banner5

Bir hafta önce İdlip’te 34 Mehmetçiğimizin şehit edilmesi olayı yeni bir başlangıcın dönüm noktası oldu.

Rusya ve İran destekli zalim Esed yönetimi, yıllardır kendi halkına yaptığı zulümden sonra bu defa, yanlış bir tercihle Türkiye’yi hedef aldı.

Zalim Esed arkasına Rusya’yı alınca zannetti ki Türkiye kendine cevap veremez.

Zannetti ki Türkiye, Rusya’dan çekinir ve her şeyi sineye çekmek zorunda kalır.

Zannetti ki Türk askerine saldırırsa, Türkiye geri adım atar ve Suriye’den çıkıp gider.

Ama hesaba katmadığı bir şey vardı. O da Türk’ün yıldırılamayacağı, Türk’ün korkutulamayacağı ve karşısında kim olursa olsun Türk’ün zulmü sineye çekmeyeceğiydi.

Müslüman Türk’ün dostlarına güven veren, sabreden ama sabrı taştığı zaman da düşmanına dünyayı dar eden yapısını ya bilmiyordu ya da unutmuştu.

Müslüman Türk’ün “ya şehadet ya zafer” inancını hesap edememişti.

Müslüman Türk’ün zalimlerin karşısında, mazlumların yanında olan, şanlı tarihinden gelen anlayışını, Nusayri kafası almamıştı.

Müslüman Türk’ün vatan uğruna, bayrak uğruna seve seve ölüme gideceğini, şehadeti en büyük ödül kabul edeceğini, Türk milletinin sadece “Vatan sağolsun” anlayışıyla evlatlarını gülerek cepheye göndereceğini hiç düşünememişti.

Türkiye, bu elim olayın hemen ardından başlattığı Bahar Kalkanı harekâtına kararlılıkla devam ediyor. Bu harekâtla Esed’e büyük darbe vurulmuş, topları, tankları, uçakları, silah depoları ve askerleri yerle bir edilmiştir, edilmeye devam edilmekte, Suriye Esed’e dar edilmektedir.

Zalim Esed’in sonu, Türkiye eliyle gelecektir ve bu son yakındır. Artık Türkiye’nin sabrı taşmıştır ve mazlumların beklediği adımı atmıştır.

Bu kararlı ve başarılı adım sadece Esed’i değil, destekçilerini de şaşkına uğratmış, Rusya bu kararlı adım karşısında, “ben yapmadım” demek zorunda kalmıştır. 

Suriye’de ne işimiz var diyen cahil mi hain mi ne olduğu belli olmayan kafalar var.

Şehitler tepesi boş kalmalı diyerek, vatan için şehadete yürüyen iman anlayışını kabul etmeyen beyinsizler ve inançsızlar var. 

Bu kafalar Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında ve tarihimizin her döneminde Vatan için verilen yüzbinlerce şehidimizin ne için hangi amaçla şehadete yürüdüğünü bilmiyorlar demek ki…        

Herkes şunu bilmeli ki Hatay’ımızın yani ülkemizin güveni ve huzuru, İdlip’in güven ve huzurundan geçer. Türkiye’nin huzura kavuşması sınırımızın öte yakasında olan İdlip’in huzura kavuşmasına bağlıdır.

Daha düne kadar bizim olan topraklarımıza ABD girecek, Rusya girecek, İran girecek ama 911 km. lik sınırımız olan yere biz girmeyeceğiz, komşumuzdaki büyük yangını seyretmekle yetineceğiz. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?

İyi ki tam zamanında Fırat Kalkanı, Zeytin dalı ve Barış planı operasyonları yapılmış da Suriye'ye girmişiz.

Bu operasyonlar yapılmamış olsaydı, Suriye'deki bütün terör grupları sınırımıza dayanacaklar ve bugün İdlip'te olan çatışmalar Hatay'da olacaktı, topraklarımızda yaşanacaktı.

Suriye’deki terör grupları silahlarla boşuna donatılmadı. ABD, on binlerce TIR silahı PYD’ye boşuna göndermedi. Bu yapılanların tek amacı Türkiye’yi de bölüp parçalamaktı.

İşte yaptığımız o operasyonlarla Türkiye düşmanlarının planlarını bozmuş, ülkemiz aleyhine kurulan bütün hesapları alt üst etmiştik.

Şehitlerimiz var. Elbette üzülüyoruz ama Vatanı savunmak şehitsiz olur mu? Tarihimize bakın. Hangi dönemde din için, vatan için yaptığımız mücadelelerimizde şehidimiz olmadı? 

Şehitlerin ölmediğini, onların cennete uçtuğunu bilmemiz o inanca sıkı sıkıya bağlı kalmamız gerekmektedir.

Şunu da bilmeliyiz ki bu olaylarda asıl hedef Türkiye’dir.

Milli Görüş lideri merhum Necmeddin Erbakan hocamız, 2003 yılında ne demişti hatırlayalım:

“Yahudi lobisinin etkisinde olan Haçlı-Siyonist ittifakı, Arz-ı Mev'udu İsrail'e katma Planı çerçevesinde Suriye'nin derhal işgal edilmesini istiyor. Siz meseleyi sadece Suriye mi sanıyorsunuz? Suriye'yi istemelerinin tek bir nedeni vardır. O da Türkiye'yi işgal etmek için zemin hazırlamaktır. Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye'dir. Bu söylediklerimi bir gün anlayacaksınız."

Bugün gelinen noktada 17 yıl önce söylenen bu sözlerin değeri daha iyi anlaşılıyor. Zira bugün Cumhurbaşkanımız da asıl hedefin Türkiye olduğunu söylüyor.

Görüyoruz ki iş çok ciddi. Bu zor günlerin içinden ancak birlik ve beraberlik halinde çıkabiliriz.

Cehalet ve ihanet içinde olanlara itibar etmeden, birlik ve beraberlik içinde devletimizin ve ordumuzun yanında kale gibi durmalıyız.

Türkiye’miz üzerinde oynanan oyunlar, yapılan planlar, girilen hesaplar ancak birlik, beraberlik içinde hareket ederek bozulabilir.

Milletimizin çok büyük çoğunluğunun bu anlayışta olduğu, devletinin ve ordusunun yanında olduğu, gerekirse seve seve cepheye gitme sevdasında olduğu, gidemeyenlerin de gözyaşları içinde dualarıyla destek verdiği muhakkaktır. 

Şunu kesin olarak bilmek gerekir ki Allah korusun Türkiye’mize de bir şey olursa, mazlumların sığınacağı, Allah’ın dininin özgürce yaşanacağı hiçbir yer kalmayacak.

Peygamber Efendimiz, Bedir’de şöyle dua ediyordu: “Ey Allah’ım! Bana olan vaadini ihsan eyle. Allah’ım! Bana zafer nasip eyle. Ey Allah’ım! Eğer ehl-i İslâm’ın bu topluluğunu helak edersen, artık yeryüzünde Sana ibadet edecek kimse kalmayacak.”

Biz de şöyle dua ediyoruz: “Ey Allah’ım! İnananlara olan vaadini ihsan eyle. Allah’ım! Bize zaferler nasip eyle. Ey Allah’ım! Eğer İslâm’ın son kalesi olan Türkiye’miz de, İslâm düşmanlarının eline düşerse; mazlumların sığınacağı, yeryüzünde Senin Dinini yüceltecek, Senin Dinin için cihad edecek hiç kimse, hiçbir ülke kalmayacak.”

Rabbim, İslam'ın son kalesi olan Türkiye'mize yardım etsin. Zalim ve hainleri kahreylesin. Şehitlerimize rahmet etsin. Mekânlarını cennet eylesin. Vatan sevgisinin imandan kaynaklandığı unutulmamalıdır. Sağlıklı ve mutlu yarınlar efendim.    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.