banner5

HADİMLİ MEHMET VEHBİ ÇELİK

1862 yılında Hadim'in Kongul köyünde doğdu. Babası, ulemadan Çelik Hüseyin Efendi, annesi ise Şerife Hanım'dır.

HADİMLİ MEHMET VEHBİ ÇELİK

1862 yılında Hadim'in Kongul köyünde doğdu. Babası, ulemadan Çelik Hüseyin Efendi, annesi ise Şerife Hanım'dır.

06 Şubat 2015 Cuma 17:07
HADİMLİ MEHMET VEHBİ ÇELİK

Hayatı

1862 yılında Hadim'in Kongul köyünde doğdu. Babası, ulemadan Çelik Hüseyin Efendi, annesi ise Şerife Hanım'dır.

Mehmet Vehbi, İlk tahsilini Ambarlızade Mehmet Efendi'den Kur'an-ı Kerim, tecvid ve ilmihal dersleri okudu. Tokmakçızade Mehmet Efendi'den Emsile ve bina dersleri okuyarak Kongul Köy Mektebinde tamamladı.1877'de Hadim Medresesine kaydoldu.1882 yılında Konya'ya gelerek Şirvaniye Medresesine kaydoldu. Konya Müftüsü Kadınhanlı Hacı Hüseyin Efendi'den Molla Cami, Tavaslı Osman Efendi'den de usul ve fıkıh okudu.

1888 yılından itibaren müderris olarak ders okutmaya ve icazet vermeye başladı. Ali Gav Medresesi yanında bulunan Mahmudiye Medresesine müderris olarak tayin edildi. Ali Gav Türbedarı Nesip Dedenin vefatı üzerine, müderrislik uhdesine kalmak üzere hem türbedarlık hem de imamet görevlerini yürüttü. 1901'de Konya Hukuk mahkemesine üye olarak seçilince medresedeki görevinden ayrıldı. 1903'te Konya Mekteb-i Hukuk'a müderris tayin edilerek veraset ve intikal derslerini vermeye başladı.

Siyasi hayatı

Hadimli Mehmet Vehbi Efendi, II. Meşrutiyetin ilanından sonra yapılan seçimlerde I.Dönem Konya milletvekili olarak Meclis-i Mebusan'a girdi. 1911'de meclisin dağıtılması üzerine Konya'ya gelerek tekrar müderrislik görevine geri döndü. 1911-15 arasında meşhur tefsirini; "Hülasatü'l- Beyan fi Tefsiri'l- Kur'an" adlı 15 ciltlik tefsir kitabını telif etti.

I. Dünya Harbi esnasında Osmanlı Devleti'nin muhtemel bir yenilgi karşısında devleti yeniden ayakta tutabilmek için Enver Paşa ve Teşkilat-ı Mahsusa 1916 yılında alternatif tedbirler almaya başlamıştır. Ordunun ihtiyacı için belirli merkezlerde silah, cephane ve asker- yönetici hazırlığı yapılmıştır. Bu doğrultuda Konya'da Veled Çelebi ve Hadimli Vehbi Efendi aktif olarak görevlendirilmiştir. (1) Mondros Mütarekesinden sonra Yunanlıların İzmir'e çıkması üzerine milli duyguları galeyana getirecek konuşmalar yaptı. Konuşmalar etkisini gösterdi ve Konya halkı İtalyanları şehre sokmadı. İtalyanlar, istasyon civarında tutunabildiler ve çarşıya çıkacakları zaman guruplar halinde gezmeye başladılar. Konya Valisi Cemal Paşa, itilaf devletlerinin bir valisi gibi hareket ederek onların verdiği balolara katıldı. Ama halk İtalyanları sürekli taciz ederek işgale karşı tavırlarını ortaya koydular. Hoca, Vali tarafından göz hapsinde tutuldu. Ancak halkın baskısına dayanamayan vali şehri terk etmek zorunda kaldı.

Mehmet Vehbi Bey, Konya valilik makamı boş kalınca 26 Eylül 1919'da Cuma günü ulema, tüccar ve esnaf temsilcileri Müftü Ali Rıza Efendi başkanlığında toplandı. Edip Bey ve Ömer Vehbi Bey'in teklifleriyle Vali vekili seçildi. Mehmet Vehbi Efendi, aynı gün çektiği bir telgrafla durumu Mustafa Kemal Paşa'ya haber verdi ve Vali Cemal Bey'in şehri terk ederek İstanbul'a gittiğini, Valilik makamının boş kalmaması için halkın ileri gelenleri, tüccarlar ve ilim adamları tarafından kendisinin Vali vekili seçildiğini bildirdi. (2)

Mehmet Vehbi Efendi,  şehrin işgalini önlemek için işgal kuvvetleri komutanı ile görüşerek asayişin sağlanacağını; fakat şehrin işgal edilmesi halinde halkın silahla mukavemet edeceğini bildirdi. Haksız yere tutuklananlar serbest bırakıldı.(3)

 Mehmet Vehbi Efendi, kısa süren Konya valiliği Vekâletinde ikinci önemli icraatı ise Konya'da Kuva-yı Milliyeyi teşkilatlandırmak oldu. 8 Ekim 1919'da Konya ileri gelenleri hükümet binasında toplayarak Sivas Kongresi kararlarının uygulanacağını bildirdi. Bunun için önce Rumeli ve Anadolu Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Konya Şubesini teşkil etti. Toplantıya katılanlardan 30 kişi seçildi. Onlarda kendi aralarında 10 kişi seçerek Konya Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetinin Yönetimini oluşturdular. Sivaslı Ali Kemal, Kazım Hüsnü, Gilistralı Hacı Tahir, Yalvaçlı Ömer Vehbi, Saatçi Rıfat, Postnişin Abdülhâlim Çelebi Konya Müdaffa-ı Hukuk Cemiyeti'nin çekirdek kadrosunu oluşturdular.(4)

Mehmet Vehbi efendi'nin Konya Vali Vekilliği, Suphi Bey'in Ekim 1919'da Vali tayin edilmesiyle son buldu. Mehmet Vehbi Efendi, Vali vekilliğinden ayrıldıktan sonra halkı milli mücadele için irşat etmeye devam etti.  Mustafa kemal Paşa'nın emriyle Meclis-i Mebusan'a katılmak üzere Konya'dan aday oldu. Mustafa Kemal, Meclisi-i Mebusan'daki görüşmelerde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk cemiyeti Gurubu oluşturarak Misak-ı Milli'nin Meclisçe kabul edilmesine ön ayak olmasını istemişti. Müdaffa-ı Hukuk adıyla değil Felah-ı Vatan grubu oluşturuldu. Ocak 1920'de Meclis-i Mebusan'ın tekrar açılması üzerine Konya mebusu olarak İstanbul'a gitti. 16 Mart'ta İstanbul'un işgali üzerine meclis feshedildi. Rauf Bey ve Balıkesir mebusu Abdülaziz M. Efendi ile birlikte Sultan Vahdettin'i ziyaret etti. 16 Mart 1920 tarihinde padişahla aralarında şu mükâleme geçti:  "Şevket meab, millet azimlidir. Vatanı da sizi de kurtaracaktır." Vahdettin ise; "Hoca…Hoca…. Sözlerinize dikkat ediniz. Bu adamlar isterlerse yarın Ankara'ya da girerler." dedi. Abdülaziz Efendi, pencereye yaklaşarak düşman gemilerini işaret ederek; "Bu kâfirlerin kudreti, şu denizdeki topların menzili içindedir. Millet ise demir gibidir, onu yıkamayacaklardır." sözünü söyledi. Mehmet Vehbi Efendi de heyecanla; "Millet yurdunu, kanının son damlasına varıncaya kadar müdafaa edecektir. Cenab-ı Hakk'ın inayeti ile muzaffer olacaktır. Padişahım, itimat ediniz!" dedi.  Arkadaşları da "Hoca Efendi gerçekleri söylüyor" diyerek Mehmet Vehbi'yi tasdik ettiler. Ama Sultan ikna edilemedi. Padişah, "Bu millet koyun sürüsü. Bu sürüye bir çoban lazım o da benim" der ve konuşma son bulur. Vehbi Efendi çıkarken; " Bu adam nefsini ıslah etmezse akıbeti fenadır" diyerek saraydan ayrıldı.(5)

Konya'ya dönen Mehmet Vehbi Efendi Ankara'da açılacak olan Millet meclisine katıldı. Konya mebusu Celaleddin Arif Bey'in Erzurum'a gitmesi münasebetiyle 3 ay TBMM'ye başkanlık etti. Çumra ayaklanmasını bastırmak üzere Refet Paşa ile birlikte Konya'ya geldi. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara'ya çağrılarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk Şer'iye ve Evkaf Nazırı oldu.

Sultan Vahdettin'in İngilizlerin himayesinde İstanbul'dan ayrılmasından sonra onu padişahlıktan ve halifelikten azlederek hal'ine dair fetva verdi. Aynı fetva mucibince hilafet makamına da Abdülmecit Efendi getirildi(6)

23 Nisan 1923'te TBMM'de seçimlerin yenilenmesinden sonra aday almayan Mehmet Vehbi Efendi, kendini tamamıyla ilme adadı. 1926'da İzmir Suikastına katıldığı gerekçesiyle İstiklal Mahkemesinde yargılandı. Daha sonra serbest kalan Mehmet Vehbi Efendi, hayatını ilmî çalışmalara adadı.

Sultan Vahdettin'in Hal'i ve Abdülmecit Efendi'nin Halife Seçilmesi

Hadimli Vehbi Efendi'nin Şer'iye Vekâletinde bulunduğu esnada en önemli icraatlarından biri de Sultan Vahdettin'in hal'ine ve Abdülmecit Efendi'nin Halife seçilmesine dair fetva vermesidir. Bilindiği üzere Sultan Vahdettin Lozan Görüşmelerine başladığı sıralarda İngilizlere iltica ederek 17 Kasım 1922'de bir İngiliz zırhlısıyla yurt dışına çıkmıştı. Olay General Harrigton'dan aldığı bir telgrafla öğrenen Mustafa Kemal, gündemi meclise taşımıştı. Mecliste padişahın durumu görüşülmüş hal'ine dair Şer'iye vekili olan Mehmet Vehbi Efendi'den fetva vermesi istenmişti. Mecliste halifelik makamını işgal eden bir şahsın makamını terk ederek düşman gemisiyle yurt dışına çıkması üzerine halifelikten feragat ettiğini, yerinin münhal bulunduğu, bunun için de hal'i vacip olduğun, üzerlerine vacip olanın ise hanedan üyelerinden en ehil ve âlim bulunan bir zatın meclis tarafından intihabının gerektiğini dile getirmişti. Milletvekillerinin fetva istemeleri üzerine şu fetvayı vermiştir:

"Minettevfik

Bu meselede eimme-i Hanefiyeden cevap ne veçhiledir?

İmam-ı Müslimîn olan Zeyd, düşmanın umum Müslimîn aleyhine mucib-i mahv olan tekalif-i şedidesini bilâ- zarure kabul ile Hukuk-u İslam'ın müdafaasındaki aczini izhara, Müslimîn müdafaadan mücahedelerinde düşmana muvaffakla Müslimînin ihtilaf ve inkıtasını mucip harekete fiilen teşebbüs ve harekât-ı ihtilalkâraneye devam ve ısrar ve badehu ecnebi himayesine iltica ederek Makam-ı Hilâfeti terk ve firar ile hilafetten bi'l-fiil feragat etmekle şer'an münhal olur mu?

El-cevap: Allahü alem bi's-sevap olur.

Bu suretle hukuk-u menafi-i İslamiyeyi sıyaneten makam-ı Hilafete layık bir zata erbab-ı hall u akd tarafından biat olunmak vacip olur mu?

El-cevap: Allahü'l alem olur.

Ketebe fakir afa anhü'l Gani. Mehmet Vehbi."(7)

 Eserleri

1)Hülasatü'l- Beyan fi Tefsiri'l- Kur'an: 15 ciltten oluşana bu eser 1911 yılında yazılmaya başlanmış ve 1915 yılında bitirilmiştir. İlk defa 1928 'de eski harflerle basılan bu eser, 1966-1969 yıllarında Latin alfabesinde basılmıştır. Tefsir, geniş halk kitlesi tarafından rağbet görmüş, ilgiyle okunmuştur.

