banner5

Hafta sonunda iki günlüğüne TYB Konya Şubesi tarafından düzenlenen “Yazılacak Çok Şeyimiz Var” etkinliği çerçevesinde Muğla'da idik. Seçkin bir yazar topluluğu ile gerçekleşen bu seyahatimiz esnasında hoşgörünün insanlar arasındaki yakınlaşmada ne kadar etkili olduğunu görme imkanına da sahip oldum. Seyahatimiz boyunca hemen hemen 40 kişiden oluşan kafilede bırakın yüksek sesle tartışmayı en ufak bir mırıltı dahi duymadık.

Bunda en büyük etkenin kafilede bulunan herkesin hiçbir ayrım gözetmeden herkesle diyalog içerisinde bulunması olduğunu düşünüyorum. Tevazu ve alçakgönüllülükle karşıya yaklaşımın problemlerin çözümünü ne kadar kolaylaştırdığını; hatta bir problem çıkmasına dahi mahal vermediğini gördüm. Temennim şu anda çok ciddi bir süreçten geçen ülkemiz insanının ve ülkeyi idare edenlerin de aynı şekilde tevazu ve alçakgönüllülük içerisinde bir birlerine kulak vermeleri ve problemi daha fazla büyümeden çözüme götürmeleri!

Bizi Muğla'da Basın İlan Müdürü ve aynı zamanda TYB Konya Şube Başkanı olan Mehmet Ali Köseoğlu, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Celaleddin Ekinci karşıladı. Akşehirli olan Celaleddin Bey, Konya'da az görülen ama çoğalmasını arzu ettiğimiz ismi kendisine miras bırakan Mevlana Celaleddin Rumi'nin torunu olduğunu sahip olduğu tevazuu ve hoşgörüsü ile bizlere gösterdi. Aslen Kayserili olan fakat hayatının büyük bölümünü Konya'da geçiren Mehmet Ali Köseoğlu'na Yazma Eserler Kütüphanesi Bölge Müdürü Bekir Şahin tarafından “Konevi” nisbesi verildi. 

***

Muğla deyince benim aklıma bu bölgede hüküm sürmüş ve bölgeyi Türkleştirmiş Menteşe Beyliği geliyor. Gezi boyunca aklımın bir köşesinde sürekli bu bilgiyi sakladım ve bölgenin özelliğini incelerken bu döneme göre anlamaya çalıştım.

Menteşe Eli, Ege sahillerinde yer alan bir bölgemiz. Merkez Muğla ismi ile anılmakta olup Bodrum, Köyceğiz, Milas, Yatağan, Dalaman, Seydikemer, Fethiye, Marmaris, Ortaca, Ula ve Kavaklıdere ilçelerinden oluşuyor. Bizim ilk durağımız Köyceğiz oldu. Sabah kahvaltısından sonra Göcek'de bir tekne turu yaptık. Burada bulunan Kral Mezarlarını yakından görme imkânı bulduk. Kayalara oyulmuş muhteşem bir görüntüye sahip olan bu mezarlar bana Türkmen Kocası Yunus'un “Malda yalan mülk de yalan var birazda sen oyalan” sözünü hatırlattı. O muhteşem eserlerin sahipleri bu gün yaptıklarının hesabını verecekleri âlemde bulunuyorlar, bizlere ise bundan ders çıkarmak kalıyor!

Öğleden sonra Akyaka'ya geçtik. Burada bulunan AZMAK DERESİ doğal bir akvaryum görevi görüyor. Kiraladığımız bir tekne ile bu derede bir yolculuk yaptık. Su o kadar temiz ve sığ ki suyun dibindeki yosunları, bitki örtüsünü ve yüzen balıkları net bir şekilde görebiliyorsunuz. Menteşe Eli gezimizin ikinci gününde Bodrum'da idik! Burada ilk durağımız Bodrum Kalesi oldu. 

Bodrum Kalesi 1522 yılında Rodos Adasının fethi sonrası Türk topraklarına katılmıştır. Ancak bu katılma ilk değil ama sondur. Bu tarihten sonra Bodrum ebediyen Türk olmuştur. Daha önce de Selçuklu ve Menteşe Beyliği sınırları içerisinde yer alan Bodrum, Timur'un İzmir'i alıp yakıp yıkmasından sonra Osmanlı Sultanı I. Mehmet tarafından Şövalyelere verilmiştir. 

Yüz yılda Papanın mali ve manevi desteği ile inşa edilen kale Rodos'un düşmesi ile direnmeden teslim olmuştur.

İkinci gün ikindi vaktinin girmesinden sonra Menteşe Elinin merkezi Muğla'ya hareket ettik. Burada eski Muğla'nın korunduğuna ve bugüne taşındığına şahit olduk. Hayatlı evler, çift kanatlı hayat kapıları, kapılarda bulunan büyük ve küçük tokmaklar bizi eskiye götürdü. Hani gelen erkekse büyük tokmağı çalar hanımsa küçük tokmağı çalarmış ya! İşte o günlere gittik ve Konya'da eskinin korunamamış olmasından dolayı bir kez daha hayıflandık.

Şehrin sakinleri kendi kültürlerine sahip çıktığı sürece kimse şehrin dokusuna zarar veremezmiş; bunu  bir kez daha gördük. Aynı sahiplenmeye daha önce de Tire, Tokat, Şirince, Göynük, Mudurnu, Birgi gibi yerlerimizde tanık olmuştuk.

Muğla gezimizden sonra Öğretmen Evinde bir çay molası verdik. Burada bize ev sahipliği yapan Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Celaleddin Ekinci ve Basın İlan Müdürü Mehmet Ali Köseoğlu'na veda ederek Konya'ya dönüş yoluna çıktık.

İki gün süren yolculuğumuzda ekibimizde Konya Bölge Yazma Eserler Müdürü Bekir Şahin, Basın Yayın Enformasyon İl Müdürü Cemil Paslı, Hadim Müftüsü Ahmet Demirel, NEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ali Fuat Baysal, Doç. Dr. Abdullah Harmancı, Yrd. Doç. Dr. Muammer Ulutürk, Mahalle Mektebi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ulvi Kubilay Dündar, Zeki Oğuz, Hüzeyme Yeşim Koçak, Melahat Ürkmez, Ümit Savaş, Salih Sedat Ersöz, İsmail Detseli, Ömer Lütfi Ersöz, Lütfi Ayhan, Hakan Bahçeci, Yenigün Gazetesi Kültür- Sanat Sayfası Editörü Anuş Gökce, Osman Bozdemir, Atilla Yaramış, Bedir Köseoğlu, Abdülkadir Yurtseven, Süleyman Mücahit İyiyolbulan, Fikret Küçükmumcu yer aldı. Böylesine kaliteli ve kültürlü insanlarla bir arada bulunmak geziye ayrı bir lezzet verdi. 

Gezi boyunca bize ev sahipliği yapan Celaleddin Ekinci ve Mehmet Ali Köseoğlu'na, Organizatör Ümit Savaş Taşkesen'e ve gezide yer alıp bilgilerini bizimle paylaşma inceliği gösteren Konyalı yazar ve kültür insanlarına teşekkür ediyorum.

 

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.