İnşaat sektörü ranta dönüştü! | Konya Yenigün
İnşaat sektörü ranta dönüştü!

İnşaat sektörü ranta dönüştü!

15 Ocak 2012 Pazar 13:04

Depremlerin ardından değişen yapı mevzuatlarının faydalı olduğunu belirten Konya İMO Başkanı Ali Çınar,


Depremlerin ardından değişen yapı mevzuatlarının faydalı olduğunu belirten Konya İMO Başkanı Ali Çınar, “Fakat 21. yüzyılda halen yapı müteahhitliğinin yapılamamış olması bir eksikliktir. Yapılmamasının nedeni ise bu sektörün ranta dönüşmesi ve parası olan herkesin bu işi yapmasıdır” dedi

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden birini inşaat oluşturuyor. Ekonominin lokomotifi olarak da görülen ve 400’e yakan sektörle ilişkisi bulunan inşaat sektörü, aynı zamanda istihdam açısından da büyük avantajlar taşıyor. Son yıllarda inşaat alanında Konya’da önemli atılımların yapılmasının yanında, yaşanan depremler de sektörle ilgili yeni kanunların çıkmasını sağladı. 1999 Marmara Depremi’nin ardından imar mevzuatında yapılan değişiklikler ve 2011 yılında Yapı Denetim Kanunu’nun devreye girmesi sağlam yapıların yapılmasını gündeme getirdi. 2012 yılı itibariyle de yapı müteahhitlerinin sicillerinin tutulmaya başlaması ve inşaatlarda belgeli usta çalışması dönemine geçilmesi de inşaat firmaları arasında kısa süreli tedirginlik oluşturdu. Tedirginliğin nedeni ise çıkan mevzuatlarda eksikliklerin olması. İnşaat Mühendisleri Konya Şubesi Başkanı Ali Çınar, yapıların sağlamlığı açısından düzenlemelerin faydalı olduğunu ancak mevzuatlarda eksikliklerin bulunduğunu bu eksikliklerin ise mevzuatların amacına gölge düşürdüğünü söyledi. Yapı Denetim Kanunu’nda denetim firmalarının ücretlerini inşaat firmasından almaması gerektiğini çünkü böyle bir durumun yapı denetiminde randıman sağlamayacağını belirten Ali Çınar,  halen yapı müteahhitliğinin de tanımının yapılamamış olmasının büyük bir eksiklik olduğunu kaydetti.

