banner5

Nasıl başlarsam öyle gittiğini ve haftanın sonunu zor getirdiğimi fark ettim, manevi olarak ve pek tabii maddi olarak. “Nasıl başlarsan öyle gider” sözü ne kadar klişe de olsa doğru olduğunu kabul etmek gerek! Haftaya harika bir başlangıç için işte önerilerimiz:

1. Pazartesiye pazardan başlamayın.

Çoğumuz pazartesi günlerinin eziyetini pazar akşamından başlatmak gibi bir yanlışa düşüyoruz. Saat 19.00’ı geçtiği anda “of yarın iş var,” psikolojisine bürünüyoruz. Bunun yerine “sadece iki günüm var ve bunu iyi değerlendirmem lazım” düşüncesi hayat kurtarır! Ancak bunu “sadece iki günüm var, her şeyi yapmalıyım” psikolojisiyle de karıştırmamak gerek. Pazar gününe güzel bir kahvaltı ile başlayın ardından evde işleriniz var ise bunları halledin (çamaşır, bulaşık, yemek… gibi), güzel uzun bir duş alın, hemen giyinmeyin mesela bornozla kanepeye yayılın uzun süredir okumaya fırsat bulamadığınız o kitabı okuyun, iş yoğunluğundan kaçırdığınız dizinizin o haftaki bölümünü izleyin. Şahsi tavsiyem;  Hava kararmadan dışarı çıkın, ufak bir tatlı kaçamağı yapın,  sevdiğiniz bir parkta 10 dakika yürüyün veya arkadaşlarınızla zaman geçirin ama ne yaparsanız yapın sakın bir alışveriş merkezine gitmeyin! Ofis ortamından bunaldıysanız kendinizi benzer bir mekana kapatmanın ne anlamı var, değil mi?

2. Haftanın ilk gününe nasıl başlamalı?

Pazartesi sabahı her zamankinden en az yarım saat önce uyanın, bunun on beş dakikasını yatakta, on beş dakikasını ise mutfakta geçirin. Bu süreyi sizi mutlu eden şeylerle geçirin; dilerseniz evcil hayvanınız ile ilgilenin ya da eşiniz ve çocuklarınızla. Kendinize bir tık fazla özen gösterin, inanın bana evden çıktığınızda ne kadar iyi hissederseniz gününüz o kadar güzel geçiyor! Saçınıza fön çekin mesela ya da makyajınızı kırmızı bir ruj ile patlatın, hani o yeni aldığınız ama dolapta bekleyen elbiseyi giyin. 

Yukarıda önerilenler size haftaya iyi hissederek başlamanız içindi, verimli olmak için ise o gün işe 15 veya 30 dakika erken gidin, size kalmış aslında dilerseniz 5 dakika erken gidin ama erken gidin ve “pazartesi” sizin için masanıza oturduğunuzda başlasın.

3. O hafta yapmanız gerekenlerin bir listesini çıkarın.

Sabah çayınızı veya kahvenizi aldınız, masanıza geri oturdunuz. Alelade bir A4 kâğıda veya bayılarak aldığınız o tatlı not defterini açın. Kağıt kalem insanı olmayanlar da Google Takvimlerini açsın, önemli olan kafanızdakileri yazılı hale getirmek. O günün tarihini yazın, altına sabah radyoda çalıp aklınıza takılan şarkının sözünü yazın mesela, onun altına evin eksikliklerini yazın, aramanız gereken insanları yazın, altına ise o hafta içinde yapmanız gerekenleri önem sırasına göre yazın. Yazdığınız sayfada o hafta gelecek yeni işler veya alacağınız notlar için boş bir alan kalsın. Şahsi tavsiyem ise dikkatinizin dağılmaması veya sonraki hafta yeni gelen işlerin takibini sağlamak için her haftayı tek bir sayfaya sığdırmaya çalışın.

4. Öğle yemeğini hafif geçirin.

Öğle yemeklerini bir salata ya da çorba ile geçirin, yanına ızgara bir tavuk belki. Kızartma veya makarna gibi ağır ve yağlı şeyler yediğiniz öğle yemekleri size öğleden sonra pişmanlığı olarak geri dönecektir.

5. Türk kahvesi – soda ikilisine zaman ayırın.

Genelde öğleden sonrası birçoğumuza daha zor geçer. Yemek sonrası çöken ağırlık ve işlerin yoğunluğu bastırdığında bir de toplantı varsa her şey işkence gibi gelir... Bunun için ya yemekten hemen sonra veya bir saat sonra kendinize güzel köpüklü bir kahve yapın, yanına sade bir soda alın ve kahvenizi yudumlarken sevdiğiniz bir müziği açın veya internetten bakmak istediğiniz şeyler var ise onlara bakın. Kahveniz bittiğinde güne daha taze devam edeceksiniz, inanın bana.

6. Çıkış saatine yakın mide kıpırdanmalarına kulak asmayın.

Saatlerimiz 15.00’i gösterdiğinde etraftan yükselen o “atıştırılacak bir şeyler yok mu,” çağrısına ne kadar zor olursa olsun karşı koyun. Vücudunuza soktuğunuz her zararlı madde ile gelen yorgunluk, bitkinlik hissine kapılmamış olursunuz. 

7. Pazartesi ve çarşamba günleri iş çıkışını kendinize hediye edin.

Pazartesi haftanın ilk günü, çarşamba ise hafta ortası olarak en zor geçen günler. Bu günlerden sağ çıktığımızda kendimizi ödüllendirmemiz gerektiğini düşünüyorum! İzlemek istediğiniz o filmi izleyin, güzel bir kahve ısmarlayın kendinize, deniz kenarında yürüyüş yapın veya spora gidin, belki bir dans kursuna yazılın, neden olmasın? Bir workshopa katılın ya da konsere, tiyatroya gidin. Sizi ne mutlu ediyorsa, ertesi gün işe gitmeyi kolaylaştıracak, sizi motivasyon ve enerjiyle dolduracak bir aktiviteyi tek başınıza yapın. Bu düzeni oturttuğunuzda iş hayatınızda ve hatta özel hayatınızda bile daha az stresli bir insan olacaksınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.