Katholik dünyasının manevi başkenti olan Vatikan’da Sanki Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabının içerisinde bulabilirsiniz
Pazar günü 7 ülkeden 25 öğretmen ile Vatikan Müzesinin yanındaki kuyrukta başlayan buluşmamızın ardından kuyruk acısını dindirmek için Müzenin iç bölümlerini, harikulade görkemli heykelleri, tavan süslemelerini, Mikelanjelo(Michelangelo) ,Rafuel (Raphael) gibi ünlü ressamların metrelerce yükseklikteki resimlerini temaşa ederek Sistine Şapeli’ni gezdik. Derken kiralık aracımızdaki bavul krizi belirdi aniden. Bir yandan aracı teslim etmemiz gerekirken bir yandan da bavulları nereye koyacağımız sorusu bizi endişelendirmeye başladı. İtalya’nın ev sahibi öğretmenleri ile yaklaşık 20 dakikada yaptığımız görüşme ve mülakatların sonucunda iki bayan arkadaşımızı grup ile bırakarak grup ile bağlantıyı koparmamaya karar verdik. İbrahim Hoca ile ben ise bavulları otele götürmeye, sonrasında da aracı teslim edip guruba katılmayı amaçlayarak guruptan ayrıldık. Biraz fazla mı basit düşünmüştük. Karmaşık olaylar o andan itibaren birbirini takip etti.
O gün Vatikan’ın önü çok kalabalıktı. Herkesin eline posterler, pankartlar ve bayraklar kurtuluş gününü kutluyordu. Yol arkadaşım İbrahim ile önce bavulları tekrar otele bıraktık ardından arabanın boşalan deposuna yakıt almak gerekiyordu. Bu işlemi Termini istasyonunu yakınlarında alırız diyerek erteledik. Atalarımızın “Bugünün işini yarına bırakma!” atasözünü göz ardı ettiğimizden olacak ki İstasyonun yakınlarında benzinci bulamadık. Arabayı da teslim edememiştik. Oradan çıkıp da başka bir istasyon bulduğumuzda saat 11.00’ı çoktan geçmişti. Bu arada İbrahim de cüzdanını kaybettiğini fark etmişti.
Biz bu telaşeyi yaşarken Nihan ve Gamze hocalar gurupla birlikte filmlerden de tanıdığımız gladtyatörlerin dövüştüğü, Romanın gösteri ve şov arenası olan Colesseum’u, İspanyol Merdivenlerini ve Pizza de Venezia (Venezia Meydanı)nı gezmişler ve sürekli hareket halinde Roma’nın önemli mekânlarını geziyorlardı.
Cüzdan arayışlarımız bizi Roma Emniyet Müdürlüğü’ne kadar götürdü. Orada verdiğimiz ifade de yanımıza kar kaldı. Oradan da apar topar ayrılarak Fiumicino Hava Alanına arabayı teslim etmeye gittik. Heyecan dolu dakikalar yaşıyorduk. Sanki Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabının içindeydik. Yanlış yollardan geç de olsa saparak, her durduğumuz ışıkta yanımızdakine sorarak, bazen yolları kapatarak, bazen akan trafiği durdurarak, bazen de adres sorduğumuz arabayı takip ederek hava limanına ulaşmayı başardık. Şirkete arabayı sağ salim teslim ettik. Trenle geri dönüp metroya bindik. Amacımız birliğe sağ salim teslim olmaktı… Gurupla bir sonraki buluşma yerimiz Fontana di Trevi (Aşk çeşmesi) idi. Oraya yetişmeliydik.
HÜSEYİN SAYIN İTALYA İZLENİMLERİ -3
Pazar günü 7 ülkeden 25 öğretmen ile Vatikan Müzesinin yanındaki kuyrukta başlayan buluşmamızın ardından kuyruk acısını dindirmek için Müzenin iç bölümlerini, harikulade görkemli heykelleri, tavan süslemelerini, Mikelanjelo(Michelangelo) ,Rafuel (Raphael) gibi ünlü ressamların metrelerce yükseklikteki resimlerini temaşa ederek Sistine Şapeli’ni gezdik. Derken kiralık aracımızdaki bavul krizi belirdi aniden. Bir yandan aracı teslim etmemiz gerekirken bir yandan da bavulları nereye koyacağımız sorusu bizi endişelendirmeye başladı. İtalya’nın ev sahibi öğretmenleri ile yaklaşık 20 dakikada yaptığımız görüşme ve mülakatların sonucunda iki bayan arkadaşımızı grup ile bırakarak grup ile bağlantıyı koparmamaya karar verdik. İbrahim Hoca ile ben ise bavulları otele götürmeye, sonrasında da aracı teslim edip guruba katılmayı amaçlayarak guruptan ayrıldık. Biraz fazla mı basit düşünmüştük. Karmaşık olaylar o andan itibaren birbirini takip etti.
O gün Vatikan’ın önü çok kalabalıktı. Herkesin eline posterler, pankartlar ve bayraklar kurtuluş gününü kutluyordu. Yol arkadaşım İbrahim ile önce bavulları tekrar otele bıraktık ardından arabanın boşalan deposuna yakıt almak gerekiyordu. Bu işlemi Termini istasyonunu yakınlarında alırız diyerek erteledik. Atalarımızın “Bugünün işini yarına bırakma!” atasözünü göz ardı ettiğimizden olacak ki İstasyonun yakınlarında benzinci bulamadık. Arabayı da teslim edememiştik. Oradan çıkıp da başka bir istasyon bulduğumuzda saat 11.00’ı çoktan geçmişti. Bu arada İbrahim de cüzdanını kaybettiğini fark etmişti.
Biz bu telaşeyi yaşarken Nihan ve Gamze hocalar gurupla birlikte filmlerden de tanıdığımız gladtyatörlerin dövüştüğü, Romanın gösteri ve şov arenası olan Colesseum’u, İspanyol Merdivenlerini ve Pizza de Venezia (Venezia Meydanı)nı gezmişler ve sürekli hareket halinde Roma’nın önemli mekânlarını geziyorlardı.
Cüzdan arayışlarımız bizi Roma Emniyet Müdürlüğü’ne kadar götürdü. Orada verdiğimiz ifade de yanımıza kar kaldı. Oradan da apar topar ayrılarak Fiumicino Hava Alanına arabayı teslim etmeye gittik. Heyecan dolu dakikalar yaşıyorduk. Sanki Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabının içindeydik. Yanlış yollardan geç de olsa saparak, her durduğumuz ışıkta yanımızdakine sorarak, bazen yolları kapatarak, bazen akan trafiği durdurarak, bazen de adres sorduğumuz arabayı takip ederek hava limanına ulaşmayı başardık. Şirkete arabayı sağ salim teslim ettik. Trenle geri dönüp metroya bindik. Amacımız birliğe sağ salim teslim olmaktı… Gurupla bir sonraki buluşma yerimiz Fontana di Trevi (Aşk çeşmesi) idi. Oraya yetişmeliydik.
HÜSEYİN SAYIN İTALYA İZLENİMLERİ -3
272 defa okundu...














BAYRAM MİRİK
YASEMİN ESLEM YILMAZ
İSMAİL ÖNGÖREN
MURAT GÖRMEN