* 2011’i inşaat sektörü açısından verimli bir yıl olarak görüyor muzunuz? 2010’daki beklentiler 2011’de gerçekleşti mi?
– İnşaat sektörü lokomotif sektördür. Oluşturmuş olduğu iş gücü, milli gelire katkısı, ve 400’e yakın sektörle ilişkisi bakımından ekonomide anahtar bir rol oynamaktadır. Bu açıdan inşaat sektörünü geçmiş dönemlerle değerlendirmek daha doğrudur. 2001-2004’te çok kötü dönemler yaşadık. Sektör olarak nem kapan bir sektörüz. Çünkü paralı bir sektörüz ve böyle olduğu içinde de yatırım yapmak isteyenlerin ilk önceliğini inşaat oluşturmaktadır. Ülkenin ekonomi ve siyasi durumu sektörü doğrudan ilgilendirmektedir. 2001–2004 yılları arasında en kötü dönemlerimizden birini geçirdik. 2006 yılında en büyük büyümeyi sektörel olarak sağladık ve yüzde 20 oranında büyüdük. 2007 yılında cumhurbaşkanlığı belirsizliği ve genel seçimlerin olması yatırımcıyı beklemeye aldı. Küresel kriz piyasayı etkiledi. 2008–2009’da sektör yüzde 20 oranında küçüldü. 2010 yılının ilk altı ayında gayrimenkul satışlarında düşüş yaşandı. Bundaki en büyük etkiyi ise yine referandum oluşturdu. Referandum belirsizliğinin ortadan kalkmasından sonra ise sektör açılmaya başladı. İnşaat alanında muazzam bir artış başladı. Projeler devreye girdi. Konya’da da yatırımcılar yatırımlarını yapmaya başladılar. 2010 yılında muazzam bir proje geçti. Her yıl 4 milyon metrekare proje onaylarken 2010 yılının ilk altı ayında sadece 4 milyon metrekarelik proje onayladık. Yıl sonu itibariyle de onaylanan projelerin toplam metrekare alanı 6,5 milyon’dur. Onaylanan projeler 2011 yılında uygulamaya geçildi. Bu durum bizi sektör açısından umutlandırdı. 2011’in ilk çeyreğinde ekonomi de yüzde 11’lik bir büyüme görülürken, inşaat yüzde 14 büyüdü.  İkinci çeyrekte de yüzde 13 büyüdük. Bu açıdan inşaat sektörü Türk ekonomisini büyüten imalattan sonra ikinci sektördür. Aynı büyümeler 2011’in ikinci yarısında da devam etti. İnşaat alanında verimli bir dönem geçirdik.
* Yılın son aylarında yoğun şekilde proje onaylanmasında 1 Ocak 2011’de devreye girecek Yapı Denetim Kanunu mu etkili oldu?
– Kesinlikle etkisi büyük. 13 Temmuz 2010 yılında Yapı Denetim Kanunu’nun uygulanacağını ve 1 Ocak 2011’den itibaren de yasanın uygulamaya geçileceğinin açıklamasının ardından inşaat firmaları ellerindeki projeleri onaylatmaya başladı. Aralık ve Kasım ayında yoğunluğun olması bundan kaynaklanıyor. Yeni sisteme birden adapte olamıyoruz. Hemen tepki gösteriyoruz ama zamanla işe yaradığını benimsiyoruz. Bu düşünce dolayısıyla inşaat firmaları ‘Ruhsatımızı bir alalım’ diyerek ellerindeki projeleri 1 Ocak’tan önce onaylattı. Yine aynı şekilde Enerji Piyasa Performans Yönetmeliği’nde devreye girmesi de yoğunluğu arttırdı. Enerji Piyasa Performans Yönetmeliği de yalıtımla ilgili. Yönetmelikle birlikte az enerji tüketen, az cepheye zarar veren, yeşil binaların oluşturulması düşünülüyor.   En büyük sorun kirli havanın olması. 17 Aralık’ta hava kirliliğinin sebebi yakılan yakıtın çok kötü olmasıdır. Daha çok enerji ile aynı ısıyı alıyorsunuz ve karbondioksit atıyorsunuz. Fakat yalıtımla birlikte bina az yakıtla daha çok ısınacak böylece çevre daha kirlenmiş olacak.
* Yeni yılla birlikte yapı müteahhitlerinin sicillerinin tutulmasını ve inşaatlarda yetki belgeli ustaları çalıştırılmasını nasıl karşılıyorsunuz?
– 2012’yle birlikte yapı müteahhitlerin sicilleri tutulmaya başladı ve ustalar sertifika olmadan çalışamayacaklardır. Fakat yeni düzenleme ise birçok yönleriyle noksan kalmıştır. Bunların başında müteahhitliğin tanımının net olarak ortaya konmamasıdır. Halen parası olan bu işi yapabilecektir. Birçok deprem geçirmemize rağmen halen ders çıkarılmadığı ortadadır. Kimler müteahhitlik yapabilir, kriterleri nasıl olmalıdır? Şeklinde bir beyanat yok. Biz bu durum 1992 yılından itibaren açıklıyoruz. Berberlik için bile diploma istenildiği bir ülkede müteahhitliğin tanımı yok. Olmasını da istemiyorlar çünkü devletin kendisi müteahhitlik yapıyor. Milletvekilleri, bürokratlar bu işi yapıyor. Sektör giderek ranta dönüşmüştür. Yeni düzenlemenin en önemli yanı sicillerinin tutulacak olması. Böylece Ağrı’da imara aykırı bir yapı yapan müteahhit oradaki işini düzeltinceye kadar başka hiçbir yerde müteahhitlik yapamayacak. Bu durumda güzel bir gelişmedir. Ancak söylediğim gibi müteahhitlik tanımının olmaması yasaya gölge düşürmektedir. Yetki belgeli ustaların çalışmasına gelince ise biz bu işi 2002 yılından itibaren yapıyoruz. Kalıpçı, demirci ve duvarcılara yönelik kurslar düzenliyoruz ve kursun sonunda yazılı sınava tabii tutuyoruz. Yazılı sınavı geçen bu sefer sözlü sınava giriyor. Sözlüye geçen ustaya da sertifikasını veriyoruz. Şu anda bine yakın usta bu şekilde kurumumuz tarafından sertifikalandırılmıştır.
* Yaşanan depremler devleti yapı sektöründe yeni tedbir almaya mı itiyor?
– Son Van depremi büyük yaralar aldığımız depremlerden biri oldu. Fakat acıları ve mutlulukları çabuk unutan bir milletiz. Bir deprem oluyor televizyonlar günlerce depremin nedenlerini, yapılması gerekenleri konuşuyor ama bir bakıyorsunuz yayınlar birden kesiliyor. Böyle olunca da hükümet tarafından yapılarla ilgili sert tedbirler alacağız açıklamaları da belli bir süre sonra unutuluyor. Bu açıdan Yapı Denetim Kanunu oturmamış bir sistemdir. Sigortası, mesleki sigortası olmayan bir denetim sistemi olamaz. Bütün sorumluluk özel şirkete veriliyor. Bir deprem sırasında bina yıkılırsa o şirket geride kalanlara ne verebilecek? Zararı karşılayabilecek mi? Onun için bu denetimin bir sigortaya bağlanması gerekli. Yasadaki bu noksanların olmasının en önemli nedeni meslek odalarının görüşlerinin alınmamış olmasıdır. Diğer yandan yapı denetim firmasına parayı inşaat firması veriyor. “Al şu parayı git benim inşaatımı denetle” diyor. Şimdi böyle bir tablo içinde şeffaf bir denetimden bahsedebilir miyiz? Hayır. O zaman denetim firması parasını bakanlık kanalıyla almalıdır. Bu sisteme geçilmediği sürece denetimde randımanın alınması olanaksızdır. Ayrıca yeni yapılardan ziyade öncelikle mevcut yapıların denetlenmesi gerekiyor. Mevcut yapılar depreme dayanıklımı, hangi bölgelerde çürük yapılar var, binaların ruhsatı alınmış mı, iskân izni var mı, binayı mühendis mi yapmış? Belirlenmesi gerekiyor. Çünkü bir deprem olduğunda önce bu yapılar çökmektedir. Diğer yandan kaba yapıda 15 yıl ve ince yapıda 2 yıl olmak üzere yapı denetim firmalarına sorumluluk verilmiştir. Vatandaşlar bu sorumluluğun bilincinde olsun ve binalarında görülen çatlakları, bozulan kapı kollarını, çeşmeleri, tesisat hataları sorumlu denetim firmasına yaptırsınlar. Bu yönüyle de vatandaşlar haklarını arasın.
* Yıl içinde inşaat malzemesine de önemli oranda zam yapıldı. yapılan zamlar sektörü nasıl etkiledi?
– Fiyatların artıp artmaması az talep dengesine bağlıdır. İnşaat talep olmazsa malzeme fiyatlarının yüzde 50 düşmesi bir şey ifade etmez. Çünkü yapılan binanın alıcısı olması gerekir. 2008 yılında kendini gösteren küresel krizle birlikte demir 2 bin TL oldu. İnsanlar bunu bahane etti ve konut fiyatları yükseldi. Emtia fiyatlarının yüksek olması maliyeti etkileyecektir. Bu yükseliş satıcıya bunu yansıtacaktır. Satıcı bunu alabiliyorsa emtiaya fiyatlarının artması çok anlam ifade etmez. Az talep dengesi çok önemli.
* Bazı bölgelerde arsa fiyatları da önemli oranda arttı. Arsa fiyatlarındaki artışın sektöre etkisi ne oldu?
