banner5

İmam Hatipler kalemiz!

FETÖ ve benzeri yapıların zihinsel terörizme neden olduğuna dikkat çeken TİMAV Genel Başkanı Abdullah Ecevit Öksüz, bu yapılara karşı İmam Hatip eğitiminin panzehir olduğunu söyledi. Öksüz,  “İmam Hatipler İslam dünyasında ve Türkiye’de en sahih din eğitiminin verildiği kale kurumlardır” dedi.

İmam Hatipler kalemiz!

FETÖ ve benzeri yapıların zihinsel terörizme neden olduğuna dikkat çeken TİMAV Genel Başkanı Abdullah Ecevit Öksüz, bu yapılara karşı İmam Hatip eğitiminin panzehir olduğunu söyledi. Öksüz,  “İmam Hatipler İslam dünyasında ve Türkiye’de en sahih din eğitiminin verildiği kale kurumlardır” dedi.

18 Eylül 2018 Salı 17:29
İmam Hatipler kalemiz!

Türkiye’de yıllardır tartışılan “eğitim sistemi” konusu, henüz bir çerçeveye oturtulmuş değil. Konuyla ilgili çalışmalar sürerken, kalıcı ve iyi bir nesil yetiştirilmesine katkıda bulunacak milli eğitim sisteminin oluşturulması için adımlar atılmaya çalışılıyor. Türkiye Eğitim Sistemi ve eğitim sistemi içerisinde önemli bir yer tutan İmam Hatipler üzerine Türkiye İmam Hatipler Vakfı (TİMAV) Genel Başkanı Abdullah Ecevit Öksüz, sorularımızı yanıtladı. Eğitimin sıralara sıkıştırılmış bir kavram olmadığına dikkat çeken Öksüz, eğitimin doğumdan ölüme kadar geçen ömürlük bir süre içerisinde edinilen kazanımlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI 

GÖZDEN GEÇİRİLMELİ 

Türkiye’nin son dönemde eğitim üzerine yürüttüğü çalışmalar hakkında da konuşan Öksüz, bu çalışmaları olumlu karşıladıklarını anlattı. Eğitim-öğretim ortamlarının ve müfredatın henüz ideal bir seviyede olmadığına dikkat çeken Öksüz, bu konuda yapılan çalışmaların umut verdiğini, çalışmalarla birlikte ideal düzeye kavuşulabileceğini söyledi. Ayrıca Öksüz, sadece ilkokul, lise düzeyindeki eğitim kurumlarının da değil yükseköğretim programlarının da gözden geçirilmesinin önemine vurgu yaptı. 

ZİHİNSEL TERÖRİZM İMAM 

HATİPLERLE ENGELLENEBİLİR 

İyi bir eğitimden yoksun zihinleri “zihinsel terörizm” olarak nitelendiren Öksüz, bu konuda en güzel örneğin FETÖ olduğuna işaret etti. “FETÖ yapılanması, kendi algılarına göre yeni bir din inşasına girişmiş hadsiz bir yapıdır” diyen Öksüz, FETÖ’nün bu yolla zihinleri ele geçirdiğini söyledi. Bu noktada FETÖ ve benzeri yapıları engellemek için İmam Hatiplere dikkat çeken Öksüz, “İmam Hatip’in müfredatı temelinden itibaren birilerinin dininin öğretildiği bir müfredat değil, Allah ve resulünün öğretildiği bir müfredattır. İmam Hatipler İslam dünyasında ve Türkiye’de en sahih din eğitiminin verildiği kale kurumlardır” açıklaması yaptı. 

Sayın Başkanım; Türkiye’de eğitim sisteminden anlaşılan nedir? Siz “Eğitim sistemi” konusuna nasıl bakıyorsunuz?  

Eğitim özel bir alan, özel bir iş. Eğitimi özel bir alan haline getiren eğitimin muhatap olduğu varlığıdır. İnsan özel bir varlık, özel bir yaratılmıştır. Bu dünyanın mürekkebi olan bir varlıktır insan. O mürekkebin kendi içerisinde renkleri var, tonları var, şekilleri var birçok farklılığı söz konusu. İnsanı ele aldığımız bir noktada eğitimi ayrı düşünmek asla mümkün değil. Eğitim dediğimizde de sıraya hapsedilmiş bir eğitimle sınırlı bir anlayıştan bahsedemeyiz. Sanayilerde ve makine tezgahlarında ticarette raflardaki eğitimle sınırlı değerlendiremeyiz. Eğitim dediğimizde insanın var olduğu tüm alanları kuşatan bir yapıdan bahsediyoruz. Bunun da bizim anlayışımıza göre besmele ile başlayan bir evlilik hayatı, helal lokma yemekle ve helal lokma yedirmekle devam eden bir aile hayatı, sonradan sıralara, sınıflara geçen daha sonra da ofislere sanayi tezgahlarına geçen bir hayat akışı içerisinde eğitimden bahsediyoruz. Yine beşikten mezara kadar ilmi bize öğüt veren bir anlayışın, bir dinin biz müntesipleri olarak eğitimi yine okul ve çalışma hayatı ile değil ömrün bir bütünüyle değerlendiriyoruz. Eğitime bakışımız, eğitime yaklaşımız bu. 

İmam Hatiplerin Türkiye eğitim hayatına katkısı nedir? Bu bağlamda İmam Hatiplerin müfredatını nasıl buluyorsunuz? 

Eğitimden amaç ömürlük süreç içerisinde insanın ihtiyaç duymuş olduğu hangi bilgi var ise, hangi beceri var ise, neye ihtiyacı var ise onu kazandırma sürecidir. Eğitimle beraber murat, bu kazanımlarla beraber murat, davranış değişikliği, zihinsel değişikliği, bakış açısında bir değişim kast edilir. Bu değişim doğru bir eğitim verirseniz, insanın fıtratına uygun, kültür, inanç, medeniyet perspektifine uygun bir eğitim verirseniz, bu değişim ihya ve inşaya sizi götürür. Ama eğer inanç, kültür, medeniyet perspektifinden uzak bir eğitim verirseniz insanlara, inşa ve ihyadan daha çok imha ve zihinsel terörizme götürürsünüz. Eğitimin amacı, içeriği ihya hedefli mi olduğu yoksa talana sebebiyet verecek şekilde mi olduğudur. Bu bağlamda eğitim ağır sorumlulukları olan bir alan. O sorumluluğun içerisinde bir millet, bir milletin nesli var. Eğitimle beraber siz nesil yetiştiriyorsunuz. Bugününüzü ve geleceğini tasarlıyorsunuz. Bir mimar bir eserini tasarlarken ona ruhunu, estetiğini, duygularını katar ve bir fonksiyonellik yükler. Eğitimin fonksiyonelliği ise az önce ifade ettiğim perspektifle sağlanır. Diğer türlüsü pozitivist, seküler bir bakış talan olmuş zihinlerle karşılaşırız. Bu bağlamda İmam Hatipler ve İmam Hatip Okullarının müfredatı bizim gönüllerimizde ayrışıyor. İmam Hatip okullarına özel bir kutsiyet atfettiğimiz yok. Bizim gönlümüzde ayrıştıran nokta oradaki müfredattır. Oradaki müfredatla birlikte gençlerimize kazandırdıklarımızdır. O ihya ve inşa odaklı kazanımlarıdır. 

İmam Hatiplerle diğer okulları ayıran temel fark nedir? İmam Hatip’te alınan bir eğitimle bir öğrencinin en büyük kazanımı nedir? 

İmam Hatiplerde kuşun kanadının ikisi de güçlendiriliyor. İnsan kuş misalidir; bir tarafı dünya, bir tarafı ahirettir. Bir tarafı ile bu dünyanın imarına gayret edecek diğer tarafıyla ahiretinin imar ve ihyasına gayret edecek. Ortadaki beden ve ruh da ikisi arasında köprü görevi görecek. Bu köprülük süreci içerisinde İmam Hatipler neden iki kanadı da destekliyor? Bugün Fen bilimlerinin veya sosyal bilimlerin ağırlıkta olduğu İmam Hatipler var. Fen bilimlerinin öğrenildiği bir İmam Hatiple, Fen Lisesi’ni karşılaştırdığımız zaman, ikisinde de fen bilimine odaklanılmış programlar, müfredat var. Ama İmam Hatiplerde artı olarak din eğitimiyle ilgili dersler ilave edilmiş. Böylece, bu dünyadaki ihtiyacı olan bilgi edinilirken, diğer taraftan ahiretinin ihyasını sağlayacak bir altyapı oluşturuluyor. Yine buradan hareketle biz şunu da söyleyemeyiz; İmam Hatiplere gittiyse dinini bilir, gitmediyse dinini bilemez diye bir yargıya da varamayız. Bir Fen Lisesi’nde okuyan kardeşimiz de kendisinin ve ailesinin gayreti ile inanç bağlamında bir İmam Hatipliden daha fazla bilgi ve donanıma sahip olabilir. Ama İmam Hatip bir sofra kuruyor, o sofraya buyurun diyor. 

Bildiğiniz üzere Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), devletin hemen hemen tüm organlarına sızarak, devletin ve milletin yapısını bozmayı amaçladı. Bu bağlamda, sizin deyişinizle “Kuşun iki kanadını” da oluşturmaya çalışan İmam Hatipler üzerinde sizce FETÖ bir operasyon yaptı mı? Bu konudaki kanaatiniz nedir? 

