banner5
banner68

Çağımız farklılaşma çağı!

Modern dünyanın belki de , en etkili ölçüsü!Farklı olmak..Keşfin önünü açmak..

"Mor İnek" Kitabında Seth Godin;  "Farklılaşarak işinizi dönüştürün"  yaşamımıza yerleşen Mor rengin dayanılmaz cazibesi, yaşamımızın her alanında gelişmenin de itici gücü oldu..
İşletmecilikte çığır açan bir pazarlama taktiği!

Demokrasinin ağırlıklı yönün, ticarileştiği günümüz dünya düzenin de Demokrasinin de Mor'unu düşünmeden edemedim..

Burada asıl amaç, insanların ihtiyaçlarının karşılanmasından çok, insan nefsinin şımartılarak ; nefsin her isteğinin  ihtiyaç gibi sunulmasıdır..

Nefsin  sonsuz isteğini mümkün olduğunca, özgürleştirerek, tahrik ederek nefsi; piyasanın talep eden  kısmını kuvvetlendirmek..

Tüketim toplumunun alt yapısını kurmak..

Sonra da modern toplumu kişi başına tüketimle değerlendirip, tüketeni gelişmiş, tüketmeyeni  geri kalmış sınıfına sokup, toplumu tamamen tüketime özendirmek..

Bu arada doğal olarak nefsi taşıyan insanı, bu isteği karşılamak için imkanlarını artırmak için mümkün olduğunca gayrete getirmek, isteklerine ulaşmadığı zamanda insanlara, borçlanma imkanları ile yardımcı olmak !!!!!!!!!!!!

Sonuç  imkanlarla ,istekler arasında sıkışan koca bir insanlık karşımıza çıkıyor!

Gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler modern yönetim şekli demokrasiye sahip olmak, bir üst sınıfa çıkmak için çoğu zaman çok ağır bedeller de ödeyerek , kendi devletlerini de gelişme yoluna koymak gayreti ile, var güçleri ile çalışıyor..

En gelişmiş ülkelere bakıyoruz, büyük oranda demokrasi ile yönetiliyor.. İngiltere, Hollanda, Belçika, İspanya gibi devlet başkanlığını krallık temsil etse de, hepsinde yasama ve yürütmek seçimle oluyor..

En gelişmiş ve sistemli olanı da Amerika Birleşik Devletleri..  Özellikle Amerika'ya giden, orada okuyan, orada çalışmış olan , gitmese de okudukları ile sempati duyan herkesin yere göğe sığdıramadığı bir sistem..

Hatta bu devletleri sistemlerini, doğruların temeli olarak kabul edip; kendi ülkelerindekiolayları değerlendiren birçok gazeteci, Akademisyen ve yazarı  medyadan, kitaplarından izliyoruz..

Şimdilerde  başkanlık, anayasa konusunda tartışmaların yoğun olduğu zamanda; gerçek sorunumuzun ne olduğunu tam teşhis etmeden, analiz etmeden onlara uyup uymadığına bakarak doğrumuzu bulmaya çalışıyoruz..

Tabir caizse; Amerikan bedenini tahlil edip, Türk bedenine ilaç yazıyoruz...

Şimdi yaklaşan Amerika seçimlerine bakıyorum da;  Koca Amerika, dünyanın en gelişmiş sistemi;  Seçime giderken sanki bir kuklacının  elinde ; bir Bayan Clinton, bir Trump  öne geçiyor! Sanki birileri ayar yapıyor..

Mor demokrasi derken; aslında  sıra dışı bakış açıları olan, insanlık adına; demokrasi götürmek amacıyla işgalci olmayan bir demokrasi kast etmek isterdim ;

Mesela, savaşı başlatan Amerika'dan savaşı durduran Amerika olsaydı çok sıra dışı olurdu.. göçlerin durduran, her devletin kendi içinde gelişmesinin önünü açan, tabii ki kaynakalarını elinden almadan,Zira Amerika'yı insanlığı baş köşeye koymuş olarak görmek, eminim yalnız beni değil sizleri de şaşırtırdı..

Oysa Amerikan seçimleri kirli çamaşırları ortaya dökme yarışına dönmüş durumda!.Sanki bu ülkede ,hiç kimsenin Amerika'daki ya da dünyadaki insanlıkla ilgisi yok!