2) El- Akaidü'l- Hayriyefi Tahrir-i Mezhebin Firkati'n-Naciye ve Hüm Ehlü's-Sünne ve'l cemaa ve reddü ala Muhalifihim: Arapça olarak hazırlanan eserde inanç konularıyla ilgili 133 mesele ele alınmıştır. 1919'da tamamlanan eser 1334'te Kahire'de tab' dilmiştir. Müellif tarafından Akad-ı Hayriye Tercümesi, 1340-1343 yılında basılmıştır.(1921, 1924,1925 yıları). Yazma nüshaları Konya Yusuf Ağa Kitaplığındadır.

3) Ahkâm-ı Kur'aniye: 1921,1924 yıllarında eski harflerle, 1941, 1947, 1966 ve 1971 yıllarında Latin alfabesiyle basılmıştır. 482 hükmün yer aldığı eserde konular alfabetik sıraya göre hazırlanmıştır.

4)Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih Muhtasarı Tercümesi: 4 cilt olarak hazırlanmıştır. 1966 ve 1971 yılında İstanbul'da tab' edilmiştir.

5)Siyasi Hatıralarım: Baskısı yapılmamıştır.(Ateşyürek, a.g.m.s.540)

Vefatı:

Soyadı Kanun'undan sonra babası Çelik Hocaya nispetle "Çelik" soyadını alan Mehmet Vehbi Efendi, 27 Kasım 1949 tarihinde vefat etti. Mezarı, Ankara Yolu üzerindeki Musalla Kabristanındadır.

Mezar taşında şu bilgiler yer almaktadır:

Mezar taşının yukarısında:

"Bütün mevcudiyetiyle İslamlığa ve bütün varlığıyla vatana hizmet eden Tefsir-i Kur'an sahibi, Şer'iye vekili, Konya'nın öz evladı Hadimi Hacı Mehmet Çelik'in ruhuna Fatiha.

Doğumu: H.1278 Ölümü: 27-11-1949"

Altta ise;

"Hüvel baki

Eyledi üstad-ı küllî Vehbi Efendi irtihal

Bir eşi gelmez ferd-i asri idi bî-iştibah

Geldi bir hatif esefle söyledi tarihini

Son müfessir Hadimî Vehbi Efendi göçtü ah."(1369)Yadigâr-ı Afyonkarahisârî.

Osmanlının son ve cumhuriyetin ilk devirlerinde yetişen büyük müfessir,  âlim, din ve devlet adamı Mehmet Vehbi Çelik'e ebedi istirahatgâhında Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyoruz.

Kişiliği

Mehmet Vehbi Efendi, vakarlı, sözünden dönmeyen âlim bir din ve devlet adamı idi. Siyasî hayatında hiçbir partiye girmediği gibi fikirlerini açıkça söylemekten çekinmeyen biriydi. Bir ara kabine üyelerinin Halk Partiye üye olma mecburiyeti getirilince Mehmet Vehbi Efendi; " Ben din adamıyım, partici olamam; particilik, fırkacılıktır."diyerek teklifi reddetti. (8)

 Vehbi Çelik, iyi bir teşkilatçı olduğu kadar güçlü bir hatipti de. Bir gün içinde Konya'da 5000 kişiyi miting meydanlarına dökmüştür. 11 Ocak 1920'de Alâeddin Tepesindeki mitingde bir konuşma yapan Vehbi Efendi, Adil bir sulh anlaşması imzalanmasını, İşgal kuvvetlerinin memleketi boşaltmalarını; aksi takdirde silahla mücadele edeceklerini bütün dünyaya ilan edecek kadar da cesur bir insandı.(9)

Mecliste bütün milletvekilleri maaşlarını yükseltilmesi için teklif verirken, o yarıya indirilmesini istemiştir. Yine savaşta vefat eden ve tüm servetini bu uğurda tüketen Türk ve Müslüman nüfusun giderek erimesi ve zayıflaması karşısında gayri Müslimlerin giderek zenginleştiğini, bunun için onlar dan da vergi alınmasını talep etmiştir. (10)

Mehmet Vehbi Efendi, haris bir insan değildi. Tok gözlü, tok sözlü idi. Şer'iye ve Evkaf Velili iken bakanlığın kendisine tahsis ettiği atlı arabaya bir gün bile binmemiştir. Evi ile Meclis binası arasındaki 3 km.lik yolu her gün yaya olarak gidip gelmiştir. (11)

 Caner Arabacı, Son Dönem Osmanlı Medreseleri adlı eserinde, Vehbi Efendi'yi, Konya ayaklanmasında tutuklanan ve İstiklal Mahkemesi tarafından suçlu bulunarak asılan Rıfat Efendi'yi korumamakla itham etmektedir.(12)) Halbuki İstiklal Mahkemesi tarafından Rıfat Efendi ile birlikte yargılan ve idama mahkum edilen azınlıklardan Dr. Markaryan Efendi bu konuda şöyle demektedir: Rıfat Efendi, idam esnasında "Ben bîgünahım, bu işlerden haberim yoktur." demesi üzerine Markaryan Efendi yanında bulunan muhafızlara seslenerek; "İnanmayın işin başında bulunan, bu faciayı idare eden, hepimizin başını belaya sokan kendisidir."demiştir. 9 Teşrini evvel 1336 tarihli Öğüt gazetesi de bu olayı "Mahkûmların Samimi İtirafları" başlığı ile duyurmuştur.(13)

 Görülüyor ki Rıfat Efendi,  "kendisini Vehbi Efendi'den korumasını" isteyecek kadar masum birisi değildir.

Sonuç

Hadimli Mehmet Vehbi Efendi, hem ilmi karakteriyle hem de devlet adamlığıyla Türk milletine, Türk devletine hizmet etmiş ender şahsiyetlerden biridir. Milli Mücadelenin kazanılmasında emeği geçen bu büyük zat layıkıyla incelenmemiş; araştırma konusu yapılmamıştır. Üniversite öğrencilerine mezuniyet veya doktora tezi olarak verilmeli, hakkında konferanslar düzenlenmelidir. Türk milletinin bu fedakâr din adamı, âlimi, vatanseveri, yeni nesil gençlere tanıtılmalı, öğretilmelidir.

Dipnotlar:

1)Yaşar, Hasan, "Çelik, Mehmet Vehbi", Konya Ansiklopedisi, C:2, s.323, Konya büyükşehir belediyesi kültür yay, Temmuz-2011/KONYA

2)Atatürk, Gazi Mustafa Kemal, Yay. haz: Atatürk Araştırma Merkezi, Nutuk, s.114, ATDTKYK Yay., Ankara, 1997/ ANK

3) Atalay, Ahmet,  Milli Mücadele'de Konya Kuva-yı Milliyecileri, s.17,1997/KONYA

4) Atalay, a.g.e., s.18

5) Kutay, Cemal, Milli Mücadele'nin Maneviyat Ordusu, s.1666-167, 177-178

6)Ateşyürek, Remzi, "Mehmet Vehbi Efendi", Diyanet İslam Ansiklopedisi, C:28,s.540, Türkiye Diyanet Vakfı Yay., 2003/ANK)

7) Atalay, a.g.e.s, 45

8) Uz, Mehmet Ali, Konya Âlimleri ve velileri, s.452, Meram Belediyesi Yay, 2013/KONYA

9) Atalay, a.g.e., s.19

10) Ertaylan,Veli, "Hadimli Mehmet Vehbi Çelik, Hayatı ve Eserleri" Hülasatü'l- Beyan'ın giriş yazısı.12, Üçdal Neşriyat,1971/İST

11) Ertaylan, a.g.m.,s.13

12) Arabacı, Caner, Yrd. Doç. Dr, Osmanlı Dönemi Konya Medreseleri (1900-1924), s.526, Konya Ticaret Odası yay.1998/ KONYA

13) Avanas, Ahmet, Yrd. Doç., Milli Mücadelede Konya,s.166, Atatürk araştırma merkezi Yay., 1998/ANK

ANUŞ GÖKCE

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mümin 2019-07-17 12:04:20

Bunların yarısı uydurma ifadeler... padişah böyle demez ve halktaki gücü çok iyi bildiği için de Mustafa Kemal i görevlendirmiş ve bunun belgesi olarak, Mustafa kemal in Anadolu'ya geldikten sonra sultana yazdığı telgraf internette orijinal oalrak bulunmaktadır...