– Arsa fiyatlarının artma nedeni herkesin inşaat sektörüne girebilmesinden kaynaklanıyor. Eğer bugün sektör sorun yaşıyorsa bunun en büyük nedeni parası olan herkesin sektöre girmesidir. Bugün 3–4 doktor birleşip yapsat yapıyor. Ben berberlik, avukatlık, doktorluk yapamıyorum fakat doktor, avukat müteahhitlik kimliği adı altında inşaat yapıyor.  Bu durum ise doğrudan arsa fiyatlarını etkiliyor. Arsa fiyatları 50 TL iken talep var diye 100 TL oluyor. Talep olmayınca kendi değerine düşüyor. Ekonomi iyi iken sektör iyi ekonomi bozulunca duraklama dönemine giriyoruz. Bu açıdan müteahhitlik tanıtımın ve kriterlerinin belirlenmeli gerekiyor. Herkes kendi işi ve mesleğini yaparsa arsa fiyatları artmaz ve konut fiyatları da buna bağlı olarak düşer. Eğer süreç böyle devam ederse belli bir süre sonra konut fazlalığı ortaya çıkacak ve inşaat sektörü önemli oranda küçülecektir. 
* Şehirde birkaç yıldır devam eden kentsel dönüşüm projelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Artık kentimiz büyüyor. Bu büyüme gerçekleşirken de eski yerleşim yerlerinin rehabilitasyonu büyük önem taşıyor. Muhacir Pazarı, Şemsi Tebriz-i, Tarla Mahallesi gibi yerlerde yenileme çalışmasının yapılması gerekiyor. Kaliteli yapılaşma noktasında ilerleme sağladık. Bundaki en büyük etki yeni teknolojileri kullanmamızdan kaynaklanıyor. Bunun yanında eski yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi de önemli. Bu noktada odamıza ne görev düşüyorsa biz gönüllü olarak yapmaya hazırız. Fakat kentsel dönüşüm yapılırken geleneksel yaşam kültürümüzün de yok olmaması gerekiyor. İnsanların birbirlerini sıkıntılarını, dertlerini bildikleri yaşam kültürünü yıkıp yüksek katlı binalar yapıyoruz. Bina yapmakla kalmayıp etrafını güvenlik içine alıp sosyal hayattan kopuyoruz. Bir yakınımızı ziyaret edeceğimizde kapıdaki güvenlikçiye kimlik vererek içeri giriyoruz. Böyle bir durum bizim geleneksel misafirlik ilişkilerimize yakışmamaktadır. Binalarda tabii ki güvenlik olsun ama kültürümüzü de yok etmesin. Apartmanda komşular birbirlerini tanımıyor. Asansöre binerken bile birbirlerine selam vermeyip başlarını eğiyorlar. Dolayısıyla sosyalleşme kültürünü ortadan kaldırıyoruz. “Şehri güzelleştiriyoruz” diye de benliğimizi kendi ellerimizle yok etmenin hiçbir anlamının olmadığını düşüyorum.
* Son yıllarda kooperatifçiliğin giderek yok olmasını nasıl görüyorsunuz?
– Kooperatifçilik eskiden yoksulun ev hayali için bir umut kapısı konumundaydı. İnsanlar biriktirdiği parasıyla bir kooperatife gireyim ve belli bir yıl sonra evim olsun düşüncesindeydi. Fakat maalesef insanların umutlarını bazı kooperatifçiler söndürdü. Bu işi iyi yapanların yanında beceremeyenler de oldu. 3–4 kişi şu kadar üye buluruz düşüncesiyle kooperatif işine girdi ancak işi yürütemediler. 15 yıldır bitmeyen kooperatifler ver. Dolayısıyla insanlarda kooperatife karşı güven azaldı. Bu sefer yap-sata karşı ilgi olmuştu. Vatandaşlar sağdan soldan borç bularak, kredi çekerek yap-sat alıyor ve birkaç yıl içinde kendi evine oturuyor. Konut kredilerinin de zaman zaman düşmesiyle bugün yap-sat önemli bir inşaat sektörü halini aldı.   
* Konya’ya yüksek katlı binaların yapılmasını mimari açıdan nasıl görüyorsunuz?
– Konya’da yeşile ve sosyal alanlara ihtiyacımız var. En önemlisi ise 30–40 bin kişiyi buluşturacak sosyal alanlara. Fakat yapılaşmanın bu alanı bırakılıyor ve ağırlıklı olarak binaya yapılıyor.  Böyle oluca de şehre nefes alacak yer kalmıyor. Kişisel olarak yüksek katlı binaların yapılmasına karşıyım. Fakat bazı yerlerde çok katlı binalara ihtiyaç duyuluyor. Özellikle kentsel dönüşüm alanlarında şahsın 100 metrekarelik bir yeri var bugünün şartları içinde bir daire bile etmez. Fakat o şahsa daire verileceği için bu sefer kat sayısı arttırılıyor. Örneğin Amerika’da iş yerleri ve ticaret merkezlerinin önemli bir bölümü gökdelenlerden oluşmasına rağmen insanlar müstakil evlerde oturuyor. Çünkü yüksek katlı binalar yaşam kültürünün oluşmasını engelliyor. 
SÖYLEŞİ-HASAN AYHAN
 