Ama bu arada, modern öldürücü, silahlar gelişiyor,orta doğuda göçler devam ediyor, insanlar ölmeye devam ediyor. Üstelik, terör örgütleri ile işbirliği hiç bu kadar açığa çıkmamıştı, hiç bu kadar net bir darbe destekçisi olarak yakalanmamıştı!

Yere göğe sığmayan bu modern, gelişmiş devlet sisteminin, kendi devletinde obeziteyi hortlatmaktan başka bir kabiliyeti sanki yok.. O da kendi bastığı kağıtla(dolar) başka devletlerin değerli kaynaklarını satın alarak, o devletlerin döviz rezervlerine girince, değerli kağıt haline gelmese kendi insanı da mutlu olmayacak..

Üstelik seçime katılım oranları demokratik ülkeler sıralamasında alt sıralarda.. Çok da demokrasiye sahip çıkan bir halk da değil!

Hatta bazen düşünüyorum, gerçekten dünyada gelişen olaylarda Amerikan halkı özgür düşünüyor mu diye?

Mesela en çok merak ettiğim; Amerikan halkı, Irak'ta Nükleer silah var diye müdahale edip, sonra yanlış istihbarat varmış yanılmışız derken hiç, sorumluluk hissetti mi?

Yoksa Irak'a demokrasi mi götürdüğüne inanıyorlar?
Milyonlarca insan yerlerinden, oldu, milyonlarca insan bu müdahaleden sonra öldü, hala da devam ediyor; Bu konularda hangi demokratik sonucu doğuruyorlar, çok merak ediyorum?

Ya da her seçimden önce bir yere bir sebep oluşturup müdahale ederken,  acaba hangi duyguları seçimde karar vermelerini etkiliyor?

Nasıl bir algı ile gözleri boyanıyor, demokrasileri morlaşıyor?

Şimdi düşünüyorum da Amerika görmüş okumuşlarımız; böyle bir ülkenin sistemini neden,  öve  öve bitiremiyor? Onların  da algı operasyonu ile  gözleri mor mu görmeye başladı?

Amerikan seçimlerinin demokratik olma özelliğinden şüphelendiğim bir konu; Mesela Zenci bir başkanın geleceği, yıllar önceden işlenmişti..

Bayan Başkan da filmlerde işlenen konu, bu seçim, Clinton olacak galiba..
Diyorlar ki sonraki başkan da İspanik(Latin Amerika) kökenli olacak..
Amerikan dünyası  Hollywood ile sadece dünya halklarının algısını , bilinçaltını yönetmiyor, kendi insanın da bilinç altını kontrol  ediyor..

Daha doğrusu algı yönetimi sistemini dünya yaşamına  yerleştiren  Amerikan savunma sistemi , artık Algı yönetimini;  dünya yaşamının geleceğinin kurgulanmasında önemli bir silah olarak kullanıyor..

Subliminal mesajlarla toplumların bilinç altlarını ilmek ilmek işleyerek , uzun zaman sonra oluşturacakları  algının alt yapısını hazırlıyorlar..

Peki böyle bir algı yönetimi varsa, demokrasi bir rol mü?Ambalaj mı?

Bu demokrasi; dünya insanı için hiç mi güzel bir şey üretmez?

Bu sistem;'' uygulamaya koyduğum algıdaki gibi ol'' diyor..

Oysa bizim ölçümüz;

Mevlana hazretlerinin dediği gibi ;

Ya olduğun gibi görün , ya da göründüğün gibi ol..

Bunun anlamı açık seçik adam ol .. Gizlenmeden, saklanmadan, rol yapmadan!..

Biz eğer kendi sorunumuzu, iyi analiz eder, doğru teşhisler koyarsak, sahip olduğumuz değerler bize, dünyanın en insancıl demokrasisini kurma imkanını verecektir..

En sıra dışı olanını..Mor demokrasiyi biz getirebiliriz.. Nefsimiz azdırmadan, kontrol ederek!..
Yoksa örnek aldığımız demokrasiler, insanlığı nefsin kölesi yapmaktan öte bir şey yapmamışlar..

Yapılan da asıl amaçlarını gizleyen rol yapmaktan öte geçemeyen bir yaşam tarzı üretmişlerdir..

Üstelik algı mekanizması ile Mor'a boyayarak...

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner50