederek daha ucuza satıyordunuz. Sonraki süreçte bu neden kendimiz üretmeyelime mi döndü?

- Tam da bu noktaya gelecektim değerli kardeşim. Getirdiğimiz ürünleri tabi Türkiye pazarına satıyoruz. Türkiye, dünya ülkeleri sıralamasına baktığımız zaman 80 milyon nüfus ve 8,5 milyon araçla iyi bir kapasiteye ve potansiyele sahip. Bu potansiyeli de görünce imalata girmeye karar verdik. Balata fabrikası kurmak istemiştik başta. Ama sonrasında kaporta fabrikasını kurduk. Konya’da ürettiğimiz kaportayı tüm dünyaya satıyoruz. Ünlü bir markanın genel müdürleri kısa bir süre önce buradaydı. Onlarla bir iş sözleşmesi yaptık. Biz onların standartlarında orijinal parça standartlarında ürün üretiyoruz. 

* Ömer Faruk bey, Türkiye’nin bir hayali ve bu hayale bağlı olarak bir ideali var. Yerli otomobil üretimi konusu. Konya birçok sektörde yedek parça üretiminde ön sıralarda. Altyapıya baktığımız zaman un var, yağ var, şeker var, helvayı neden Konya yapmasın? Siz de bu sürecin bir paydaşısınız. Yerli otomobil üretimine bakış açınız ne yöndedir?

- Konyalı bir sanayici olarak yerli otomobilin Konya’da üretilebileceğine gönülden inanıyoruz. Türkiye’de bu konu 4’e bölünmüş vaziyette. İstanbul grubu, Bursa grubu, Ankara ve Konya grubu arasında çekişme devam ediyor. En iyi olabilecek şehirler hangisi diye sorarsanız, denizi olduğu için Bursa ve lojistik sorununu çözmeye yönelik ciddi adımlar attığı için Konya. Almanya’daki en büyük otomobil firmalarının üretim yerlerine baktığımız zaman, bunların hepsinin denize uzak yerlerde olduğunu görüyoruz. Bu adamlar bu şekilde üretip dünyaya satıyorlar. Lojistik anlamda da hiç sorun yaşamıyorlar. Ama Türkiye’de İstanbul ve Bursa ekibinin en büyük handikabı Anadolu’nun bu konuda uygun olmadığı yönünde. Karartma yaparak Konya’nın önüne geçmeye çalışıyorlar. Ama Konya inşallah bastırırsa bunu alacak. Geçtiğimiz günlerde Karsan’ın CEO’su Konya’daydı. Konya’nın bu işi fevkalade bir şekilde yapabileceğini söyledi. Tabi bu işler biraz da siyasete bakar. Milletvekillerimize, bürokratlarımıza ve belediyelerimize büyük görev düşüyor. Tüm altyapıyı bedel talep etmeden yapabilmemiz lazım. İş adamları olarak 5 şirket konsorsiyum kurdu. Bunlar hesabını çok iyi bilen iş adamları. Bu adamlara Konya’yı cazip hale getirirsek büyük kazanım sağlarız. Ama burada Konya’ya büyük görev düşüyor, belediyelerimize büyük görev düşüyor, siyasilerimize büyük görev düşüyor. Konya’nın yerli araç üretimine hazır olduğunu yüksek sesle haykırması lazım. Basit şeylerle kaçırmamalıyız böyle bir fırsatı. Bundan 20 yıl önce Hyundai markası burada bir fizibilite çalışması yaptı. Konya’yı çok beğendi. Yatırımı da Konya’ya yapacaktı. Belediye arsayı parayla satmak isteyince bu yatırım Adapazarı’na kaçırıldı. Hyundai gibi bir markayı kaçırdık biz. Bu markanın Konya’da olması, bin tane sanayiciye iş, binlerce insana istihdam demekti. Bu treni kaçırdık. Şimdi ikinci bir fırsat var önümüzde. Bu tip hataları yapmamamız gerekir. 

* Ömer Faruk Meydan, şu ana kadar ortaya koyduğu hedeflerine ulaştı ve Konya sanayisinin gelişmesine büyük katkılar sağladı. Sadece otomotivle mi sınırlı faaliyetleriniz?

- Ana iş dalımız otomotiv yedek parça. Çünkü bu işte uzun yılların vermiş olduğu bir deneyim var. Elemanlarımızın yüzde 80’i 15 yıldan uzun bir süredir bizimle birlikte çalışmakta. Emekli olup, halen bizimle çalışmaya devam eden elemanlarımız var. Bu alanda tecrübeliyiz. Ama bunun yanında Konya’da bazı arkadaşlarımızla birlikte inşaat işi de yapıyoruz. Real’in arka tarafında 86 daire yaptık. Başkent Hastanesi’nin karşısında 50 daire yaptık. Mengene Caddesi üzerinde yeni bir inşaatımız var. Büsan Sanayi Sitesi’nde fabrikalar yaptık. İnşaat sektöründe de iyi bir yerdeyiz. Allah bizi utandırmasın inşallah. Bunun haricinde Çin’de bir firmamız var. Oraya bir şirket kurduk. Orada uzun yıllar benimle çalışan bir elemanım ve bir Çinli ortağım var. Çin’de uzun yıllar önce tesadüfen tanışmıştık ortağımla. Çin’de de yine otomotiv yedek parça üzerine çalışma yürütüyoruz. Oradan da dünyanın birçok ülkesine satış yapıyoruz. 

* Ömer Faruk Meydan’ın bundan sonraki sürece ilişkin hedefi, hayali nedir? Çıta hep yükseğe çıkarılmış.

- Şu anki hedefimiz yerli otomobilin Konya’da yapılması. Ayrıca Meydan Grup olarak bir parçasını dahi olsa üretmek ve bu sürece fiilen katkı sağlamak.

Bunun yanı sıra Ömer Faruk Meydan’ın farklı bir kişiliği daha var. Ben şarkı sözü yazıyorum. Beste yapıyorum, ud çalıyorum. TRT’de yayımlanmış 27 tane eserim var. Klasik Türk Müziği tarzındaki eserleri Ahmet Şahin Ak hocamla birlikte yaptık. Fantezi olan eserleri de Fatih Çinoğlu ile yaptık. Bunun yanı sıra Konya’da 2 tane MESAM üyesi var. Birisi Aşık Salih, diğeri de benim. Yani müzikle uğraşıyorum. Daha önce CD yapmıştık yine bir hazırlık yapıyoruz. Şimdi yeni besteler var onların çalışmasını yapıyoruz. Yeni CD yapacağız. Yani müziği seviyorum. Müzik ince bir ruhtur. O ruhu alabiliyorsanız müziğin farklı dünyasına adım atmış oluyorsunuz. Günümüzde müzik anlayışı farklı yerlere geldi. Eğlence haline geldi. Müzik aslında sadece bir eğlence değil. Ruha hitap eden bir şey. Biz akşamları oturup meşk ederiz zaman zaman. Saygımızdan dolayı bacak bacak üstüne dahi atmayız. O ruhu en iyi şekilde yaşamaya çalışırız. Müziği seviyorum. Bu benim için bir iş değil, hobidir. Hayatımın önemli bir parçasıdır müzik. 

RASİM ATALAY/HARUN YILMAZ

Son Güncelleme: 06.02.2018 16:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner50