banner5

SADAKA

Sadaka, Allahü Teâla'nın rızasına kavuşmayı niyet ederek ve kendilerinden karşılık beklemeksizin muhtaç olanlara,

SADAKA

Sadaka, Allahü Teâla'nın rızasına kavuşmayı niyet ederek ve kendilerinden karşılık beklemeksizin muhtaç olanlara,

23 Haziran 2015 Salı 09:54
SADAKA

Sadaka, Allahü Teâla'nın rızasına kavuşmayı niyet ederek ve kendilerinden karşılık beklemeksizin muhtaç olanlara, fakirlere hibe edilen mal, para ve her türlü iyilikte bulunma.

Fıhki bir terim olarak sadakaya zekât da denilmektedir. Zekâta, müminlerin Allah'ın emirlerine uymadaki sadakatlerini gösterdikleri için sadaka denilmiştir. Çoğulu sadakâttir. Sadaka kavramında üç temel özelliğin bulunması gerekir: İhtiyaç, mülkiyetin nakli ve temlikin Allah için olması.

Allahü Teâlâ, "Ey iman edenler! Sadakalarınızı; insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayınız." buyurmaktadır. (Bakara, 264.Ayet)

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa  (SAV) Efendimiz sadaka hakkında şöyle buyurmaktadır:

" Akrabaya sadaka vermek, ecir bakımından iki kattır."

"Yediğin şey sadakadır. Zevcene yedirdiğin şey senin için bir sadakadır. Hizmetçine yedirdiğin şey senin için sadakadır. Her iyilik sadakadır."

" Hoş söz bir sadakadır."

Sadaka yükümlünün durumuna göre farz, vacip veya nafile hükmünde olur. Sadakanın farz olan kısmı zekattan ibaret olup; tarım ürünlerinin zekatı olan öşrü; hayvanların, ticâret mallarının, altın, gümüş ve diğer nakit paraların zekatı ile define ve madenlerin zekatını içine alır. Zekât verileceği yerleri belirleyen ayetteki "sadakât" çoğul olarak bütün çeşitleri kapsar. Ayet-i Kerime'de Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Zekâtlar; ancak yoksulların, miskinlerin, zekât tahsili işinde çalışanların, kalpleri İslam'a ısındırmak istenenlerin, kölelerin, borçluların, Allah yolunda cihad edenlerin ve yolcuların hakkıdır. Bu, Allah tarafından farz kılınmıştır.(Tevbe-60.ayet)

Fıtır sadakası ise vacip hükmünde olan bir sadakadır. Bu, Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarının dışında en az nisâp miktarı bir mala sahip olan her Müslüman'ın yoksullara vermesi gereken bir sadakadır.

Farz olan zekatla vacip olan fitre, miktarları belirli bulunan sadakalardır. Birincisinde nisâba malik olduktan sonra bir yıl geçmesi; ikincisinde ise sadece nisâba malik olmak şarttır. Bunların dışında sıkıntı ve zaruret içinde bulunan Müslüman'a ihtiyacını giderecek ölçüde yardım etmeyi bildiren bir sadaka daha vardır ki; bunun miktarı sıkıntıyı giderecek ölçüye göre ortaya çıkar. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyi olmak demek değildir. Fakat iyi olan Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, malını sevmesine rağmen hısımlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve köle azadına veren, namaz kılan ve zekat verendir."(Bakara/177)

Sadaka, geniş anlamıyla nafile olarak yapılan hayır ve hasenatı, insanlara ve hayvanlara yapılan iyilik, lutuf ve ihsanları, hatta insanların gönüllerini hoş eden güzel söz ve davranışları içine alır. Sadaka-i cariye, vakfedilmiş sadaka ve diğer hayır ve hasenat bu niteliktedir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.