banner5
banner68

İnsan daima bu yaratılışta kendi acziyetini idrak halinde olacak. Hazreti Adem aleyhisselam insanlığın, insanın atası, Cennet’te yaratıldı. Bütün nimetler vardı. Ya Rabbi, bir eş! dedi. Adem aleyhisselam’ın bünyesinden Hazreti Havva yaratıldı. Adem aleyhisselam o sırada uyumakta idi. Uyanıp yanında bir filiz gibi Havva’yı görünce, kalbi ona aktı, elini uzattı. Melekler o esnada: Ya Adem dokunma ona, henüz nikahınız kıyılmadı. dedi. Bundan sonra Hazreti Adem ile Hazreti Havva’nın nikahları kıyıldı. Mihrin şartı olarak üç kere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e salevatı şerife getirildi. Böylece ilk nikah, bu şekilde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin salevatı ile feyiz ve ruhaniyet kazandı. Yani Cennet’te başlayan aile hayatı, Allah’ın kurduğu bir izdivaç kanunu altında biz Ademoğullarına intikal etmiş, İslam dini ile ebedileşmiştir. Okunan ayeti kerimede, Nur Suresi’nde ilk başta, izdivaç Allah’ın emri, Rabbimiz şöyle buyuruyor: Aranızdaki bekarları, kölelerinizden, cariyelerinizden elverişli olanları (yani evlenme kıvamına gelenleri) evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lutfu ile onları zenginleştirir. Allah lutfu geniş olan ve (her şeyi) bilendir. (en Nur, 32)

Burada mühim bir teşvik var. Rasulullah Efendimiz bu içtimai ibadetin kıymetini ifade sadedinde şöyle buyurmuştur: En faziletli şefaat yani teşvik edilen amellerden biri, evlilik hususunda iki kişiye aracı ve yardımcı olabilmektir. (İbni Mace, Nikah, 49) Muhyiddini Arabi Hazretleri de buyuruyor ki: En üstün sadakayı cariye, evliliğe vesile olmaktır. Zira onların neslinden gelen kimsenin yaptıkları her hayırda, onlara vesile olduğu için aynı ecri alır buyuruyor. Fakat bu hayırlı işte vesile olurken de dikkat edilecek en büyük husus, küfüv yani iki tarafın birbirine maddi ve manevi her bakımdan bir denk olması. Bu da çok mühim. Hatta Hazreti Mevlana bu hususta buyuruyor ki: Zevc ve zevcenin birbirine benzemesi gerekir. Ayakkabı çiftlerine bir bak. Ayakkabının biri ayana dar gelirse ikincisi işe yaramaz. Kendini giymeye zorlarsan kendisini topal eder. Milletler aile yapılarının sağlamlığıyla büyür. Aile çürürse toplum da hayatını kaybeder.

Eski ailelerde daima nezakete, zarafete bakılırdı, dikkat edilirdi ve toplumda boşanma diye bir şey de hemen hemen yoktu, enderi nadirattandı. Ve bugünkü durumu görüyoruz maalesef. Bugün maalesef aile hayatında büyük bir çöküntü var. Boşanmalar artıyor. Demek ki buradaki bir manevi hayatta noksanlığını görüyoruz. Erkek ve hanım, birbirini tamamlayan boyutları. İki tarafın hak ve hukuklarını iyi muhafaza etmesi zaruridir. İlahi talimat dışına çıkınca, yuvalar zedelenir. İslam, insan ömrünü ve hayatını en güzel şekilde tanzim etmiştir. İslam, insanın hayat haritasıdır. Bütün mahlukat, bir nesil yetiştirmek üzere tanzim edilmiştir. Bütün mahlukata baktığımız zaman; civarımızda kedi, köpek vesaire, hepsi bir nesil yetiştirme endişesi içindedir. Bir müminin de asli vazifesi, Cenabı Hakk’a kul olacak örnek bir nesil yetiştirmektir. Arkasında mal mirasından ziyade, en güzel miras, arkasında bir insan mirası bırakabilmek. Yani bir İslâm şahsiyet ve karakterini taşıyacak bir evlâtlar bırakabilmek. En büyük servet, en büyük zenginlik ise Cenabı Hakk’a kul olabilmektir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize Miraç’ta Cenabı Hak; Ey Rasulüm, Sen’i neyle şereflendireyim? diye sordu. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: Ya Rabbi, Beni Sana kul olmak nisbetiyle, Sana kul olmak şerefiyle beni şereflendir buyurdu. Yavrularımıza bırakacağımız en büyük miras, ahiret mirasıdır. İslam’ın karakter ve şahsiyetini miras bırakabilmektir. Calibi dikkat bir hadisi şerif vardır. Tabi bu hadisi şerif İbni Ömer’e ama, Hazreti Ömer’in oğlu, fakat hepimize raci. Efendimiz buyurdu ki Abdullah bin Ömer’e: Ey Ömer’in oğlu Abdullah! Dinine dikkat et, dinin senin etin ve kanındır. (Yani dinin senin her şeyindir.) Dinini kimden aldığına da dikkat et. Dinini istikamet üzere olan alimlerden öğren. Sakın, sakın istikametten sapmış olanlardan öğrenme. (Hatib el Bağdadi, el Kifaye fi İlmir Rivaye, s. 121) Bunun da tesirini zamanımızda görmüş olduk. Velhasıl bu dünya bir mektebi alem olarak halk edildi. İnsanın bütün ihtiyacına göre halk edildi. Zerreden küreye her şey, Cenabı Hakk’ın ilahi azamet ve kudret akışları, ilahi nakışlarla dolu. Bu dünya, bu cihan, insan ve cin aleminin imtihan mekanı Kainat, umumi bir dershane; ibret, hikmet, sır ve kudret akışlarıyla dolu. İnsanın evlilik hayatı da ayrı bir kudret sergisi. Bu da çok mühim. Evlilik nefsani arzulara ruhaniyet kazandırır. Nefsani arzuları idealize eder. Ruhani bir evlilik, dünyadaki bir Cennet hayatı, buyrulmaktadır. Evlilik nefsani arzuları ruhanileştirme istikametindedir. Evlilik, nikah ve düğünle başlar. Nikah, Allah adına tarafeynin akitleşmesidir. Nikah, nefsani arzuları tesirsiz hale getirmektir. Düğünler, nikah akdinin ilan edilmesi ve aile yuvası kurmanın sevinç ve memnuniyeti içinde, bu sevincin toplumla paylaşılmasıdır. Yani yeni bir dünya evine adım atmaktır. Bu sebeple Cenabı Hakk’ın rahmetini celb edecek şekilde icra edilmelidir. Zira sıhhati de ihsan edecek, huzuru da ihsan edecek, Cenabı Hak’tır. Nikah ve düğün, birbirini tamamlayan unsurlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner50