Pompei’de asırlar önce yaşanan dehşeti günümüzde de görmek mümkün.Tarihin derinliklerinde yaşanan çok önemli bir olaya tanıklık ettiği için Pompei, bizi oldukça meraklandırıyordu. Çok eski ve görkemli bir medeniyet olan Pompei halkının bizlere ibret olarak bıraktığı harabeleri görebilmek öyle kolay ele geçen bir fırsat değildi.
Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra yola koyulduk. Kahvaltıları tuhafımıza gitmişti. Zeytin ve peynirin olmadığı ve hep şekerli yiyeceklerin olduğu kahvaltı iştah kapatıcıydı. Zeytin ülkesinde nasıl zeytin olmaz sorusuna cevap bulamayışımızın şaşkınlığı ile birlikte 2 saat süren bir yolculuk yaptık. Pompei şehri Roma’nın güney tarafında Napoli şehrinin bitiminde yer alıyordu. Girişinden itibaren hayretlerimizi celbeden tiyatro ve gösteri arenası, gladyatörlerin savaş yerleri, üzüm bağları tarihin derinliklerine doğru sürüklüyordu bizleri. Elimizde İngilizce kılavuz kitapları ile verilen haritadaki numaraları eşleştirerek gezdiğimiz yapıların özelliklerine vakıf olduğumuz antik şehir sanki günümüze kadar faaliyetteymiş de yakınlarda sel basıp her şeyi süpürmüş gibiydi.

M.S. 70 li yıllarda Vezüv yanardağından çıkan lavlar ve tüflerin altında can veren insanlar, şehircilikte ve imarda o kadar ileri gitmişler ki şehrin tüm sokaklarına varıncaya kadar su kanallarıyla donatmışlar. Daracık sokaklar arasında kalan taşlar meğer o dönemdeki içi su dolu kanalları geçmek için konulmuş ve köprü vazifesi gören atlama taşlarıymış. Evlerde mutfaklar su kanallarına yakın inşa edilmiş içine şarap konular küpler sanki yeni tükenmiş gibi diriydi.

POMPEİ MEDENİYETİNİ YANARDAĞ YOK ETTİ
Taşlaşmış insan ve hayvan bedenlerini gördüğümüzde kanımız donmuştu. Çünkü kemik dokuları bile hala tazeydi. Ufacık çocukların kimileri annesinin kucağında can verirken, kimileri ise tek başına çöken binaların altında taşlaşmış bir şekilde durmaktaydı. Uzaktan görseniz o taşları insan değil de bir taş heykel olduğunu zannederdiniz. Fakat kemik ve iskeletler onların gerçek insan olduğunu ispatlıyordu. Sokaklar şehrin krallarını ve ileri gelen nüfuzlu kişilerin evlerinin önüne gelince genişliyor ve adeta bir meydanı andıran genişliğe açılıyordu. Sütunlarla çevrili meydanın etrafında hamamlar, ticaret mekânları, kilise, içlerinde ağaçlar bulunan bahçeli evler bulunmaktaydı. Pompei medeniyeti M.S. 70’li yıllar uzanan çok eski bir medeniyetti. Şaşaada, debdebede ve gösterişte çok ileri gitmişler, sanat, edebiyat ve müzik alanında da zirve noktasını yaşayan bir medeniyetti. Öyle bir medeniyet ki şu anda günümüz pek çok şehrin ve kasabanın şehirciliğini bile geride bırakan bir imar ve mimariye sahipti. Tarih bize gösteriyor ki Vezüv Yanardağı’nın kaynar sudan 5 kat daha sıcak olan bir tüf ve gaz tabakası altında kalana insanların kimileri, karbondioksit zehirlenmesinden, kimileri kaçarken, kimileri de kaynar taşlar altında kalmaktan, kimileri ise yakıcı tüflere yapışmaktan can verişlerdi. Merakı olanların araştırıp okumasını ve internetteki belgeselleri izlemesini ümit ederek gezimizin birinci günün Napoli’yi son durak yaparak noktaladık. 2. gün Traditional Children Games adlı projemizin 7 ülkeden gelen katılımcıların ve 30 öğretmenin ve Portekizli 4 öğrencinin buluşma günüydü.
Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra yola koyulduk. Kahvaltıları tuhafımıza gitmişti. Zeytin ve peynirin olmadığı ve hep şekerli yiyeceklerin olduğu kahvaltı iştah kapatıcıydı. Zeytin ülkesinde nasıl zeytin olmaz sorusuna cevap bulamayışımızın şaşkınlığı ile birlikte 2 saat süren bir yolculuk yaptık. Pompei şehri Roma’nın güney tarafında Napoli şehrinin bitiminde yer alıyordu. Girişinden itibaren hayretlerimizi celbeden tiyatro ve gösteri arenası, gladyatörlerin savaş yerleri, üzüm bağları tarihin derinliklerine doğru sürüklüyordu bizleri. Elimizde İngilizce kılavuz kitapları ile verilen haritadaki numaraları eşleştirerek gezdiğimiz yapıların özelliklerine vakıf olduğumuz antik şehir sanki günümüze kadar faaliyetteymiş de yakınlarda sel basıp her şeyi süpürmüş gibiydi.

M.S. 70 li yıllarda Vezüv yanardağından çıkan lavlar ve tüflerin altında can veren insanlar, şehircilikte ve imarda o kadar ileri gitmişler ki şehrin tüm sokaklarına varıncaya kadar su kanallarıyla donatmışlar. Daracık sokaklar arasında kalan taşlar meğer o dönemdeki içi su dolu kanalları geçmek için konulmuş ve köprü vazifesi gören atlama taşlarıymış. Evlerde mutfaklar su kanallarına yakın inşa edilmiş içine şarap konular küpler sanki yeni tükenmiş gibi diriydi.

POMPEİ MEDENİYETİNİ YANARDAĞ YOK ETTİ
Taşlaşmış insan ve hayvan bedenlerini gördüğümüzde kanımız donmuştu. Çünkü kemik dokuları bile hala tazeydi. Ufacık çocukların kimileri annesinin kucağında can verirken, kimileri ise tek başına çöken binaların altında taşlaşmış bir şekilde durmaktaydı. Uzaktan görseniz o taşları insan değil de bir taş heykel olduğunu zannederdiniz. Fakat kemik ve iskeletler onların gerçek insan olduğunu ispatlıyordu. Sokaklar şehrin krallarını ve ileri gelen nüfuzlu kişilerin evlerinin önüne gelince genişliyor ve adeta bir meydanı andıran genişliğe açılıyordu. Sütunlarla çevrili meydanın etrafında hamamlar, ticaret mekânları, kilise, içlerinde ağaçlar bulunan bahçeli evler bulunmaktaydı. Pompei medeniyeti M.S. 70’li yıllar uzanan çok eski bir medeniyetti. Şaşaada, debdebede ve gösterişte çok ileri gitmişler, sanat, edebiyat ve müzik alanında da zirve noktasını yaşayan bir medeniyetti. Öyle bir medeniyet ki şu anda günümüz pek çok şehrin ve kasabanın şehirciliğini bile geride bırakan bir imar ve mimariye sahipti. Tarih bize gösteriyor ki Vezüv Yanardağı’nın kaynar sudan 5 kat daha sıcak olan bir tüf ve gaz tabakası altında kalana insanların kimileri, karbondioksit zehirlenmesinden, kimileri kaçarken, kimileri de kaynar taşlar altında kalmaktan, kimileri ise yakıcı tüflere yapışmaktan can verişlerdi. Merakı olanların araştırıp okumasını ve internetteki belgeselleri izlemesini ümit ederek gezimizin birinci günün Napoli’yi son durak yaparak noktaladık. 2. gün Traditional Children Games adlı projemizin 7 ülkeden gelen katılımcıların ve 30 öğretmenin ve Portekizli 4 öğrencinin buluşma günüydü.
HÜSEYİN SAYIN İTALYA İZLENİMLERİ -2

379 defa okundu...














BAYRAM MİRİK
YASEMİN ESLEM YILMAZ
İSMAİL ÖNGÖREN
MURAT GÖRMEN













