banner5
banner68
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
Yazarın Makaleleri
Eylül…
Bütün muharrirlerin ve ağleb-i şuaranın anlatmayı sevdiği hüzün ayı… Sokakların tebdil kıyafet olduğu, güneşin uğurlandığı, yağmurun karşılandığı, kış gelecek diye hazırlıkların yapıldığı ay… Adı vardır da sanı yazılmakla...
Eylül…
Bütün muharrirlerin ve ağleb-i şuaranın anlatmayı sevdiği hüzün ayı… Sokakların tebdil kıyafet olduğu, güneşin uğurlandığı, yağmurun karşılandığı, kış gelecek diye hazırlıkların yapıldığı ay… Adı vardır da sanı yazılmakla...
HÜMA KUŞUN VEDÂSI
Gözaltlarımda mor çiçeklerle uyandım bu sabah. Bakır ibrikten bir tas su döküp mor çiçekleri suladım. Çocukluğumda, her köşe başında bir taşın alnını süsleyen Ayşemine çiçeklerinin de mor olduğunu hatırladım. Annem çoktan kalkmış,...
RESSAMIN İMLÂSI “NUN GİBİ SUSKUN”
İçindeki karanlığı yutmadan yazamadığım gece, sonu gelmese de daha fazlasını anlatamayacak olduğum hikâye. Ve benden istenmese de karanlık, bu vedayı yazmam için gerekli kılınmış, zorakiliği olmayan bir anlatının vakti olmuştu. Bu çaresizlikle...
RESSAMIN İMLÂSI “GEL ZAMANI”
zoraki söylemek zorunda olan doktor, sırtımı dayadığım karyolanın demirine işaret parmağını koyduğunda ve elinin titremesi metalden enseme kadar geçtiğinde anlamıştım vereceği haberin mühimlikten çok hazinlik taşıdığını. Gözlerimdeki...
RESSAMIN İMLÂSI “ HÂKİ YEŞİLİ”
Daha ilk cümlesinden ezcümlesini yazabilecek olduğum hikâyemin en güzel kısmına, iki heceye dünyaları sığdırmış bir ismi yazmak istiyorum. Vazgeçiyorum.  Aylardır burada olmama rağmen hâlâ renklenmemiş olan odanın duvarları mani...
RESSAMIN İMLÂSI “MÜREKKEBİNE AH BULAŞMIŞ KALEM”
Gözlerimi açar açmaz tam karşımda henüz el değmemiş bir kâğıt gibi renklenmeyi bekleyen duvarı görüyorum. Diğer bütün renklerin kendine özgü oluşunun yanı sıra, beyaz ancak ve ancak başka renklere dönüşmekle yükümlüydü. Ve beyazın...
RESSAMIN İMLÂSI “KAHVERENGİNİN SULTANI”
Karanlığın yatsı vaktinde, günün son borcuna davet okunurken karşı camide, ben başımı gökyüzüne çevirip seyre dalmıştım. Ve güneş ile birlikte sonsuz maviliğe uzanan semanın nasıl uyuduğunu, gözlerini kapattığında adının nasıl...
RESSAMIN İMLÂSI “YÜREĞİN MEMLEKETİ”
Yeminim gündüzlerden çok gecelereydi. Gece ki, en çok şairlereydi çünkü. Bir kez daha ant olsun Kaybettiğime en çok inandığım şu geceye. Kalemimin gölgesinde, Bin yıl misafir edecek kadar sevmiştim seni. Gecenin sabaha yaklaşan yarısında,...
RESSAMIN İMLÂSI “LÂL TAŞI”
Kumru'yu tanıdığım zaman ilk değişen şey dilimin lisanı, sözümün imlâsı, tuvalimde oynaşan renklerin cümbüşüydü. Kumru aşktı. Aşkı tanıdığım zaman bende değişen ilk şey, bendim.  Sırtımda bir kış vakti ayazı gibi...
RESSAMIN İMLÂSI “KUMRU”
Tüm bu hikâyeyi ölüm kokan bir hastanenin bana tahsis edilmiş olan odasında, pencereye yanaştırdığım eski karyolada yazmaya başladım. Sırrımı kâğıt ile kaleme sattığım kadar üzerinde ölümü beklediğim şilteye de anlattım. Anlatmasam,...
RESSAMIN İMLÂSI “EVVEL”
Görevim, çizmekti benim. En evvelden bugüne değin bambaşka isimlerle anılsam da ve yeteneğime düşmüş olan cazibe ile her türlü amaca hizmet etsem de, ressamdım en nihayetinde.  Çizmek için yaratılmıştı ellerim ve bu kuralı ihlal...
YAZMAYA VE ARAMAYA
Yazmanın her vakit söylemekten daha varlıklı olduğu muhakkaktır. Hatta saraylıdır yazmak. Asilzadedir. Bu yüzdendir ki yazma eyleminin naz ettiği her nesneye bile ayrı bir kıymet yüklenir. Kaleme, parşömende, hokkaya, mürekkebe ölçüsüz...
BİR EYLÜL GÜZELLEMESİ
Ömrümden eksilen şu yaz vaktinin sonuna bir gönül serinliği gibi gelen eylüle yazmalıydım bu yazıyı. Böylelikle ilk cümlemin sonuna bir ihtiyaç eki iliştirmeyi eksik etmedim. Zira eylül en sevdiğim mevsimin muştusu, ben geldim deyişi, kapı...
YERLİ YERSİZ DEYİŞLER 
Ben, diğer bütün hasenat gibi bu dünyaya düşmüş bir kimseyim. Ve henüz ismimin evveline bir sıfat bile ekleyemedim. Neticede herkes gibiyim. Kurdun, kuşun dilinden anlamaya çalışırım. Böylelikle bir Süleyman uyur içimde. Kör kuyulardan...
KAHVE KOKUSU
Yaza susamış bir kışın, bütün hasretleri kıskandırırcasına ağladığı bir ikindi vaktiydi. Gün, akşam olmak ile hala aydınlık kalmak arasında cebelleşiyordu ya, bu can çekişin bir faydasının olmayacağını anladığı saatlerdeydi...
ÜÇ NOKTA
İbrahim Şinasi Efendi bundan seneler evvel kelimeler, cümlelerine; cümleler ise hislerine yetmediği için noktalama işaretlerini kullanmıştır ilk kez. Onun bu icadı yazmak fiilini bir hayli zenginleştirmiştir. Artık cümleler, kelimelere olduğu...

banner49

banner52