Öncelikle, FETÖ yapılanması, kendi algılarına göre yeni bir din inşasına girişmiş hadsiz bir yapıdır. Bu anlayış FETÖ ile ifşa olmuş vaziyette. Dünyanın farklı bölgelerinde benzeri yapıların bulunduğundan da bahsedebiliriz. Buraya baktığımızda, yine İmam Hatiplerin kıymetini anlıyoruz. İmam Hatiplere FETÖ’nün operasyonuna gelecek olursa, FETÖ her yere operasyon yapmıştır ama en az etkili olabildiği kurumların başında İmam Hatip’ler gelir. Çünkü İmam Hatip’in müfredatı temelinden itibaren birilerinin dininin öğretildiği bir müfredat değil, Allah ve resulünün öğretildiği bir müfredattır. İslam dünyasında ve Türkiye’de en sahih din eğitiminin verildiği kale kurumdur İmam Hatipler. Elbette İmam Hatiplerin içerisinde de çürük elmalar çıkmıştır ama genel ölçeğe baktığımızda bu minimum seviyede kalmıştır. 28 Şubat’ta İmam Hatiplere operasyon yapılırken, katsayı engeli getirilirken, bizim okullarımız var diyen FETÖ değil miydi? Yine 28 Şubat’ta İmam Hatiplere zulümler yapılırken, sözde din ve değerler eğitimi veren okullarının anahtarını Batı Çalışma Gurubu’na vermeyi vaat eden FETÖ değil miydi? Dolayısı ile İmam Hatipler FETÖ’nün en az etkili olduğu kurumlardır. 28 Şubat’ın işbirlikçisi olan FETÖ, eğitim alanında İmam hatiplere sızamadığı için operasyonlar çektirip, kendi okullarını ön plana çıkarmayı amaçlayan bir yapıdır. FETÖ’yle mücadelenin de FETÖ benzeri yapıların ortaya çıkmasını engellemenin de yolu da İmam Hatiplerdir. İmam Hatiplerdeki sahih din eğitimi anlayışı ile bunu başarabiliriz. 

İmam Hatip eğitimi ile FETÖ ve benzeri bir yapının önüne geçmenin mümkün olabileceğini söylediniz. Eğitim hayatına yeni başlayan biri için bu doğru olabilir ancak iradesini yıllarca FETÖ’ye vermiş ve FETÖ’ye aidiyet hisseden birini bundan vazgeçirmek mümkün mü? 

FETÖ tipi fiili terörizmi yine fiili müdahale ile çözersiniz. Ama zihinsel terörizmin çözülmesi zaman ister. Türkiye olarak bu süreci yaşayacağız. O zihinleri tamamen değiştirebilmek doğrusu Rabbim dilemedikten sonra çok zor. Siz tüm hakikatleri anlatmış olsanız da değiştiremeyebilirsiniz. Bunun en numune örneği Ebu Cehil’dir. Ebu Cehil de Peygamber Efendimizin Peygamber olduğuna emindi. Ama atalarından gelen o zihinsel yapısıyla, nefsiyle bir değişim yaşayamadı. Vazgeçemedi. Zihinsel anlamda aklını ve gönlünü FETÖ’ye ihale etmiş olanların çok kolayca bu ihaleyi geri iade edebilme imkan ve ihtimalleri görülmüyor. Çok zor. Bu bir süreç istiyor. 

Mevcut eğitim sistemimiz içerisindeki müfredatı nasıl buluyorsunuz? Yeni dönemde müfredatla ilgili çeşitli çalışmalar da yürütülüyor. Bu çalışmaları nasıl değerlendiriliyorsunuz? 

Eğitim sadece müfredattan ibaret değil. Farklı boyutları var. Eğitim mantığının önce bir ele alınması ve eğitimde zihinsel değişimin yaşanması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Bey’in ifadesi ile sivri akıllara ihtiyaç var. Dolayısı ile müfredatla ilgili çeşitli çalışmalar var. Geçenlerde Eğitim 2023 vizyonu konulu bir çalıştay yapıldı. Bu çalıştaya sanattan spora, iş dünyasından akademik dünyaya, psikologlardan sosyologlara geniş bir yelpazede katılım oldu. Orada eğitimle ilgili genel politikalar müzakere edildiğini biz takip ettik. Yeni bir anlayışla çalışma yapılıyor. Müfredatımız yeterli mi? Tam yeterli diyemeyiz. Eğitim-öğretim ortamımız istenilen standartlara uygun mu? İdeal noktaya bakacak olursak uygun değil. Özellikle eğitim-öğretim kadrosuna baktığımızda; sadece ilkokul, ortaokul, liseden söz etmiyorum; ciddi bir yükseköğretim sorunu var. Öğretmen yetiştirme programlarının gözden geçirilmesi lazım. Mühendis yetiştirme programlarının, tıbbiye programlarının gözden geçirilmesi lazım. Eğitimi en temelden en tepeye kadar hem içeriklerinin hem süreçlerinin hem ortam ve şartlarının yeniden dizayn edilmeye ihtiyacı var. Konuya bütünleşik bakmak gerekiyor. 

ABDULLAH AKİF SOLAK

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.