356 defa okundu...
İlgili Başlıklar» Reklam sektörü Selçukta buluşuyor
» Otomotiv sektörü Konyada buluşacak
» İnşaattan düşen işçi öldü
» Özel sektörün kredi borcu 129,7 milyar dolar
» Türk deri sektörü gücünü kullanamıyor
» İnşaat sektörü Konya'da buluşuyor
» Mobilya sektörü eleman bulamıyor
» MÜSİAD Okkalar İnşaatı ziyaret etti
» İnşaat işçileri kazada hayatını kaybetti
» 2B inşaat sektörüne katkı yapacak
» İnşaat sektörü yavaşlamaya başladı Faiz oranları düşmeli
» Elektrik sektörü Almanya'da buluştu
» Uyku sektörünün liderlerinden Visko Love Konyada açıldı
» Evlilik sektörü festivalde buluştu
» Ticaret ve inşaat sektöründe güven endeksleri arttı
» Biyoyakıt sektörü Konyada tartışılacak
» Perakende sektöründe eğitim atağı
» Türkiye tavukçuluk sektöründe iddialı
» Konal İnşaattahedef kaliteli hizmet
» Soğuk hava ayakkabı sektörünü hareketlendirdi
Facebook'ta Paylaş

23°
Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi
KONYA
  • ADANA
  • ADIYAMAN
  • AFYON
  • AĞRI
  • AKSARAY
  • AMASYA
  • ANKARA
  • ANTALYA
  • ARDAHAN
  • ARTVİN
  • AYDIN
  • BALIKESİR
  • BARTIN
  • BATMAN
  • BAYBURT
  • BİLECİK
  • BİNGÖL
  • BİTLİS
  • BOLU
  • BURDUR
  • BURSA
  • ÇANAKKALE
  • ÇANKIRI
  • ÇORUM
  • DENİZLİ
  • DİYARBAKIR
  • DÜZCE
  • EDİRNE
  • ELAZIĞ
  • ERZİNCAN
  • ERZURUM
  • ESKİŞEHİR
  • GAZİANTEP
  • GİRESUN
  • GÜMÜŞHANE
  • HAKKARİ
  • HATAY
  • IĞDIR
  • ISPARTA
  • İÇEL
  • İSTANBUL
  • İZMİR
  • KAHRAMANMARAŞ
  • KARABÜK
  • KARAMAN
  • KARS
  • KASTAMONU
  • KAYSERİ
  • KIRIKKALE
  • KIRKLARELİ
  • KIRŞEHİR
  • KİLİS
  • KOCAELİ
  • KONYA
  • KÜTAHYA
  • MALATYA
  • MANİSA
  • MARDİN
  • MUĞLA
  • MUŞ
  • NEVŞEHİR
  • NİĞDE
  • ORDU
  • OSMANİYE
  • RİZE
  • SAKARYA
  • SAMSUN
  • SİİRT
  • SİNOP
  • SİVAS
  • ŞANLIURFA
  • ŞIRNAK
  • TEKİRDAĞ
  • TOKAT
  • TRABZON
  • TUNCELİ
  • UŞAK
  • VAN
  • YALOVA
  • YOZGAT
  • ZONGULDAK
Foto Galeri Video Galeri
Skyfall'ın fragmanında İstanbul'dan tek kare yok

Dikkatsiz sürücülere 'Dikkat'

Üniversitelilerin kavgası kamerada

Hz. Mevlananın evi restore edilecek

En pahalı Türk filmi Fetih 1453

Hawaiide lavların büyüleyen görüntüsü

Şehit polislere hüzünlü veda

Afet bölgeleri mercek altında

Vatandaşa akaryakıt tuzağı!

İşte saldırganın resmi - Video Haber

Özgür Nasuh da Şekersporlu

Siyonistler kana doymuyor

Tüm Videolar
Haber Arşivi  |   Künye  |   İletişim  |   Giriş sayfam yap  |   Sık Kullanılanlara Ekle  |   Sitene ekle  |  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları saklıdır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz